Toprak Deniz İnsan -X-
Serinin dokuzuncu bölümünde, Mersin'in geleneksel su yönetimi pratiklerini, suyun kutsallığını ve günümüz su krizi karşısında kadim bilgeliğin bize söylediklerini ele almıştık. Bu bölümde ise, Torosların eteklerinden Akdeniz'in kıyılarına uzanan geniş bir coğrafyada yüzyıllardır süregelen bir başka kadim geleneğe, tıbbi ve aromatik bitkiler kültürüne odaklanıyoruz. Kekikten adaçayına, defneden sumağa, Mersin'in her köşesinde insanla bitki arasında kurulan bu derin ilişki, aslında doğayla uyumlu yaşamın en güzel örneklerinden biridir.
Bin bir Otun Diyarı: Mersin'in Bitki Çeşitliliği
Mersin, sahip olduğu farklı iklim kuşakları ve topografik yapı sayesinde olağanüstü bir bitki çeşitliliğine ev sahipliği yapmaktadır. Deniz seviyesinden başlayıp Torosların 2500 metreye ulaşan zirvelerine kadar uzanan bu dikey hat boyunca, her bölgenin kendine özgü bitki örtüsü gelişmiştir. (Everest ve Öztürk, 2005, s. 2), bu zenginliği şöyle vurgular: "Mersin ve Adana çevresi, Akdeniz havzasının en zengin bitki çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Yüzyıllardır bölge halkı, bu bitkileri gıda, ilaç ve çeşitli gündelik ihtiyaçlar için kullanmaktadır."
Bu zenginlik, biyolojik bir çeşitlilik olmakla birlikte, aynı zamanda kültürel bir mirastır. Her bitki, yöre halkı tarafından bilinir, tanınır, adlandırılır ve belirli amaçlar için kullanılır. Bu bilgi, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. (Emre ve diğerleri, 2021, s. 4), “Mersin'deki etnobotanik çalışmaların önemini şöyle açıklamaktadır: "Mersin'de geleneksel tıbbi bitki kullanımı, binlerce yıllık bir birikimin ürünüdür. Bu bilgi, modern tıbba da ışık tutabilecek değerli veriler içermektedir."
Kekiğin İzinde: Torosların Altın Kokusu
Mersin denince akla gelen ilk bitkilerden biri, hiç kuşkusuz kekiktir. Torosların eteklerinde, kurak ve kayalık arazilerde kendiliğinden yetişen bu mucizevi bitki, yüzyıllardır bölge halkının vazgeçilmezidir. Kekik, hem bir baharat hem de güçlü bir şifa kaynağıdır.
Mersin'de kekik, pek çok farklı şekilde kullanılır. Taze veya kuru olarak yemeklere lezzet katar; çay olarak demlenip içilir; yağı çıkarılarak şifa amaçlı kullanılır. Özellikle kış aylarında içilen kekik çayı, soğuk algınlığına karşı doğal bir kalkandır.
Adaçayı: Torosların Şifa Kaynağı
Bu tespiti destekler nitelikte, (Everest ve Öztürk, 2005), Mersin ve Adana'daki bitkisel ilaç pazarlarında yürütülen bir araştırmada, 2002-2005 yılları arasında bitki uzmanları ve müşterilerle yapılan doğrudan görüşmeler sonucunda 56 familyaya ait 107 tür incelenmiştir. Yerel bitki uzmanlarının belirttiği rahatsızlıklar, bitkisel tedaviler, kullanılan kısımlar ve preparatlar çapraz olarak değerlendirilmiş; yetiştirilen türlerin etnobotanik kullanımları belgelenerek kapsamlı bir envanter sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre, bu bitkilerin özellikle sindirim (%21,68), solunum (%10,43), kalp-dolaşım (%8,48), idrar yolu (%7,70) ve cilt (%6,48) rahatsızlıklarında kullanıldığı gözlemlenmiştir.
Örneğin, Kekik kadar olmasa da adaçayı da Mersin'in önemli tıbbi bitkilerindendir. Torosların serin yamaçlarında yetişen adaçayı, özellikle boğaz ağrıları, sindirim sorunları ve stres gibi pek çok rahatsızlığa karşı geleneksel olarak kullanılmaktadır.
(Emre vd., 2021, s. 12), Mersin'de adaçayının kullanım alanlarını şöyle sıralar: "Mersin'in dağ köylerinde adaçayı, en sık kullanılan tıbbi bitkilerin başında gelir. Özellikle kış aylarında soğuk algınlığına karşı, adaçayı limonla birlikte demlenerek içilir. Ayrıca mide rahatsızlıklarında da sıklıkla başvurulan bir bitkidir."
