BELEDİYE ŞİRKETLERİ KAPATILMALI
Okurum Göndermiş, noktasına virgülüne dokunmadan aşağıda tırnak içinde aynen yayına alıyorum:
“Belediyelerin hâlihazırda ilgili idari birimleri (Personel Müdürlüğü, Kültür, Turizm veya Altyapı Daire Başkanlıkları gibi) ve memur kadroları bulunmasına rağmen ayrıca Belediye İktisadi Teşekkülü (BİT) olarak anılan şirketler kurması, Türkiye kamu yönetiminde uzun süredir hem mali hem de idari açıdan en çok eleştirilen konuların başında gelmektedir.
Bu durumun kamu kaynaklarının kullanımı, liyakat ve denetim boyutuyla güncel analizi ve eleştirisi şu şekildedir:
1. "Huzur Hakkı" ve Çifte Maaş Eleştirileri
Kamuoyunda en çok tepki çeken konulardan biri, bu şirketlerin yönetim kurullarına atanan kişilere ödenen huzur haklarıdır.
* Çifte Gelir Kapısı: Belediyede zaten daire başkanı, müdür veya siyasi başkan yardımcısı olarak dolgun maaş alan bürokratlar, aynı zamanda bu şirketlerin yönetim kurullarına "Yönetim Kurulu Başkanı" veya "Üyesi" olarak atanmaktadır. Böylece aynı kişilere ikinci, bazen üçüncü bir kaynaktan "huzur hakkı" adı altında ek ödemeler yapılmaktadır.
* Yasal ve Mali Boşluk: Şirket statüsünde oldukları için bu huzur hakkı miktarları, memur maaş katsayı sınırlamalarına takılmadan, şirketin kendi genel kurullarında yüksek tutarlarda belirlenebilmektedir. Bu durum, kamu kaynaklarının liyakatli ve tasarruflu kullanım ilkelerine aykırı bir "gelir artırma yöntemi" olarak eleştirilmektedir.
2. Memurlar ve Müdürler Varken Şirketler Ne İş Yapıyor?
"Daire başkanlığı varsa şirket neden var, memur ne iş yapıyor?" sorusu, kamuda mükerrer (tekrarlayan) istihdamı ve işlevsizleşmeyi doğrudan gözler önüne sermektedir.
* İdari Kadro Sadece İhale Yapıyor: Normal şartlarda daire başkanlıkları ve müdürlüklerdeki memurlar, işi fiilen yapmak yerine genellikle işi kendi belediye şirketlerine ihale etmek (veya doğrudan hizmet alımı yapmak) için birer evrak memuruna dönüşmektedir.
* İşin Taşeronlaşması: Belediye daire başkanlığı bütçeyi şirkete aktarır; şirket bu paradan kendi yönetim giderlerini ve huzur haklarını keser; ardından işi yapmak için piyasadan başka bir alt taşeron bulur. Bu zincir, kamunun bir birim işi çok daha maliyetli ve aracı kurumlar üzerinden yapmasına neden olur.
3. Kamu Kaynaklarının Zarara Uğratılması Açısından Riskler
Belediye şirketlerinin kurulması ve işletilmesi, kamu maliyesinde ciddi kara delikler yaratmaktadır:
* Sayıştay Denetiminden Kaçınma Çabası: Belediyeler 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ve sıkı harcama denetimlerine tabidir. Ancak belediye şirketleri Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi özel hukuk tüzel kişileri olduğu için, harcamalarını belediyelere kıyasla çok daha esnek, ihalesiz veya "istisna" maddelerini kullanarak yapabilmektedir. Bu durum şeffaflığı azaltmakta ve yolsuzluk riskini artırmaktadır.
* Şirket Zararlarının Belediye Bütçesinden Kapatılması: Bu şirketlerin çok büyük bir kısmı profesyonelce yönetilmediği ve siyasi istihdam merkezlerine dönüştüğü için sürekli zarar etmektedir. Şirketlerin borçları ve zararları ise her yıl belediye meclisi kararlarıyla, yani halkın vergilerinden oluşan belediye bütçesinden sermaye artırımı yoluyla kapatılmaktadır.
* Norm Kadro İlkesinin Delinmesi: Belediyelerin doğrudan memur veya kadrolu işçi alımları İçişleri Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın bütçe ve kadro sınırlamalarına (Norm Kadro) tabidir. Belediyeler bu yasal sınırı aşmak, sınavsız ve kriter gözetmeksizin siyasi kadrolaşma sağlamak için belediye şirketlerini birer "arka kapı" olarak kullanmaktadır.
Özetle: Mevcut sistemde belediye şirketleri, yerel hizmetlerin hızlı yürütülmesi iddiasıyla savunulsa da; uygulamada kamu kaynaklarının israf edildiği, çifte maaş (huzur hakkı) mekanizmalarıyla bürokratların fonlandığı, liyakatsiz istihdamın gizlendiği ve denetimden kaçışın organize edildiği yapılar haline gelmiştir. Kamu kaynaklarının zarara uğratılmaması için bu şirketlerin mali yapılarının tamamen şeffaflaştırılması, huzur hakkı ödemelerine katı sınırlamalar getirilmesi ve belediyelerin asli işlerini kendi nitelikli memur ve personeli eliyle yürütmesi gerekmektedir.
Sayıştay’ın belediyeler ve Belediye İktisadi Teşekkülleri (BİT) üzerindeki denetim raporları, kamu kaynaklarının aktarımı, ihale usulsüzlükleri ve idari kadrolaşma başlıklarında kritik yapısal sorunları somut örneklerle ortaya koymaktadır.
