H.Ufuk SÖYLEMEZ

H.Ufuk SÖYLEMEZ

Mail: usoylemez@gmail.com

Popülizmin sefaleti (2)

Düzenli okurlarımızın da hatırlayabileceği üzere, geçen Mayıs ayında aynı başlıkla bir yazı daha yayınlamıştık köşemizde.

Popülist ve kibirli olan, vizyon sahibi ise olmayan liderlerin ülkelerini ve halklarını COVID-19 salgını karşısında nasıl da çaresiz ve zor durumda bıraktıklarından bahsetmiştik.

Yaklaşık 2 ay sonra bugün ise, yazdıklarımızın ve endişelerimizin aynen gerçekleştiğini ve salgının bu narsist karakterli, çapsız popülist liderlerin kibri ve inadı yüzünden, her gün daha da kötüleştiğini üzülerek gördük, görüyoruz.

*

COVID-19 virüsünün neden olduğu salgının boyutları giderek inanılmaz seviyelere geldi.
İnsanlığın teknolojik ve bilimsel olarak geldiği bugünkü seviyede, bu virüse karşı etkili bir ilaç ve/veya aşı geliştirileceğine dair iyimser beklentiler henüz gerçekleşmedi. Umutlar mecburen 2020 yılının sonuna ötelendi.
Salgına karşı erken ve zamanında davranan, popülizm yerine, gerçekçi olmayı tercih eden bilim, akıl ve deneyime kulak ve öncelik veren ülkelerde, nüfuslarına oranla vaka sayısı ve ölümlerin daha düşük seviyelerde seyretmesi dikkat çekiyor.

Bunun tam tersi olarak, popülist liderler, yani salgını hafife alan, karantina tedbirlerini önemsemeyen, bilim ve tıbbi deneyime itibar etmeyen, halkını değil kişisel popülaritesini düşünenler, ülkelerini ve insanlarını perişan ettiler.

Böyle davranarak, ekonomik ve askeri güçleri sayesinde sahip olduklarını düşündükleri itibarlarına da büyük zarar verdiler.

Kendi sağlık çalışanlarına maske-koruyucu giysi dağıtmaktan da, vatandaşlarını geniş ve güvenli bir sağlık şemsiyesinin koruması altına almaktan da aciz kaldılar.

Tabii bu popülist liderlerin hatasını on binlerce insan yaşamlarıyla ödedi, ödüyorlar.

*

ABD Başkanı D. Trump, İngiltere Başbakanı B. Johnson ve Brezilya Başkanı J. Bolsanaro, ucuz popülizmin, basit siyasal ve kısa vadeli çıkarların ve şişirilmiş özgüvenlerinin kibiri ile hareket ettiler.
8 Temmuz 2020 sabahı itibari ile Johns Hopkins Üniversitesinin yayınladığı verilere göre, dünya genelinde 188 ülkede görülen vaka sayısı 11.849.595 ulaşmış vaziyette. Virüs nedeniyle yaşamını yitiren insanların sayısı ise, 544.536’ya çıktı maalesef.

Dünyadaki toplam vaka sayısının 4.952.567’si yani yaklaşık %42’si bu 3 ülkede görüldü. Dünyadaki vaka görülen 188 ülkedeki toplam 544.536 olan vefat sayısının ise, yaklaşık %45’i de aynı 3 ülkede gerçekleşmiş durumda yani ABD-İngiltere ve Brezilya.

Trump’ın işin başından beri durumun vahametini kavrayamayan, boş böbürlenmeler ve kibirli propaganda konuşmalarıyla halkına yaşattığı perişanlık tablosu aylardır sürüyor.

Kasım 2020’de yaklaşan Başkanlık seçimlerinden başka, gözü hiçbir şeyi görmeyen Trump, hala ekonomiyi kurtarmayı, insanların yaşamını kurtarmaya tercih eden vahşi kapitalist söylemleri sürdürüyor.

Kendi başarısızlığını Dünya Sağlık Örgütünden ayrılarak (WHO) veya Çin’e yüklenerek örtbas edeceğini sanıyor.

Ama ortada bir gerçek var ki, ABD dünyada enfekte olan vakaların ve ölümlerin yaklaşık %25’inin görüldüğü tek ülke oldu bu popülist zihniyet yüzünden.
*
İngiltere’de B. Johnson’un “sürü bağışıklığı” söylemi ile salgını hafife alan politika ve söylemleri Avrupa’da en çok vaka ve ölüm görülen ülke haline sürükledi İngiltere’yi ne yazık ki. B. Johnson ise, yakalandığı virüsden canını zor kurtararak, hayatının belki de en büyük dersini almış oldu.

Burada, Brezilya’nın popülist- faşist eğilimler gösteren, Amerikancı Başkan’ı Bolsanaro’ya da özel bir parantez açmak gerekiyor.

Brezilya gibi büyük ve önemli bir ülkenin başına gelebilecek en büyük talihsizliği yaşıyor Brezilya halkı bugün.
Bolsanaro, kendini Hitlervari selamlayan militan gruplarla birlikte, karantinaya karşı gösterilere bile katıldı. Salgını, basit bir grip gibi önemsiz göstermeye kalkıştı. Ama geçen gün kendisi de ateşlenerek gittiği hastanede yapılan testinin pozitif çıkması gerçeği ile karşı karşıya kaldı. COVID-19 virusüne yakalandı. 
Aynı ağababası Trump gibi kibirli ve şovmen davranışları ile Güney Amerika kıtasının en çok vaka ve ölüm görülen ülkesine çevirdi bugün Brezilya’yı.

Salgın Bolsanaro’nun popülizmi yüzünden an itibariyle kontrolden çıkmış görünüyor Brezilya’da.

*

Kıssadan hisse, bilimsel akla ve tıbbi deneyime önem ve kulak vermeyen, siyasi ve şahsi popülizmden başka bir şey tanımayan Trump, Johnson ve Bolsanaro kendi vatandaşlarını salgın karşısında tam anlamıyla savunmasız, sahipsiz bırakarak perişan ettiler, kendileri de dünyaya rezil olduklarıyla kaldılar.
Bu ucuz fırsatçı ve duyarsız davranışlarından ötürü, muhtemelen ülkelerinde salgının ertesinde yaşanması kaçınılmaz olan ekonomik krizden de en olumsuz etkilenen ülkeler arasında yer alacaklar.
Kısa vadeli hırs ve çıkarları yüzünden, insanlarını salgın karşısında perişan eden bu popülist liderler, bu davranışlarının bedelini büyük olasılıkla ilk seçimlerde ödeyecekler, ödemelidirler.