DOĞU SORUNUNUN TEMELİNDE FEODALİZM YOK MU?(*)
Türkiye’de dışa bağımlı neo-liberal ekonominin ve onun bir aracı olan şirketlerin getirdiği nokta; sömürü ve gelir dağılımın bozulması olmuştur.
Dışa bağımlı neo-liberal ekonomi, tarımda da çiftçileri fakirleşmiş, kırlar boşalmaya yüz tutmuş,birim tarımsal ürün artışı gerilemiş ve bunun sonucu tarımsal ürün ithalatında patlama yaşanmış ve yaşanmakta.
Üstelik tüketiciler de tarım ürünlerine ulaşamaz olmuşlardır. Bu nedenle kimilerinin neoliberal ekonomiye karşı tavır göstermesi görüntüsüyle ,yine neo-liberal ekonominin bir aracı olan şirketlerle çözüm yolları önermesi tarımdaki çöküşü engelleyemez.
Türkiye ekonomisi ve tarımının temel çıkmazı bağlamında Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da varlığını sürdüren feodalizmin da payı vardır.
Türkiye ekonomisi ve tarımının temel çıkmazında feodalizmin payı
Feodalizm,Türkiye genelinde üç konuyu tetiklemekte.
- Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan Batı şehirlerimize denetimsiz göçü yaratmıştır. Bu da şehirlerde yapısal sorunları ortaya çıkarmıştır.
- Feodal yapı,milli gelirin artmasını engellemiştir. Çünkü bölgede var olan feodalizm tarımsal üretimde verimsizliğe neden olmakta.
- Ve emperyal devletler tarafından artık açık bir şekilde destelendiği bilinen PKK hareketinin ekonomik,politik ve sosyolojik ortamını yaratmıştır.
Prof.Dr. Halil İnalcık,bunun emperyal ayağını şöyle dile getirmiş: “AB ve ABD bugün Kürtleri destekliyor; Ermeniler ve Kürtler, şimdi Amerika’nın Ortadoğu’da yeni “parçala-bağımlı yap” politikasından kendileri için çok ümitliler… Bence bütün bunlar, Avrupa’da 19.yüzyıldaki Doğu Sorunu” politikasının devamından başka bir şey değildir.”demişti.
Feodalizm ve Toprak Reformu
Bir zamanlar bu ülkede feodalizmi tasfiye etmek için “Toprak Reformu” ile ilgili tartışmalar vardı. Kimileri “Tarım Reformu”, kimileri de ya da “Toprak Devrimi”derdi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da varlığını sürdüren feodal düzen ne?
Feodal yapı, bilindiği üzere toplumsal hiyerarşinin toprak sahipliği ve kişisel bağlılık temelinde ortaya çıkan bir sistem . Bu hiyerarşide, Türkiye gündeminde toprak sahibi ağalar, aşiret reisleri, tarikat şeyhleri ve onlardan beslenen etnik,dinsel siyasetçiler ve siyasal yaklaşımlar var.
Kısaca Kürt ayrılıkçı hareketinin egemen olduğu bölgede toprak mülkiyeti, aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetiminde.
Ağalara ait topraklarda yoksul Kürt köylüsü, yarı aç yarı tok varlığını sürdürmeye çalışıyor. Seçimlerde oylar kitlesel olarak atılıyor ve beyler meclise giriyor. Milletvekilleri ve belediye başkanları, genellikle ya toprak ağaları ya da yakınlarından...
Toprak ağaları siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı sürdürüyorlar.
Sanayici ve ticaret erbapları da benzer sınıfsal yapıda.
Kürt köylülerinin kimileri de toprağa bağlı olmaksızın hayvancılık yapıyor, ancak bunların bir kesimi, güvenlik nedeniyle hayvancılığı bırakmak zorunda kalmış. Bölgede eğitim ve sağlık hizmetleri de talebi karşılamaktan uzak.
Kentlere gelen yığınlar, sanayi ve hizmet sektörünün yeterince gelişememesi nedeniyle işsiz.
