haberanaliz
Perihan ÇAKIROĞLU

Perihan ÇAKIROĞLU

Mail: perihancakiroglu@gmail.com

SPK YASASI NE İŞE YARAR!

Baştan alarak başlayalım.

Yasama, yürütme ve yargı ayrı ayrı birer güç olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni Anayasa ve yasalara göre yönetir. Ne var ki, 2017 Referandumu ile Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Yönetim Sistemi gelince bu güçler “tek adam”a bağlandı. Yani Tayyip Erdoğan’a…

Bilmiyorum ama Erdoğan bir günde kim bilir kaç imza atıyor? Ve sadece imza atmaya bile ne kadar zaman harcıyor belli değil. Mesele de bu değil aslında.

Mesele, eski parlamenter rejime göre ülkede yasaların yeterli düzeyde uygulanmaması, bürokrasinin yine eskiye göre çok merkezileşmesi ve bürokratların Erdoğan ne derse onu yapması. Ve etkili kurumların artık etkili olamadığı, yasaların ve en önemlisi de DENETİM mekanizmalarının her geçen gün zayıflaması..

Dikkat edilirse, 2017’den yana önce Meclis’in etkisi zayıflatıldı, sonra yönetimde nepotizm denilen ayırmacı, kayırmacı ve yandaşlık trendi başladı.

Giriş yazısının özeti bu oluyor.

Yani, balık baştan kokuyor. Öyleyse diyebiliriz ki şu anda yaşadığımız “Fon Krizi” aslında gelinen noktada bir Türkiye krizidir…

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan gelişmelerin sermaye piyasalarının sadece yüzde 10’unu kapsadığını söylüyor. Oysa uzmanlar, bu oranın çok daha fazla ve fon işlerinin de anlaşılmayacak kadar karışık hatta bir ahtapotun kolları gibi sermaye piyasalarını sarmış olduğunu düşünüyor.

Her gün televizyon kanallarında yorum yapan, sosyal medyada enine boyuna konuşan, yazan bağımsız  uzmanlara göre fon patlaması krizi bir Milat oldu.

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin gündeme getirdiği eski bakan ve Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın fon serüveni (2. 2 milyar lira) çok önemli.

Kaya çiti, belki de ömürlerinde görmedikleri bir servetle uçan halıya binmiş gibi uçarken, toprağa çakıldılar adeta. O servet sadece onların mıydı? Yoksa ne kadar eş dost, partili veya partisiz arkadaşlarla paylaşılması mı düşünülüyordu.

Neden önemli? Nepotizmin nasıl bulaşıcı olduğu ve özellikle sermaye piyasalarını nasıl darmadağın ettiğini görebilmek açısından dikkate değer bir örnek…

PARAYI İADE YETMEZ

BİLGİ TİCARETİ SUÇTUR..

Kaya çiftinin parayı Hazine’ye iadesi, hem de arabesk yöntemle İBAN’la göndermesi onların suçlu olmalarına engel değil.

Bunun ortaya çıkması, sermaye piyasalarında yaygın biçimde “Bilgi Ticareti” yani “insider trading” yapıldığına önemli bir kanıt sayıldı.

Açıkçası, içerden öğrenenlerin ticareti veya bilgi suiistimali gerçekleştirildi. Yani bir şirketin hisse senedi veya finansal varlıklarının değerini etkileyebilecek, ancak henüz kamuoyuna açıklanmamış gizli bilgileri kullanarak haksız kazanç sağlama veya zarar engelleme işleridir yapılan suç.

Sermaye piyasalarında koca Türkiye Cumhuriyet tarihinde böyle şey olmadı. Çiftin mal varlıkları donduruldu filan…

Sermaye Piyasaları Kurumu SPK, hemen suç duyurusunda bulunmalıydı. Yapıldı mı bilmiyoruz ancak İstanbul Cumhuriyet Savcılığı olaya el koydu.

Çünkü, fon sahibinden veya içerden son 3 aylık bilgiler alınarak milyonlarca insanın parasını aldılar.

Sadece onlar değil, daha birçok gizli bilgiyle fon satın alan birçok uyanık AK Parti’li veya farklı kesimden insanlar gibi bilgi ticareti suçuna ortak oldular.

SPK Yasası’nın ilgili maddelerini yok saydılar hiç aldırmadan. Manipülasyonun alası gerçekleştirildi.

Bu arada hemen harekete geçmesi görevi olan yargı ise görevini çok yavaş yaptı.

NE ALA MEMLEKET BURASI…

İstanbul Finans Merkezi olacak diyen yetkililer, sadece afilli yüksek binalar dikerek finansa merkezi olamayacağımızı şimdi anladılar mı acaba?

İçerik kraldır derler...

