Toprak Deniz İnsan -XIV-
Ellerin Dili: Mersin'de Geleneksel Kadın El Sanatları, Dokumacılık ve Çeyiz Kültürü
•
Giriş:
Mersin ili, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olduğu gibi, Türkmen ve Yörük kültürünün en yoğun yaşandığı bölgelerin başında gelir. "Türkmen", Oğuzların İslamiyet'i kabulünden sonra aldıkları isimken, göçebe hayatı sürdürenlere "Yörük" denilmektedir. Mersin nüfusunun önemli bir kısmı, Selçuklular ve Karamanoğulları döneminde bu toprakları fetheden, çoğunluğu Üçoklar'a mensup Türkmen ve Yörüklerin torunlarıdır. Bu zengin kültürel miras, beraberinde kadim bir el sanatları geleneğini de getirmiştir. Mut ilçesi de bu geleneğin en canlı ve özgün örneklerinin korunduğu merkezlerden biri olarak karşımıza çıkar. Zira Mut, Toroslar'ın eteklerinde kurulmuş, göçerlerin uğrak noktası olmuş ve bu sayede dokuma, keçecilik, dericilik gibi zanaatler kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
Halk El Sanatlarının Karakteri
Halk el sanatları, bir ihtiyacı karşılamakla birlikte; aynı zamanda bir duygu ve düşünce dünyasının da dışavurumudur. Başörtüsüne işlenen bir desen hediye edileceği kişiye duyulan samimi arzuyu, bir çorapta kullanılan parlak renkler ise ilgi çekme isteğini yansıtır. Bu sanatlarda kadının rolü başattır; en sabırlı ve emek yoğun işler genellikle yaşlı kadınların ellerinden çıkmıştır. Motif ve renkler eski bir geleneğe dayanır, ancak her bölgede farklılık gösterir. Bu çeşitlilik karşısında yabancı araştırmacılar dahi bölgeye gelerek derlemeler yapmış, eserleri müzelerine taşımışlardır.
Mut ve çevresindeki el sanatlarının genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Geleneğe dayalı bir karakter taşımaları, milli sanat zevkini temsil etmeleri, yaratıcılığı geliştirmeleri, aile içinde sanat terbiyesi sağlamaları ve topluluk hayatında büyük bir değer ifade etmeleri.
Mut’ta Öne Çıkan El Sanatları ve Dokuma Türleri
Mut yöresinde en yaygın el sanatları dokumacılık etrafında şekillenmiştir. Halı, atkılı ve ilmikli dokuma olup yüzü tüylüdür. Kilimler ise tersi ve yüzü aynı olan, motiflerin kısa atkılarla işlendiği düz dokumalardır. Özellikle Cicim ve Zililer, Mut’ta sıkça rastlanan özel dokuma türleridir. Cicimlerde motifler hafif kabarıktır ve genellikle iki kişi tarafından "ıstar" adı verilen tezgahta dokunurlar. Zililer ise cicimlerden daha kalındır.
Bunun yanında yörede çullar (eşya örtüsü ve sergi bezi), çuvallar (ala çuvallar, kıl çuvallar ve un çuvalları) oldukça yaygındır. Ala çuvallar, genç kızların çeyizinde baş sıralarda yer alır ve zengin renk uyumlarıyla Türk kadınının iç dünyasına açılan bir pencere niteliğindedir. Heybeler ise eğer, ekin ve omuzda taşımak için kullanılan çok işlevli dokumalardır. Kimi heybeler hayvanın silkelenmesiyle eşyaların dökülmesini engelleyen kendinden kilitli bir düzeneğe sahiptir.
İlginç bir diğer ürün ise somatlardır (iteği). Hamur yoğurmak, ekmek arasına koyarak kurumasını engellemek veya kurumuş ekmeği yumuşatmak için kullanılan bu dokumalar, Türk misafirperverliğinin sofradaki yansımasıdır. Ayrıca seccadeler, kuşaklar, örtüler, keseler ve çoraplar da yörede üretilen diğer dokumalar arasındadır. Ne var ki, fabrika üretiminin yaygınlaşmasıyla bez dokumalar durma noktasına gelmiştir. Buna karşın iğne oyaları özellikle Çamlıyayla, Tarsus ve Mersin'de halen üretilmekte, ancak üreticilerin örgütlenememesi nedeniyle emeğin karşılığı alınamamaktadır.
Keçecilik ve Çadır Kültürü
Mut’ta keçe yapımı çok yaygın olmamakla birlikte, Yalızcabağ ve Hacıahmetli köylerinde bu gelenek sürdürülmektedir. Keçe, özellikle göçebe hayatın vazgeçilmez bir unsuru olan çadırların yapımında kullanılır. Yörükler arasında üç tip çadır evi bulunur: Keçeden yapılıp ağaç direklerle desteklenen "Alaçık", kafes şeklindeki ahşap iskelet üzerine keçe çekilen kubbe biçimindeki "Topak-ev" ve keçi kılından örülmüş "Karaçadır". Bu çadırlar, adeta taşınabilir birer sanat eseri gibidir.
Tezgahlar ve Doğal Boyacılık
Yörede kullanılan başlıca tezgahlar; her türlü dokumanın yapıldığı, 5 dakikada sökülüp takılabilen "ıstar", kare tahtaların birbirine çarpılmasıyla çalışan "çarpana" (burada dokunan ipler hayvan bağlama kemerleri ve "olukma" adı verilen kadın kemerleridir) ve bez dokumalar ile yollukların üretildiği "culfalık tezgahı"dır. Ayrıca yün eğirmede kullanılan kirmen de önemli bir araçtır.
El sanatlarının olmazsa olmazı ise boyacılıktır. Toroslar'da yetişen bitkilerden elde edilen doğal boyalar, dokumalara canlılık ve dayanıklılık kazandırır. Sentetik boyaların Avrupa'da artık tercih edilmemesi, bu doğal yöntemlerin yeniden önem kazanmasını sağlamaktadır.
Dericilik
Mut ve çevresinde dericilik de küçük çaplı da olsa varlığını sürdürmektedir. Su tuluğu, ekmek dağarcığı, ayran tuluğu, peynir derisi ve çarık gibi ürünler, tamamen doğal yöntemlerle (külleme, sumak yaprağında bekletme, meşe şevti ile işleme gibi) hazırlanmaktadır. Bu yöntemler, yüzyıllardır değişmeden gelen bir bilgi birikimini gözler önüne serer.
Sonuç
Mut el sanatları, geçmişin bir yadigârıdır, dolayısıyla yaşayan bir kültürel mirastır. Göçebe hayatın zorlukları içinde ortaya çıkan bu zanaatler, estetik kaygı ile faydayı mükemmel bir şekilde birleştirmiştir. Ancak günümüzde fabrikasyon üretim, göç ve genç nesillerin bu işlere yönelmemesi gibi nedenlerle birçok dalı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bu değerli mirasın korunması ve yaşatılması, yalnızca yerel halkın değil, devlet kurumlarının, akademisyenlerin ve sivil toplum örgütlerinin de ortak çabasını gerektirmektedir. Unutulmamalıdır ki bir yörenin el sanatları, o yörenin ruhudur. (Dulkadir, 1985).






















