haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Siyasette İlke, Vefa ve Omurgalı Duruş Üzerine

Siyasi parti çatılarına bakıyorum, siyasilere bakıyorum, bir gün orada, bir gün başka yerdeler. Dün farklı konuşuyorlardı, bu gün çok çok farklı. Kişilik, omurgalı bir duruş göstermeyenle nereye kadar yürüyebilirsiniz ve ne yapabilirsiniz.

Hayatta hangi yola çıkarsak çıkalım, hangi büyük amaca yönelirse yönellelim, attığımız adımların kalitesini belirleyen en temel unsurlardan biri "kiminle yürüdüğümüzdür". Geleneksel kültürümüzde bu gerçek, "Evvel refîk, bâde'l-tarîk" (Önce yoldaş, sonra yol) vecizesiyle özetlenmiştir. Bu söz, varılacak menzil ne kadar görkemli olursa olsun, o yolda yanınızda taşıdığınız insanın karakterinin, duruşunun ve güvenilirliğinin her şeyden önce geldiğini söyler.

Ancak bugün Türk siyasetine baktığımızda, bu kadim ilkenin adeta tersine çevrildiğini üzülerek görüyoruz. Siyasi parti çatıları altında yaşananlar, ilkelere sadakatten ziyade dönemsel çıkarlara, makam hesaplarına ve günü kurtarma politikalarına teslim olmuş durumdadır.

Dün Yerden Yere Vurulanlar, Bugün Baş Tacı Edenler

Siyasette en çok yaralayan manzaralardan biri, dün birbirleri hakkında sarf edilen pek çok ağır sözün, bugün bir ittifak ya da koltuk uğruna unutulmasıdır.

Dün: Aynı çatı altında siyaset yaparken yollar ayrıldığında, eski yol arkadaşları için ağza alınmayacak ithamlarda bulunulur, en sert eleştiriler yapılır.

Bugün: Çıkarlar örtüştüğünde ya da yeni bir makam kapısı aralandığında, dünkü "en büyük rakip" veya "eleştirilen figür" birdenbire öve öve bitirilemez hale gelir.

Hâlbuki bu tablonun iki yüzü de yanlıştır. Dün sırf siyasi rekabet veya küskünlük uğruna bir insana haksızlık etmek ne kadar yanlışsa, bugün sırf menfaat birliği sağlandı diye o geçmişteki gerçekleri halı altına süpürmek de o kadar ahlaki bir erozyondur. Siyasette hafızasızlık, toplumun siyaset kurumuna olan güvenini en çok sarsan unsurların başında gelir.

Makam ve Koltuk Sadakati mi, İlke Sadakati mi?

Siyasi etik açısından bakıldığında, bir yola baş koyduğunuz çatı bellidir. Nerede, hangi siyasi anlayışın ve değerler bütününün altında yola çıktıysanız, bu duruşun bir ağırlığı olmalıdır.

Burada siyasetçiler için iki temel erdemli yol vardır:

Yola Sadakat: Eğer yola çıktığınız ilkeler hâlâ geçerliyse, zorluklara rağmen o yolu sonuna kadar, inandığınız değerlerle yürümek.

Onurlu Ayrılış: Eğer zamanla o siyasi partinin ilkeleri, gidişatı veya çizgisi sizin vicdanınızla ve inandığınız değerlerle çelişmeye başladıysa, o çatı altında kalmamak; ancak o partinin sağladığı imkânlarla elde edilen makam ve mevkiyi de arkada bırakmak.

Bugün en büyük kirlilik, partisinden veya ideolojik çizgisinden kopan kişilerin, o parti çatısı altında kazandıkları koltukları, unvanları ve makamları terk etmek istememeleridir. Çatıyı beğenmeyip eleştiren ama o çatının altında kazandığı ayrıcalıklardan vazgeçmeyen bir anlayış, halkın vicdanında karşılık bulamaz.

Maharet Çatılarda mı, Kişinin Kendisinde mi?

Gerçek siyasi maharet, arkaya rüzgâr almak ya da hazır bir partinin imkânlarıyla koltuk sahibi olmak değildir. Eğer bir siyasetçi gerçekten halkına söyleyecek sözü olduğuna, projelerine ve karakterine inanıyorsa, yapması gereken bellidir:

Çatıdan ayrıldığında o makamın konforunu da bırakacak, millete rüştünü bağımsız bir aday olarak ya da kendi öz gücüyle ispat edecektir. Siyasetin asıl gücü tabelalardan değil, kişinin omurgasından ve halkla kurduğu samimi bağdan gelmelidir. Eğer iddia edildiği gibi bir "maharet" varsa, parti rozetine sığınmadan da bu adımı atmak gerekir. O zaman sormak lazım: İlkelerden ödün verildikten sonra o parti çatısının bir anlamı kalır mı?

Halkımızın Aydınlanması ve Seçim Bilinci

Toplum olarak siyasetçilerden beklediğimiz en temel şey; rüzgâra göre yön değiştiren bir oportünizm değil, hayatın her alanında geçerli olan tutarlılık ve erdemdir.

Evvel refîk, bâde'l-tarîk ilkesini yeniden hatırlamak zorundayız. Sandık başına giderken ya da siyasi figürleri değerlendirirken sadece söyledikleri süslü sözlere değil, geçmişte kiminle yola çıktıklarına, yolda kimleri nasıl sattıklarına ve ilkesiz dönüşlere bakmalıyız.

Omurgalı bir duruş göstermeyen, dün söylediğini bugün inkâr eden bir zihniyetle geleceği inşa etmek mümkün değildir. Halkımızın aydınlanması ve bu tür tutarsızlıklara prim vermemesi, Türkiye'de siyasetin kalitesini yükseltecek en büyük güçtür.

Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.

Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..

HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Kişisel instağram sayfam:

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:

https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d

haberanaliz Facebook  gurubu:

https://www.facebook.com/groups/haberanaliz.net

haberanaliz X hesabı:

https://x.com/batuhansezer006

#mustafagoktas