Geldiğimiz noktada başka bir değişim de söz konusu olmuş. Bölgede ağalara, beylere kooperatif kurdurmuşlar ve onları başlarına geçirmişler. Böylelikle dünyanın hiçbir bölgesinde gözlemlenmeyen bir kooperatifleşme modeli ortaya çıkmış. Bu yeni kooperatifleşmeye “Aga-Koop”adını vermiştim. Şimdi bölgenin yoksul köylüleri, Aga-Koop adı verilen kooperatifin kağıt üstünde eşit(!)ortakları, ancak eskiden olduğu gibi boğaz tokluğuna yaşamaya devam ediyorlar.
Güneydoğu ve Doğu’da ağalar siyasi partileri kendi aralarında paylaşarak her ne şekilde olursa olsun iktidarda kalmayı bugüne kadar sürdürdüler.
Feodalizmi Rakamlarla İfade Edelim Mi?
- Diyarbakır’da toprakların yüzde 41’inden fazlası ailelerin yüzde 3’ünün denetiminde.
- Şanlıurfa’da da 10 milyon dekara yakın arazinin yüzde 30’una yakını ailelerin yüzde 1.5’ine ait.
- DEM’li ve Mardin Derik'teki Kanco aşireti liderlerinden Ahmet Türk'ün ailesinin kaç köyü ve ne kadar tarım arazisi olduğuna dair resmi bir kayıt bulunmuyor. Sosyal medyada 40'tan fazla köyü ve 30 bin dönem arazi varlığına sahip olduğuna dair iddialar var.
Medyadaki haberlere göre;16 Kasım 2024 tarihindeİBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yerine kayyım atanan Ahmet Türk'ü ziyaret etmek için Mardin'e gitmiş.
Türk'ün evi olan 150 yıllık Kasrı Kanco Konağı'na araç konvoyuyla geçmiş.
İmamoğlu için Ahmet Türk'ün konağında 600 kişilik yemek verilmiş, 42 oğlak kesilmiş. Etler 5 kazanda pişirilmiş.
Temelde sorgulanması gereken,bu gerçeklerdeğil mi?
Feodalizm Sonuçları Neler?
- İşsizlik ve yoksulluğu yaratıyor.
- Bölgede eğitim ve sağlık hizmetleri de talebi karşılamaktan uzak.
- İç göçe neden oluyor. Kente göçenlerin arasında daha önce herhangi bir araziye sahip olanların oranı son derece az.
- Mevsimlik Tarım İşçiliği ile yoğun bir emek sömürüsü ortaya çıkıyor.
Mevsimlik tarım işçisi aileleri Mart, Nisan ve Mayıs aylarında evden ayrılırlar, daha çok Eylül, Ekim ve Kasım aylarında evlerine dönerler.
Göçün en önemli nedeni “ekonomik zorluklar”, bir başka deyişle topraksızlık ya da az topraklılık.Kente göçenlerin arasında daha önce herhangi bir araziye sahip olanların oranı son derece az. Ailelerin sadeceyüzde 7’sinin köylerinde tarım arazileri var ve bu arazilerin ortalama büyüklüğü 10 dönümden küçük.
- Feodalizm,bir feodal kültür ortaya çıkarmış.
- Narin’in katledildiği köyde bu durum ortaya çıkmadı mı? Köyde yaşayanların ve de eski bir milletvekilinin suskunluğu neyi ifade ediyor? Bunun mafya düzeninde “Omerta” denilen “Suskunluk Yasası”ndan farkı var mı?
- Feodalizm,aşiretler üretiyor. Medyaya yansıyan iki örnek.
3 Ekim 2025 tarihli medya haberlerine göre Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesi Başaran Köyü’ndeJirki Aşireti’nden Hülya-Emrah Gökçe çifti, 2 gün 2 gece süren düğünle evlenmiş. Damada 3 milyon TL ve geline de 1,5 kilo altın takılmış.
Geçtiğimiz günlerde yönetmen Emin Alper, “Kurtuluş” filmiyle Berlin film festivalinde Gümüş Ayı Büyük Jüri Ödülünü kazandı.
