GAZETECİLİK NEDEN SUÇ DEĞİLDİR?
Bir gazeteci, işini yapmak için haber kovalar. Sıra dışı her bilgi, her söylem, her olay haberdir.
İlgili kişilerle konuşur, haklarında araştırma yapar ve eksiksiz haberinden emin olunca gazetesine, haber sitesine, çalıştığı TV kanalına gönderir veya özel çalışıyorsa sosyal medyada yayınlar…
Yazılı basında da, görsel basında da bu böyledir. Görmezden gelmek, bana ne demek, yandaş olmamak, insanlara, kurumlara adil, eşit ve objektif davranmak bizlerin en önemli görevidir. Bunun kodu “5N1K” olarak nitelenmiştir. (Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl, Neden ve Kim?)
Bazen gazetecileri, kurumlar, siyasi partiler ve iktidar gazetecileri çeşitli nedenlerle kullanmak ister. O zaman gazeteci çifte kontrolle kullanılıp kullanılmadığına büyük özen göstermek zorunda kalır.
Peki bizleri kim denetler? Başta meslek örgütlerimiz olmak üzere meslekle ilgili dernekler, meslek büyüklerimiz, yöneticilerimiz Basın Kanunu’na uyup uymadığımızı fark ederse, gerekli uyarıları yaparlar. Yöneticilerimiz dedim ya, bir haberi yayına sokabilmek hiç kolay değildir. Önce editörlerden geçer, bölüm müdürüne gider, haber müdürü ve yazı işleri müdürlerinden onay alınır. Bu süreç adeta haberi getirene pösteki saydırır.
Hadi, haber yayın organında yer aldı diyelim. Eğer bir hata varsa, halk denetiminden de geçer. Yanlış ve eksik haberlere hemen tepkiler gelir.
Gazetecilik utanç duyulmayacak, yani yüz kızartıcı suçlar işlenmedikçe suç sayılmaz. Gazeteciler de insandır, bilerek veya bilmeyerek hata yapabilirler.
Gazetecilik aslında açık bilgi ve istihbarat işidir. Yanlışlar bu söylediğim denetim aşamalarında mutlaka ortaya çıkar. Tabi ki trol değillerse..
Ne var ki, Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi uygulandığından bu yana gazetecileri ve haberleri neredeyse hükümet dolayısıyla iktidar belirliyor demek mümkün..
ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ KAYBETTİK…
Beğenilmeyen yazı ve haberlere sansür uygulanıyor. Çalışmalarımız, araştırmalarımız ve haberlere yönelik izleme süresi engellere takılıyor.
Sorularımızı beğenmediklerinde cevap bile verilmiyor.
Hele de son zamanlarda meslektaşlarımız “kelle koltukta” dolaşıyor adeta…
İşini yapmaya çalışanlar ve gerçekten yapanlar, “Halkı yanlış yönlendirerek…” diye konulan ve sonradan eklenen yasa maddesi bahanesiyle hapse atılıyor, yıllarca içerden çıkmaması için cezalar veriliyor.
Adam öldüren katillere bile verilmeyen cezalar bunlar.
BASIN KARTLARIMIZI, meslek örgütlerimiz değil, iktidarın İletişim Başkanlığı veriyor. Eğer iktidara yandaş değilseniz kart almanız bile çoğu zaman olanaksız kılınıyor.
Başkanlık beğenmediği gazeteciye basın kartı vermiyor.
Daha önce aldığımız sürekli basın kartlarımıza el konuluyor, hak ihlali yapılarak iade edilmiyor..
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti TGC’nin düzenlediği Burhan Felek Basın Hizmet Ödül törenine katıldım. Törende, TGC’nin, “Meslekte 50 yılını doldurmuş, 70 yaşından gün almış” üyeleri arasından ödüle değer görülen gazeteciler ve üyeler vardı. 44 yıldır sürdürülüyordu bu tören..
Salona girdiğimde, meslek büyüklerimiz aralarında sohbet ediyor, eski günlerden söz ediyorlardı.
Kimisi ah çekiyor, “Nerede o günler?” diyorlardı.
Hem geçmişe nostalji, bugüne de göndermeler yapıldı bol bol. Çok hoş, samimi ve huzurlu bir atmosfer vardı törende.. Anılar anlatılıyor, yıllardır birbirlerini göremeyenler hatırlar soruyordu.
ŞEYHÜLMUHARRİRİN BURHAN FELEK’İN ÖNGÖRÜSÜ…
Tören başladı, konuşmacılar sırayla sahneye çıktı. TGC’nin Genel Sekreteri Sibel Güneş, günün anlam ve önemini belirten kısa konuşmasının ardından sözü Başkan Vahap Munyar’a verdi.