Adaçayı, şifadır, aynı zamanda sofralarda da yerini alır. Taze yaprakları salatalara eklenir, kurutulup çay olarak tüketilir. (Everest ve Öztürk, 2005, s. 7), adaçayının bölge halkı için önemini vurgularken şöyle der: "Mersinli için adaçayı, dağların hediyesidir. Onu toplamak, kurutmak, saklamak başlı başına bir kültürdür. Bu kültür, binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir."
Defne: Akdeniz'in Kutsal Ağacı
Akdeniz havzasının simge bitkilerinden biri olan defne, Mersin kıyılarında bolca yetişir. Antik çağlardan beri kutsal kabul edilen bu ağaç hem yaprakları hem de meyveleriyle pek çok alanda kullanılır.
Defne yaprağı, özellikle balık yemeklerinde, et yemeklerinde ve turşularda kullanılır. Defne sabunu ise, cilt hastalıklarına karşı geleneksel bir tedavi yöntemidir. (Emre vd., 2021, s. 18), defnenin tıbbi kullanımını şöyle açıklar: "Mersin'de defne yaprağı, romatizmal ağrılara karşı ağrı kesici olarak kullanılır. Defne yaprakları kaynatılır, bu suyla ağrıyan bölgelere masaj yapılır. Ayrıca defne sabunu da cilt hastalıklarında sıklıkla tercih edilir."
Sumak: Ekşinin Lezzeti
Mersin mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri de sumaktır. Torosların eteklerinde kendiliğinden yetişen sumak ağacının meyveleri kurutulup dövülerek baharat haline getirilir. Özellikle salata ve kebapla ilişkisi muhteşemdir.
Sumak, sağlık açısından faydalarıyla da bilinir. Antioksidan özelliği yüksek olan sumak, sindirimi kolaylaştırır, kan şekerini düzenler. (Everest ve Öztürk, 2005, s. 10), sumağın bu özelliklerine dikkat çeker: "Mersin'de sumak, yüzyıllardır hem baharat hem de ilaç olarak kullanılmaktadır. Özellikle mide rahatsızlıklarında, sumak suyu içilmesi yaygın bir gelenektir."
Geleneksel Bilginin Modern Tıbba Katkıları
Mersin'de yüzyıllardır süregelen bu geleneksel bitki bilgisi, günümüzde bilimsel araştırmalara da konu olmaktadır. (Emre vd., 2021, s. 25), Mersin'de yaptıkları kapsamlı etnobotanik çalışmada, 90'dan fazla bitki türünün geleneksel tıpta kullanıldığını tespit etmiştir. Bu bitkilerin pek çoğu, modern farmakolojik araştırmalara da kaynaklık etmektedir.
Geleneksel bilginin modern tıbba katkısı, yeni ilaçların keşfiyle sınırlı değildir. Aynı zamanda, bu bilgi, doğal ve sürdürülebilir sağlık pratiklerinin yeniden keşfedilmesine de olanak sağlamaktadır. (Kalyoncu ve Taş, 2022, s. 49)'ın "Yaş kesen baş keser" atasözüyle hatırlattığı gibi, doğayla kurduğumuz ilişkide sınırları bilmek, onun sunduklarını bilinçli kullanmak hem kendi sağlığımız hem de gezegenin sağlığı için hayati önem taşır.
Günümüzde Bitki Toplama ve Sürdürülebilirlik Sorunu
Mersin'de geleneksel bitki kullanımı hâlâ canlılığını korumakla birlikte, günümüzde bu pratikler bazı tehditlerle karşı karşıyadır. Artan ticari talep, bilinçsiz toplama, habitat kaybı ve iklim değişikliği, birçok tıbbi bitkinin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Bu yönüyle, sürdürülebilir bitki toplama, belirli kurallara uymayı gerektirir. Bitkilerin kökleriyle sökülmemesi, belirli bir miktarın bırakılması, toplama zamanına dikkat edilmesi, bu kuralların başında gelir. (Bütüner, 2021)'in Dede Korkut hikâyeleri için söylediği gibi, "sürdürülebilir bir yaşam tarzının nasıl oluşturulacağına dair bilgiler" s. 441, bitki toplama pratiklerinde de kendini gösterir.
Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Geleceğe Ne Söyler?
