Prof.Dr.Burcu ARICI

Prof.Dr.Burcu ARICI

Mail: burcuarici@gmail.com

ŞİDDET

Ankaradan hepinize merhaba sevgili okurlar…

Sıra dışı günlerden geçiyoruz hepimiz….. Bilim kurgu film senaryolarında işlenen konuların içindeyiz sanki…Şuanda iş yerindeyim, Başkent Üniversitesinde,hergün heryer odalar dezenfekte ediliyor burada, hassasiyetle yaklaşıyor rektörlüğümüz bu konuya.

Az önce bahçeye çıktım hava almak için,yemyeşil orman gibi bir kampüsteyiz biz çalışanlar ve biran aklıma geldi ya havada olsaydı bu virüs ne yapardık diye…Herşeye şükretmek gerek diye düşündüm..

Alışmadığımız bir süreçten geçerken bazılarımızın çok özenerek maske takması bazılarının ise umursamadan hareket etmesi yine tırmanışa geçirdi bu virüsü. Dilerim kısa zamanda ilacı ve aşısı bulunur. Allah hepimizi korusun sevgili dostlar..

Bugünlerde yine dikkatimi çeken şeylerden birisi de ardı arkası kesilmeyen kadına, hayvana şiddet olayları. Hiç bitmiyor nedense.. Aklım almıyor bir türlü birine nasıl zarar verir bir insan. Ciddi psikolojik rahatsızlık denilecek bir durum aslında bu bana göre.. Hergün basında  öldürülen zulmedilen kadınlar ve hayvanlar.. Oysaki hepimiz birbirimize Allahın emanetiyiz ve hakkımız yok kimseye , hiçbir canlıya zarar vermeye.

Bu konudan giriş yapmışken de… Şiddetle ilgili bulduğum notları sizlerle paylaşmak istiyorum,

ŞİDDETİN TANIMI

Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür. Aile içi şiddet bir kişinin eşine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır.

Bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi şiddet gören kişinin kendisine olan saygısını, kendisine ve çevresine olan güvenini azaltan, korku duymasına sebep olan pek çok davranış da girer.

Şiddete sadece aynı evde oturan kişiler değil, eski eş, kız veya erkek arkadaş ya da nişanlı da maruz kalabilir.

ŞİDDETİN FARKLI TÜRLERİ

Pek çok kişi şiddeti sadece dayak veya vurma olarak algılar.

Oysa şiddetin pek çok türü vardır.

Fiziksel Şiddet

İtmek, tokat atmak, tekmelemek, tükürmek, yumruklamak, kol kıvırmak, kol - bacak kırmak, saçından sürüklemek, temel ihtiyaçlarını (su, yemek, uyku, tuvalete gitmek gibi) esirgemek, gerektiği halde tıbbi tedavi almasını engellemek, silahla yaralamak, öldürmek gibi.

Sözlü Şiddet

Sürekli eleştirmek, aşağılamak, küfür etmek, tehdit etmek, kararlara katılımını engellemek, sürekli sorguya çekmek, sık sık bağırmak, aşağılayıcı isim takmak, sık sık alay etmek, dini veya etnik kimliğine yönelik hakaret etmek, görüşlerini ve çalışmalarını küçümsemek gibi.

Toplumsal İlişkileri Sınırlayıcı Şiddet

Ailesi, arkadaşları / komşuları ile görüşmesini yasaklamak, evden dışarı çıkmasını yasaklamak, gittiği her yere takip etmek, başkalarının önünde aşağılamak ve alay etmek, başkalarının önünde sık sık sözünü kesmek , özel yaşam ve mahremiyet hakkı tanımamak, zorla evlendirmek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak gibi.

ŞİDDETİN FARKLI TÜRLERİ

Cinsel Şiddet

İstemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını/erkekliğini aşağılamak, telefonla/mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak ve öldürmek gibi.

Ekonomik Şiddet

Parasını almak ve geri vermemek,

zorla istemediği bir işte çalıştırmak,

istediği halde çalıştırmamak/işe yollamamak veya zorla çalıştırmak,

eline hiç para vermemek gibi.