Munyar, Felek’i anlatırken onun yaşamı boyunca pek çok alanda kaleme aldığı yazılarla mesleğimizin usta isimleri arasında yer aldığına dikkat çekti ve ”Felek, renkli kişiliği, kendisine özgü üslubu ve toplumsal yaşama duyarlılığı ile iz bırakmıştır” dedi…
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)’nin kurumsal kimliğinin güçlenmesine önemli katkılarda bulunan Felek’in 26 yıl boyunca sürdürdüğü başkanlık göreviyle mesleki birikimini ve yöneticilik deneyimini de Cemiyet’e aktardığını belirtti Munyar.
Haklı.. Ben de henüz genç bir gazeteciyken Milliyet Gazetesi’nde rahmetli Felek’le çalışma fırsatı yakaladım.
Yazılarını eski Türkçe yazardı, sonra bir arkadaş bugünkü Türkçe’ye adapte ederdi. Yazı yayına girmeden önce yüksek sesle kendisine dinletilirdi.
İşte kimi zaman yazısını okuma işini bazı arkadaşlarla birlikte ben de yapardım.
Felek eksik veya istediği anlamı vermeyen sözcükleri düzeltirdi..
Dikkat ve özeni öğrendim kendisinden. Bu çok önemliydi, ilerisi için de bana çok yardımcı oldu.
1983 yılından bu yana verilen Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri, bir klasik tören olmuştu.
Tören bu anlamda yaşlı ve değerli gazetecileri onurlandırıyordu.
ŞEYHÜL MUHARRİRİN İÇİN USLUP ÖNEMLİYDİ…
Tam 72 yıl gazeteciliği ve yazarlığı sürdürmesi nedeniyle kendisine “Şeyhül Muharririn” ünvanıyla ödüllendirilen Burhan Felek’i gazeteci yeğeni Okşan Atasoy da anlattı törende. Eski günlere gidip gidip bugünlere geldik.
Peki Felek, yaşadığı dönemlerde hiç sıkıntı çekmedi mi?
Atasoy, çalkantılı dönemlerde yaşayan Felek’in kimi zaman bizlerin yaşadıklarına benzer durumlarla karşılaştığını ama yılmadığını, gazeteciliğinden de taviz vermediğini ve mesleki dayanışmayı her zaman ön planda tuttuğunu vurguladı. Yazılarında mutlaka espriye ve mizaha yer verdiğini belirten Atasoy, Felek’in uslup konusuna çok önem verdiğini örneklerle anlattı…
Bir hukukçu olan Felek’in günlük yazıları dışında hafta sonları mizahla dolu yazılarını mesela “Recep’in Kahvesi”ni iyi hatırlıyorum.
Felek’in bir önemli özelliği de TGC Başkanı iken meslektaşlarının hayatını kolaylaştırmak için yaptıklarıydı.
İki dönem toplam 26 yıl icra ettiği Başkanlık döneminde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı olan Gazetecilik Enstitüsü’nde öğretim üyeliği yaptı. Ben ona yetişemedim ama rahmetli Abdi İpekçi’nin öğrenciydim.
Yine halen sürdürülen Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri, Basın Sarayı ek binası ve Gazeteciler Sosyal Dayanışma Sosyal Dayanışma Vakfı projeleri yanında Basın Dispanseri’ni o hayata geçirmişti. Hastalanınca ilk durağımız orasıydı.
Sevgili Şeyhül Muharrininimiz Felek, çok yönlü düşünceleriyle biz gazeteciler için ne çok hizmet yapmış diyorum.
Törende daha sonra ödüller sahiplerine verildi.
Ödül sahipleri arasında Ahmet Özçelik, Avni Özgürel, Belma Aksun, Sebla Özveren, Cahit Çataloğlu, Pınar Türenç, Prof. Dr, Suat Gezgin, Emel Uygur, Esat Yılmaer, Füsun Arsan, Hüs eyin Başusta, İlker Yasin, Rengin Uz, Kenan Mortan, Meral Tamer, Nevret Yüksel, Orhan Uğuroğlu, Sefer Bilirgen gibi isimler var. Tam liste TGC’nin sitesinde mevcut..
Neden oradaydım? Meslektaşım ve sevgili eşim Altan Çakıroğlu adına ödülünü ben aldım.
Çünkü Altan, geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kalabalık toplantılara katılamıyor. İş bana düştü.
Sevgili okuyucularım, bu kez gazetecilği yazdım.
Nedeni de bu mesleği yaptığımız için neler çektiğimizi anlatmaktı. Yazı yazmak kolay bir iş değildir. Gazetecilik ise ateşten gömlek haline geldi.
Bizleri korumak ve sahip çıkmak ise toplumun bir konusu oldu..





