Ekim 2026'da yayımlanan güncel Sayıştay denetim raporlarında, belediye iştiraklerinin işleyişi ve kamu zararı riski taşıyan süreçlere dair öne çıkan en çarpıcı bulgular şunlardır:
1. Çifte Maaş ve Huzur Hakkı Sınırlarının Aşılması
Mevzuatta yapılan yasal düzenlemelerle (631 sayılı KHK ve ilgili kanun değişiklikleri) kamu görevlilerinin kurum dışı şirket ve kurul üyeliklerinden sadece tek bir huzur hakkı alabilmesi ve buna bir üst sınır getirilmesi kurala bağlanmıştır. Ancak güncel bulgular bu kuralların arkasından dolanıldığını göstermektedir:
* Hakedişlere Huzur Hakkı Eklenmesi: Sayıştay raporları, özellikle ilçe belediyelerinde, belediye personel şirketi üzerinden istihdam edilen personelin hakediş ödemelerine usulsüz şekilde yönetim kurulu huzur hakkı ücretlerinin dahil edildiğini saptamıştır.
* Mevzuata Aykırı Çifte Kazanç: Siyasi kadroların ya da belediye bürokratlarının, yasal sınırı aşacak şekilde birden fazla iştirakin yönetiminde yer alarak gelir elde etmeye devam ettiği eleştirileri denetimlerde yer bulmuştur.
2. Sınavsız İstihdam ve Kontrolsüz İstihdam Merkezleri
Belediye şirketleri, norm kadro sınırlamalarını aşmak ve liyakat kriterlerini devre dışı bırakmak için adeta birer "arka kapı" olarak kullanılmaktadır:
* İlansız ve Sınavsız Personel Alımı: Raporlar, belediye iştiraklerine (BİT) yapılan personel alımlarının büyük bir kısmının KPSS veya objektif bir seçme sınavı olmaksızın, tamamen ilansız ve ihraç kriterlerinden uzak şekilde gerçekleştirildiğini doğrulamaktadır.
* Bankamatik Memurları ve İşlevsiz Kadrolar: Güncel raporlarda, bazı belediyelerin Strateji Geliştirme gibi müdürlüklerine atanan kişilerin fiilen işe gelmeden maaş, zam ve tazminat almaya devam ettikleri; hatta belediyede hiçbir faaliyeti bulunmayan (Arşiv Müdürlüğü gibi) hayali/faaliyetsiz kadrolar ihdas edilerek buralara atamalar yapıldığı aktarılmıştır.
3. Devasa Şirket Zararları ve Sermaye Aktarımı
Şirketlerin kâr amacı güden ticari işletmeler gibi rasyonel yönetilmemesi, bütçede devasa delikler açmaktadır:
* Milyarlık Şirket Zararları: Sayıştay'ın kamu işletmelerine yönelik raporlarında, belediyelerin koruma, güvenlik, temizlik veya park-bahçe işlerini yürüten devasa iştiraklerinin (Örn: Ankara ANFA şirketleri gibi) öz sermayelerini dahi aşan milyarlarca liralık zararlar açıkladığı belgelenmiştir.
* Zararların Halkın Vergisiyle Kapatılması: Bu kronik zararlar, şirketlerin iflas etmemesi için her yıl doğrudan belediye bütçesinden yapılan "sermaye artırımları" ile finanse edilmektedir. Yani halka hizmet için harcanması gereken bütçe, şirketlerin kötü yönetim maliyetini kapatmaya gitmektedir.
4. İhalelerin Şirketler Üzerinden "Adrese Teslim" Yapılması
İştiraklerin en büyük varlık sebebi, belediyenin tabi olduğu sıkı Kamu İhale Kanunu denetiminden kaçmaktır. Raporlarda bu durum şu usullerle yer almıştır:
* Rekabeti Daraltıcı Şartnameler: Belediyelerin düzenlediği ihalelerde, adrese teslim iş yapabilmek için haksız ciro şartları veya gereksiz ek kriterler getirilerek rekabetin engellendiği, ihalelerin tek firmanın katılabileceği hale getirildiği saptanmıştır.
* Taşeron Üstü Taşeron (Aracılık) Düzeni: Belediyenin işi doğrudan ihale etmek yerine kendi şirketine verdiği, şirketin ise işi yapmak yerine iki katı fiyat farklarıyla alt piyasadaki özel taşeronlara devrettiği "hizmet alımı" kurnazlıkları güncel raporlarda ciddi şekilde uyarılmıştır.
* İhalesiz Kiralama ve Tahsisler: Kamuya ait binlerce taşınmazın, iş yerinin, ticari hat ve plakaların ihale açılmaksızın ya da süresi bittiği halde ihalesiz süre uzatımlarıyla şahıslara veya iştiraklere devredildiği; milyonlarca liralık kira alacaklarının ise tahsil dahi edilmediği raporlanmıştır.
Özetle; Sayıştay bulguları, eleştirdiğiniz sistemin tüm çarklarını doğrular niteliktedir. Şirketler yerel hizmetlerin "hızlı yürütülmesi" amacıyla kurulmuş görünse de günümüzde denetimden kaçma, liyakatsiz kadrolaşma sağlama, hukuki sorumluluğu yüklenicilere yıkarak kamu zararı üretme ve belirli bürokratlara birden fazla kaynaktan gelir kapısı yaratma mekanizmasına dönüşmüş durumdadır.”
ALLAH BU DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
CEVAP VE DÜZELTME HAKKINA SAYGILIYIZ.
Cevabı yazıda, adı geçen ilgilisi ve yetkilisi göndermesi gerekir. Telefon ve iletişim bilgilerini koymayı unutmayınız.
CEVAP GÖNDERECEĞİNİZ e- posta ADRES:





