ŞİDDETİN NEDENLERİ

Biyolojik NEDENLER

Erkekliğin doğası: Saldırganların büyük oranlarda erkek oluşu erkeklik hormonlarının şiddette etkili olduğunu düşündürmektedir. Artan yaşla birlikte erkeklerde saldırganlığın azalması bunu desteklemektedir

Patoloji: Şiddet uygulayanların dengesiz veya ruhsal bozukluğu olan kişiler olduğu düşünülür. Oysa şiddet kullananların sadece %10'unda ruhsal bozukluğa rastlanmaktadır. Uyuşturucu ve alkol kullanımı: Alkol ve madde bağımlılığı olan kişiler kullandıkları maddelerin neden olduğu ruhsal etkiler sonucunda şiddet uygulamaya daha yatkındırlar. Ancak alkol, şiddetin esas nedeni olarak değerlendirilmemektedir.

Kendini kaybetme Şiddeti: Kontrolün kaybedilmesi ile açıklanan yaklaşım kabul görmemektedir. Saldırgan kişilerin sadece belli yerlerde ve belli kişilere karşı şiddet kullandığı görülür. Hanımına kötü davranan asla kuvvetli birine kötü davranamaz.

Örneğin bu kişiler evde eşlerini döverken, ne kadar kızgın olurlarsa olsunlar patronlarına veya bir polise saldırmaya kalkışmazlar.

Öğrenme ile ilgili NEDENLER

Ailede şiddet görme: Kişinin çocukluk ve gençlik dönemlerinde, şiddetin uygulandığı bir ortamda yetişmesi veya şiddete maruz kalması yetişkinlikte ailede ve toplumsal alanda bir şiddete başvurma olasılığını artırmaktadır.

Şiddet kullanmayı öğrenme Şiddet taklit yoluyla öğrenilen bir davranıştır. En önemli öğrenme kaynağı ise, kişinin ailesidir. Çocuk istediklerini elde etmek için bir araç olduğu öğrenir.

Bazı ailelerde yetişkinler davranışları ile sadece çocuğa model olmakla kalmaz, özellikle erkek çocuğun kız kardeşlerine hatta annesine şiddet kullanması hoş görülür hatta kimi durumlarda ödüllendirilir. Erkek çocuklar ayrıca kahve, sokak gibi ev dışındaki ortamlarda da kadının kontrol edilebilmesi için erkeğin şiddete başvurabileceği bilgisini edinir. Yapılan araştırmalar, babasının annesini dövdüğünü gören erkek çocukların kendi eşlerini dövme ihtimalinin yedi kat artırıyor.

Araştırmalar ayrıca basında ve televizyonda yayınlanan saldırgan davranış örneklerinin çocuklar üzerinde yaptıkları etkiye de dikkat çekmektedir.

Şiddetin bir eğitim aracı olarak kullanımı :

Çocuk eğitiminin bilinmemesi nedeni ile dayak kimi ailelerde çocuğu eğitme aracı olarak görülmektedir. Evde ve okulda disiplini sağlamak üzere şiddet kullanımına tanık olan çocuk, yetişkinliğinde bunu sorun çözmede doğal bir seçenek olarak görmektedir. (Adana Doğankent Beldesinde silahlı saldırı gerçekleştiren çocuğun babası ile yaşadığımız diyalog)

Toplumsal NEDENLER

Toplumda şiddetin hoş görülmesi ve paylaşılan bir değer olması:

Kültürel nedenlere göre, şiddetin toplumda kimi durumlarda ve belli kişilere karşı kullanımının kabul gördüğü ve kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır.

Örneğin, erkeğin sert, kaba ve kadına karşı üzerinde baskı kurduğu davranışlarını temsil eden "maçoluk" çoğu zaman ciddi olarak ele alınmaz, espri konusu olur, şakayla karışık olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım maçoluğun yaratabileceği sorunları olağanlaştırmaktadır ve "taş fırın erkeği“ni erkekler için bir model haline getirir. Toplumun şiddeti bir sorun çözme yöntemi olarak benimsemesinin de aile içi şiddetin artmasında önemli rol oynadığı düşünülmektedir. ‘Dayak Cennetten çıkmıştır” fenomen haline gelmiştir.

Cinsiyet rolleri: Kadına yönelik şiddet; kadını mal, köle, terbiye edilmesi gereken yaratık gibi gören toplumların erkek egemen yapısından kaynaklanmaktadır.