Yönetmen filmin konusunu geliştirirken 2009 yılında emperyalizmin maşası PKK terör örgütünün bölgede kol gezdiği bir tarihte komşu bir korucu köyünden ağır silahlı bir aşiretin , bir nişan töreni sırasında Mardin’in Bilge köyüne baskın düzenleyip çocuk-kadın demeden bir diğer aşiretten 44 kişiyi katlettiği kırımdan esinlendiğini söylüyor.”
- Kitleleri Ucuz Oy Deposu Durumuna Getiriyor.
- Ve de ayrılıkçı PKK hareketi, toprak dağımı sonucu ortaya çıkan yoksulluktan besleniyor.
Türkiye’de Ekonomi-Politika Yapıcılarına Soralım Mı?
Partilerin seçim programlarında toprak reformunu dile getiren tespit ve önerme var mı? Hani bir zamanlar tartışmasını yaptığımız Toprak Reformu’na oldu?
Yoksa bölgedeki milletvekili listeleri yine ağalar ve beylerden mi oluşturuldu?
Terörsüz Türkiye gündeminde Kürt Yoksullarının görüşü alındı mı?
Kürt sorununun çözümüne yönelik pakette, Kürt yoksullarının sendika, kooperatif gibi emek kitle örgütlerindeki temsilcilerinin görüşleri alındı mı?
Terörsüz Türkiye paketinde,topraksız köylüler, marabalar, kentlere yığılmış işsizler, boğaz tokluğuna çalışan işçiler, eğitim olanağı bulamamış gençler, kısaca Kürt yoksulları ortada gözükmüyor.
Daha da vahimi ise onların ekonomik gereksinmelerine, özgürleşme süreçlerine, kısaca insanca yaşamalarına yönelik ekonomik düzenlemeler ortalıkta yok.
Onlar adına konuşanlar; meclise girmiş feodal beyler, feodaliteden bağını koparmamış bölgenin sanayi ve ticaret erbapları, özetle Kürt yoksullarından beslenen katmanlar.
Biz değinelim. Sorunların öncelikle bölgede var olan eşitsiz toprak dağılımından kaynaklandığını dile getiren yazılar da yazıldı, önermeler de yapıldı, ancak iktidar ve muhalefet partileri de bu konunun üzerine gitmek istemiyorlar.
Feodalizmi Tasfiye Etmek İçin Çözüm Ne?
Toprak Reformu’nun ilk aşaması, elbette topraksız ya da az topraklı köylülerin yeter genişlikte topraklandırılmasıdır. Aslında T.C. Anayasası’nın 44. maddesi bunu zorunlu kılmaktadır.
- Toprak Reformu salt toprak dağıtımını içermemeli. Aynı zamanda bölgedeki feodal yapıyı tasfiye edecek olan ve temelinde “Toprak Reformu’nu kapsayan Bölgesel Kalkınma Planı” devreye sokulmalı.
- Toprak Reformu’yla birlikte bölgede kamu iktisadi kuruluşları eliyle sanayileşmeye ivme kazandırılmalı. Böylesi bir yaklaşımda, Devlet bölgede de yönlendirici ve yatırımcı olmalı.
Konu bir bütünsellik açısından ele alınmaz ise dağıtılan topraklar yeniden güçlülerin eline geçecektir.
Bunu engellemek için toprak reformunun , tarım işletmelerinin kooperatif örgütlenmesiyle ele alınması şart.
Burada girdilerin temininden başlayarak çıktıların pazarlanmasına değin kooperatifler temel alınmalı.
Bu bağlamda köylüler kooperatifler ile sanayici olmalı.
Yazımı;Atatürk’ün Toprak Devrimi konusunda yapmış olduğu bir söylemle sonlandırmak istiyorum.
- “1 Kasım 1937’de TBMM Açış Konuşması’nda Atatürk; “ Bir defa memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın, hiçbir sebep ve suretle bölünemez bir maliyet alması, büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgesinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınıflamak lazımdır”.demişti.
(*)Ayrıntılı Bilgi için bakınız.Kaymakçı,M.,2025.Türkiye Tarımı(Emperyalist Saldırı ve Çözümler).Pankuş Yayınlarıs.246-247,403-417























