Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: aayan@gmail.com

Metro projesinde çevresel sorular, sorunlar..

Metro projesinde çevresel sorular, sorunlar..

Bugüne kadar ÇED süreci için hazırlanan proje tanıtım dosyasına bakarak yaptığımız değerlendirmeleri, Mersin Büyükşehir Başkanı Seçer' in de katıldığı tanıtım toplantısı ardından artık ete kemiğe bürünecek haliyle yeniden yapabilecek durumdayız..

Tanıtım toplantısına katılan ve müellifi olduğu proje hakkında teknik bilgiler veren Daniel Kubin' in yaptığı sunum ve etkinliğin sonunda yönelttiğim sorulara verdiği yanıtlar ışığında konuyu ortaya çıkan görsel tasarım ötesine geçip bir kez daha ele almak istiyorum.

Böylece, tanıtım toplantısı ardından bana yoğun olarak yöneltilen "tatmin olup olmadığım" ve "proje gerçekten yapılacak mı?" sorularına da bir makaleyle cevap verip, ileriye yönelik bugünleri yazacak olanlara küçük ta olsa, bir şeyler bırakmayı amaçlıyorum.

Değerlendirmeyi iki bölümde yapmaya çalışacağım…

Projenin fiziki riskleri, çevresel etkileri ve işin ekonomik boyutuyla yapılabilirliği…

Projenin fiziki riskleri açısından en ciddi sorun, alınmış olan Çevre Etkilenme Değerlendirme raporunda yer alan çevresel sorunlarla, bugün ihaleye çıkılan projede ortaya çıkması kaçınılmaz sorunlar arasındaki şimdiden önlem alınmazsa ileride telafisi hayli zor çelişkiler..

Bugün ihaleye çıkılan ve 2018 yılında yapılan (Bakanlığın onayına sunulan kesin projenin tarihi 6 Kasım 2018) proje tümüyle yer altından geçecek bir raylı sistemden oluşurken bu proje dosyasında yer alması gereken nihai 'ÇED gerekli değildir' görüşünün yer aldığı Çevresel Etki Değerlendirme Belgesi 1.12.2017 tarihini taşıyor..

Gayet doğal değil mi? 'ÇED alınmış, sonra da buna dayalı kesin proje yapılmış' diye düşünülebilir..

Gelin görün ki, sorun tam da burada başlıyor..

Başlıyor çünkü, bu 'ÇED gerekli değildir' belgesinin dayandığı proje Mezitli' den başlayıp Çetinkaya kavşağına kadar uzanan 7930 metrelik bölümün hemzemin tabir edilen yer üstünde yapılmasını öngörüyor. Tıpkı aynı bölümdeki tüm istasyonların da yer üstüne inşa edilecek olması gibi..

Dolayısıyla hafriyatın sadece İstiklal Caddesi boyunca yer altından geçecek olan 4880 metrelik bölümle bu güzergahta yer alan 4 istasyondan çıkacağı varsayılıyordu.

Ve bu öngörüyle hazırlanan ÇED dosyasındaki hafriyat miktarı 802 bin ton olarak gösteriliyor.

Oysa bugün ihaleye çıkılan projede tüm taşıma sistemi ve istasyonlar yer altından geçecek. Bu kadar da değil.

Yine 1 Aralık 2017 tarihli 'Çevresel Etki Değerlendirmesi gerekli değildir' belgesine dayanak teşkil eden Mezitli- Gar hafif raylı sistem hattı dosyasındaki projede 'Depo sahası' Mezitli batısındaki bölgede ve yer üstünde yer alıyordu.

Bugün ise tanıtımı yapılan ve ihaleye çıkıldığına göre kesinleşen projede depolama alanı eski Otogar sahasının altında yer alacak ve iki katlı olacak..

Buradan da çıkacak hafriyat cabası..

Sürecin bu aşamasında; istasyonları, depolama alanı ve taşıma sistemiyle tümü yer altında yer alacak bu yeni projedeki hafriyat miktarı ne kadar sorusu önem kazanıyor..

Bu çalışma yapılmış mı? Hayır..

Yeni proje tümüyle 802 bin ton hafriyat atığına dayalı eski projede ön görülen verilere ve bu veriler ışığında alınan 'ÇED gerekli değildir' belgesine dayalı..

Yerin altına inilirse ne kadar hafriyat çıkacak? Sorusuna ışık tutacak gayet sağlıklı bir veri var elimizde…

Mersin metro projesini yapan Prota şirketinin üstlendiği bir proje daha var..

İzmir Buca- Üçyol metro projesi..

Bu projenin özelliği tıpkı Mersin gibi 11 istasyon ve 13,5 km uzunluğunda olması ve 2 katlı depolama alanı da dahil yer altında inşa edilecek olması..

Buca projesi inşaatında çıkacak olan hafriyat miktarı ne kadar? 3,8 milyon ton…

Yani Mersin' de ÇED gerekli değildir belgesine kaynaklık eden eski projedeki 802 bin tonun 4 katından fazla…

Son proje müellifi Kubin' e 'yer üstünden yer altına alınan hatlar nedeniyle ortaya çıkan proses değişikliği ve bu yerin altına inilmesiyle karşımıza çıkacak 3,8  milyon hafriyat atığının' çevreyi etkileyip etkilemeyeceğini, bu hafriyatı taşıyacak 190 bin kamyonun yaratacağı hava ve toz kirliliğinin yaratacağı sorunlara ilişkin yeniden ÇED gerekli değildir başvurusu yapılıp yapılmadığını' sordum.

Kendisi Çevre Bakanlığı yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde sistemin yer üstünden yer altına inmesiyle gürültü kirliliğinin azalacağını bu nedenle sorun görülmediğini bildirdiklerini söyledi.

Soruma karşı yaptığı açıklama birkaç nedenle sorunlu.. Öncelikle böylesine kritik ve kentin yaşamını, inşaat boyunca insanların sağlığını etkileyecek bir konuda görüş sözlü alınmaz. B konuda yazılı görüş istenmeli ve dosyaya konulmalıydı.

Asıl sorun ise çok daha büyük..

Gerçekten de sormamız gerekiyor; bu 4 milyon tona yaklaşan atık ne olacak? Nereye dökülecek..

Müellif Kubin sorumu geçiştirdi ve "bakarsınız atıklarla bir ada yaparız" 200 bin kamyonun trafik yükü, ortaya çıkacak toz emisyon sorunu yetmezmiş gibi kenti dönüştürecek yatırım tamamlandığında, bakarsınız nur topu gibi bir adamız olmuş..

Kentin kaderini, tüm yaşayanları, bileşenleri, paydaşları etkileyecek böylesi dev boyutlu bir proje ve basit olduğu kadar yanıtlanması zorunlu soruya verilen yanıt..

Tanıtım toplantısında bu çevresel sorunlara yanıt aramakla kalmadık..

Bir de artık kesinleşen ve ihale aşamasına gelinen projenin ekonomik boyutu, kaç paraya çıkacağı, getiri itibariyle geri dönüşü, kredi bulunup bulunmayacağı, bulunursa kredilerin ödemesi, faizi gibi konuları da gündeme getirip, yanıtlar bulmaya çalışalım istiyorum..

Sonraki makale konusu da bu olsun..