Mersin'de binlerce yıldır süregelen tıbbi ve aromatik bitki kültürü, bize şunları söylüyor:
- Doğa bir eczanedir: Toroslar'ın her köşesi, şifa dolu bitkilerle doludur. Bu bitkileri tanımak, onların dilinden anlamak, sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır.
- Geleneksel bilgi değerlidir: Dedelerimizin, ninelerimizin bitkiler hakkındaki bilgisi, binlerce yıllık bir deneyimin ürünüdür. Bu bilgiye sahip çıkmak, onu kayıt altına almak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir.
- Doğadan bilinçli al: Bitkileri toplarken, ihtiyacın kadar topla, kökleriyle sökme, gelecek yıllar için de bırak. Doğa, bilinçli kullanıldığında tükenmez.
- Koru ve yaşat: Tıbbi bitkilerin doğal habitatlarını korumak, onların geleceğini güvence altına almak demektir. Bu bitkiler, esasen bugünün değil, geleceğin de şifa kaynağıdır.
Sonuç Yerine
Toroslar'ın eteklerinde kekik kokulu rüzgâr eser, yamaçlarda adaçayı güneşle kucaklaşır, kıyılarda defne ağaçları Akdeniz'in tuzlu meltemiyle söyleşir. Mersin, binlerce yıldır insanla bitkinin kardeşliğine tanıklık eden kadim bir topraktır. Bu topraklarda yetişen her bitki bir şifa kaynağı, aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin, bir yaşam biçiminin de taşıyıcısıdır.
Günümüzde sentetik ilaçların egemen olduğu bir dünyada, bu kadim bilgeliğe yeniden kulak vermek, belki de sağlıklı bir geleceğin inşasında bize yol gösterebilir. Unutmayalım ki, doğayla dost olmak, kendimizle dost olmaktır. Bitkilerin dilinden anlamak, hayatın dilinden anlamaktır.
•
Kaynakça:
Ayaz, B. (2016). Geçmişten Bugüne Türklerde Çevre Bilinci Üzerine Bir İnceleme. M. Aça (Dü.), Uluslararası Türk Dünyası Kültür Araştırmaları Sempozyum Bildirileri. içinde (Özel Sayı), s. 91-100. Priştine/Kosova: Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi. 04 2026 tarihinde alındı
Bütüner, Ş. (2021, Kasım-Aralık). Çevre Bilinci Oluşturmada Türk Mitolojisinin Rolü: Dede Korkut Hikâyelerine Ekoeleştirel Bir Yaklaşım. Türk Dünyası Araştırmaları(255), s. 433-448.
Dulkadir, H. (1997). İçel'de Son Yörükler SARIKEÇİLİLER (Yük. Lis.Tezi). 188 s. Mersin: İçel Valiliği Yayınları-3.
Emre, G., Doğan, A., Haznedaroğlu, M., Satiroğlu, M., Satıroğlu, M. A., & Tugay, O. (2021, 07). Mersin'de (Türkiye) tıbbi bitkiler üzerine etnobotanik bir çalışması. Front. Pharmacol. https://www.frontiersin.org/journals/pharmacology/articles/10.3389/fphar.2021.664500/full adresinden alındı
Everest, A., & Öztürk, E. (2005, September 6). Focusing on the ethnobotanical uses of plants in Mersin and Adana. Journal of Ethnobiology and Ethnomedicine. https://doi.org/ doi:10.1186/1746-4269-1-6
Kalyoncu, H., & Taş, K. (2022). Türk Kültüründe Çevre Algısı ve İslam’ın Türk Toplumunun Çevre Anlayışına Etkileri. tabula rasa Felsefe ve Teoloji dergisi(39), s. 43-51.
Kuban, D. (2018). Türk Ahşap Konut Mimarisi: 17.-19. Yüzyıllar. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Sayılır, Ş. B. (2000). Türk Kültürü ve Mitolojisinde Su İyesi Üzerine Kısa Bir Değerlendirme. Turan-Sam, , 12(48), s. 67-72. 04 22, 2026 tarihinde https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=917570 adresinden alındı
• Not:
Bir sonraki bölümde (12.05.2026, XI. Bölüm), Mersin'de geleneksel hayvancılık kültürünü, Yörüklerin doğayla uyumlu yaşam pratiklerini ve bu kadim kültürün günümüzde karşılaştığı sorunları ele alacağız. Torosların göçerlerinin izinde yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. Bekleriz…























