Prof.Dr.Hüseyin BAĞCI

Prof.Dr.Hüseyin BAĞCI

Mail: bagci@metu.edu.tr

TÜRKİYE VE DÜNYA NEREYE GİDİYOR?

Korona Salgını dünya ikliminin bir yandan “ nefes almasını” sağlarken, ABD’deki  protesto gösterilerinin sloganı ‘’Nefes alamıyorum’’ oldu. Biri tıbbi diğeri sosyal içerikli bu iki olay önümzdeki günler ve aylarda gündemde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

Çin’den dünyaya yayılan Korona salgınını başarı ile atlatan Çin, ilk defa 1945 sonrasında ortaya çıkan Dünya Düzeni’nde ABD’nin önüne geçmeyi başardı ve tüm dünyada takdir topladı.Buna karşılık ABD şu anda  “korona salgınında” sınıfta kalmış  bir durumda görünüyor. Parası ve bilimi  olan ABD’nin bu salgın dolayısıyla , ne yazık ki, iyi işleyen bir “sağlık sistemi” olmadığı ortaya çıktı . Aynı şekilde Avrupa Birliğide “Korona Salgını’nda sınıfta kaldı”. AB’nin de parası ve bilimi var ama  ortak tarım, ortak savunma, ortak dış politika gibi  ilkeleri varken, “Ortak Sağlık Politikalarının olmaması” AB’ye de büyük ders oldu. Fransa,İtalya, İspanya gibi ülkelerde yaşananlar aslında en gelişmiş ülkelerin bile  salgına ne kadar hazırlıksız yakalandıklarını gösterdi. Küresel bir olgu olan Korona’nın  az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde  doğal olarak  savaşlardan bile daha büyük bir ekonomik yıkıma neden olması  hiç de şaşırtıcı değil.  Bu anlamda dünya tarihi Korona öncesi ve sonrası olarak iki dönem olarak anlatılacak artık.

Küresel sorunlara küresel cevaplar bulmak için kurulmuş olan Birleşmiş Milletlerin bir organı olan Dünya Sağlık Örgütü’nden ABD’nin çıkması “ben artık oynamıyorum” diyen bir çocuğun davranışına benziyor. Askerî, ekonomik ve teknolojik yönden  dünyanın en güçlü  ülkesi olan ABDönemli bir iç politika kutuplaşmasına gidiyor.  Bu noktaya gelinmesinde  en son bugün artık bir simge olan  siyahi George Floyd’un polis tarafından öldürülmesi ile “sosyal bir salgın haline dönüşen” ve kısa zamanda bitmeyecek gibi  görülen protestolar  çok etken oldu.  Sürmekte olan olaylar ve  protestolar bugüne dek “kutuplaşma politikalarından  siyasî olarak nasiplenen” Başkan Trump’ın tekrar seçilmemesine de neden olabilir.  Öte yandan, protestoların yağmaya dönüşmesi ise Trump için bir krizden  daha çok bir fırsata dönüşebilir. O nedenle, Kasım ayında yapılacak Başkanlık seçimleri bu anlamda  “bıçak sırtında” diyebiliriz. Şimdiden kesin bir öngörüde bulunmak zor ama Trump’ın gerek ABD elitleri, gerek  Avrupa ve dünya elitleri tarafından  “istenmeyen ABD Başkanı” olduğu yönündeki görüşler gittikçe güçleniyor. Şüphesiz bunda Trump’ın sert söylemlerinin ve “dost ülkeler dahil” 21 ülkeye uyguladığı ekonomik ve askerî ambargolarda büyük rol oynamaktadır.

ABD’nin çok büyük bir iç ve dış politika sorunlar dalgası ile karşı karşıya kaldığını söylemek yerinde olacaktır.

Peki,Türkiye’ye gelecek olursak...Türkiye  bu salgın ile mücadelede başarılı olmuşmudur sorusuna verilecek kesin bir yanıt yoktur. Türkiye’nin aldığı önlemler  tıbbî anlamda bir başarı olarak değerlendirilmektedir. Fakat önlemlerin biraz gevşetilmesi üzerine hemen vaka sayısı artmaktadır. Yani Türkiye’de İngilizlerin ve Kuzey Avrupalıların soğukkanlılığı ile Almanların disiplini arasında sıkışıp kalan bir davranış modeli var. Tam da “alaturka” bir durum ! İki gün önce sokağa çıkmak yasak denilip sonra Cumhurbaşkanı’nın “ben böyle doğru buldum” diyerek hafta sonu kısıtlamasını kaldırmasının bilimsel tanımını yapacak  birisi varsa beri gelsin!!

Türkiye’nin 55 ülkeye “tıbbi yardım malzemesi göndermesi” kamu diplomasisi açısından önemlidir ve uluslararası alanda iyi bir jest olmuştur. Fakat Türkiye’nin ekonomisi de, tıpkı diğer ülkelerin ekonomileri gibi, çok olumsuz etkilenmiştir. 1 Hazirandan itibaren  “normalleşmeye” geri dönüş uygulaması çerçevesinde esnafın yüzü gülmeye başlamış, evlere kapanan gençler ve 65 yaş üzeri vatandaşlarımız nihayet “biraz nefes” alabilmeye başlamışlardır.

Sonuç olarak , her anlamda çok kolay olmayacak bir döneme giriyor Dünya ve Türkiye. Ekonomik, sosyal ,siyasal  ve teknolojik gelişme ve süreçler ise yeni biçimleri ile devam edecek. Yeni aktörler, dengeler, ittifaklar, meydan okumalar insanlığı beklemektedir.  Dolayısıyla, insanlık tarihinin geçirdiği evreleri bilmek çok önemlidir. O nedenle, son yılların ünlü bilim adamı Yuval Noah Harari’nin

Sapiens:Hayvanlardan Tanrılara İnsan Türünün Kısa bir Tarihi ve

 Homo Deus: Yarının Kısa  Bir Tarihi  adlı  eserlerini okumanın tam zamanı.