Erkekler, kadınlar üzerindeki haklarının tehdit altında olduğunu düşündüklerinde ya da kadınların evdeki sorumluluklarını yerine getirmemeleri durumunda şiddete başvurmaktadırlar. Kadınlar gerek fiziksel, gerekse ekonomik açıdan yetersiz olduklarından buna karşı koyamazlar.

Kadın-erkek eşitliğinin olmadığı toplumlarda; erkek şiddeti hoş görülür. Çünkü kadının başka bir şansı yoktur.

Kişiler arası etkileşim ile ilgili NEDENLER

Şiddetin getirdiği kazanç:

Erkekler için eşlerini dövmenin kazançları arasında, yoğun duygular için bir çıkış yolu bulmak ve kendi isteklerinin gerçekleşmesini garanti altına almak sayılabilir. Şiddeti uygulayan kişinin karşılaşabileceği en ciddi yüksek maliyet , eşini boşanma yoluyla kaybetmesidir ki, bu da çoğu kez, şiddetin uygulanmasının arttırılması yolu ile kontrol altına alınır.

Güç ve Kontrol Sağlama:

Şiddet güçlüden güçsüze doğru uygulanmaktadır ve böyle bakıldığında da kocaların kadınlardan, ebeveynlerin de çocuklardan daha güçlü olduğu varsayılabilir. Şiddetin amacı bir başka kişi üzerinde denetim sağlamaktır.

Kişiler arası etkileşim ile ilgili NEDENLER

Bağımlı/ Muhtaç olma :

Aile içi şiddetin kurbanların çoğu, şiddet kullanan kişiye özellikle ekonomik açıdan bağımlıdır. Şiddete maruz kalan kadınların büyük bir bölümünün yaşamının tamamen erkeğin isteklerini yerine getirecek şekilde kontrol edildiğine işaret etmektedirler.Bir çoğunun ekonomik bağımsızlığı yoktur.Öğretmenler arasında boşanma oranında artış gözlenmektedir.Bunun en önemli nedeni ekonomik bağımsızlığın kazanılmış olmasıdır.

İletişim Ve Çatışma Çözme Becerileri:

İnsanlar anlaşmazlıklarını konuşarak çözme yeteneğinden yoksun oldukları için şiddete yönelmektedirler. Kişilerin, insanlar arası ilişkiler, etkin iletişim becerileri, kızgınlık kontrolü ile kızgınlığın etkin ifadesi ve çatışma çözme becerileri konusunda eğitilmesi aile içi şiddetin önlenmesine katkıda bulunabilir.

Aile sistemi yaklaşımı:

Aile üyeleri zamanlarının önemli bir bölümünü birlikte geçirirler, birbirleri ile etkileşimleri yoğundur, dolayısıyla ile birbirlerine yönelik kızgınlıkları da yoğun yaşayabilirler; bir aile üyesinin yaşamında oluşan bir değişiklik diğer aile üyelerini de doğrudan etkiler, birbirlerinin zayıf yanlarını, kırılganlık noktalarını iyi bilirler; aile meseleleri özel kabul edildiği için dışarıdan bir müdahale veya destek sağlanması kolay değildir.

Ayrıca, polis dahil dışarıdan kişiler şiddeti bir aile meselesi olarak görmekte ve müdahale etmemeyi tercih etmektedirler. Benzer bir şekilde ailenin akrabaları ya da komşular mağduru korumak için yapılacak girişimlerin veya yasal korunma için yollara başvurmanın ailenin yıkılmasına neden olabileceğinden endişelenirler. Oysa aile içi dayanışma ve akrabalarla bir araya gelip yardımlaşma oranları oranları azaldıkça aile içi şiddetin yükseldiği görülmektedir.Ayrıca çocuk sayısı arttıkça şiddetin derecesinin azalması ve boşanma oranının azalması arasında manidar bir orantı vardır.

Sevgili okurlar işte böyle..

Ben derim ki özellikle kız evlatlarımızı okutalım, altın bilezikleri olsun kollarında, muhtaç olmasınlar kimseye.. Her gün daha güzel, aydınlık ,mutlu haberlerle buluşmayı diliyorum hepimiz için.. Sağlık ve sevgi diliyorum….