Önce finans merkezi olmanın kriterlerini bilmeliler. Ükemizde uzman ve denetçi sıkıntısı yok. Ama yasa ve kuralları bildiği gibi uygulamak isteyen bilinçsiz gruplar var. Onları nasıl tanımlamalayız bilmiyorum ama “Benyaptım oldu” diyenler kesimi adını verebiliriz.

Fon patlaması olayında önemli 5 grup mevcut. Tera,Pusula, Atlas, Hedef ve Destek şirketleri..

Hani fon ticaretiyle en büyük milli holdinglerimize meydan okuyan yeni yetme şirketler. Ve yöneticileri.

İşin kolayını bulmuşlardı fonlar patlayıncaya kadar. SPK Yasası da neydi ki.

Paraya para demeyenlerin yolu belli.  Manipülasyona açık, nepotizmin en alasını uygulayanlardan söz ediyorum. Damatlar, babalar, oğullar, bacılar, gelinler vs. İktidara yakın olanlarla tam bir ahbap – çavuş ilişkisi. Yatlar, katlar, otomobiller, en lüksünden yaşamak…

Küçüğü büyüğüyle gelsin yatırımcılar. Finansal okur yazarlıkları olmasın, biz ne dersek onları yapsınlar, fonzi - ponzi hikayeleri filan gırla gitsin, paralar aksın şelaleler gibi yeter ki.

UMUTSUZLUĞA KAPILMIŞTIM..

Konu böyle giderken MASAK’ın eski Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak’la sohbet ettik.

Hani, fon krizi denildi mi, medya mensuplarının desteğine koşan uzman.

Uzun uzun konuştuk.

Sorularıma yanıtlar verdi. Bundan sonrasını ona ayırıyorum..

Ramazan Bey, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin yaptıklarına ne diyorsunuz? Ortaya çıkmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Bu aşamaya gelmiş olması bile çok çok önemli.  Yeni Parti, gerçekten iyi yaptı. Umutsuzluğa kapılmıştım. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nde bugüne kadar böyle bir şey görülmedi. Şimdi iktidar ve yargı daha kapsamlı hareket ediyor. Ama hala yavaşlar. Daha hızlı davranmaları gerekiyor. Ve de gelişmeleri 2021’den itibaren almaları gerekiyor. Oysa İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 2024’ten almış olayı.

Neden 2021’den itibaren almaları gerekiyor?

Çünkü ilk adımı Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı o zamanlar attı. Kasım Garipoğlu’nun valizlerle paraları getirip götürdüğünü tesbit etmişti, bunu gündemine aldı. Tera, 2021’de kurdu kapalı fonu. 2022’de halka arz izni aldı. Oysa onlara halka arz verilemezdi, aldılar. Çünkü geçmişleri iyi değildi. Bu biliniyordu aslında. Ayrıca banka kurma iznini de aldı. İşin mimarları da Emre Tezmen ile Oğuz Tezmen’dir.

SPK neden harekete geçmedi, tarihe neden itiraz etmedi?

Piyasa dolandırıcılığıyla ilgili 30 Temmuz 2025’te düzenlemeler yapıldı. SPK dedi ki, Tera, başvuruyu aldıktan sonra gelişti olaylar. Kasım 2025’te ben bunları hep yazdım. Torunumun önünde beni nezarethaneye götürdüler ve gözaltına aldılar. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılğı’na başvurdum, hiçbir hareket olmadı. Hatta Nisan 2026’da tekrar gözaltına alındım. Korku atmosferi vardı, ben dahil kimse bir şey yapamıyordu.  

Sizce bundan sonra neler yapılmalı?

İlk iş olarak “Mağdur Fonu” kurulmalı. Birçok kez dediğim gibi fon mağdurları sadece açıklanan rakamlar gibi kalmayacak. Göreceksiniz milyonları bulacak. Dolayısıyla iktidar, fon mağdurları için özel bir fon kurmalı. Birkaç gün önce Karamürsel’de bir fon mağdurunun intihar ettiğini duyduk. Bu çok üzücü. Böyle olayların olmaması için hükümet çok hızlı davranmalı…

Ramazan Bey, kirli paraların izini ve bilgi ticaretinin etkilerini izlemeyi görev sayıyorsunuz. Emekli olmanıza rağmen neden bu sorumluluğu alıyorsunuz?

Çünkü emekli olsam da ben çok uzun yıllar denetçilik yaptığım için araştırmayı seven birisiyim. Kirli paranın izini sürmek zor gelmiyor. Çalışmayı ve ülkemdeki yolsuzlukları ortaya çıkarmanın topluma faydalı olacağını düşünüyorum. Çevremden de eleştirenler oluyor. Ne var ki, vicdanım rahat etmiyor.