6-8 Ekim 2014 Kobani Olayları Hakkında Araştırma Önergesi

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
6-8 Ekim 2014 Kobani Olayları Hakkında Araştırma Önergesi
Serpil KEMALBAY PEKGÖZEGÜ - İzmir Milletvekili : "7-12 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşanan hak ihlallerinin tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması, olaylar esnasında yaşanan ölümler ve yaralamalarla ilgili, ulusal ve uluslararası hukuk bağlamında sorumlulukları bulunan kamu görevlileri başta olmak üzere tüm sorumluların araştırılarak tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla TBMM Başkanlığına önerge verdim."

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

IŞİD’ın Kobani kentine saldırılarını ve katliamlarını protesto etmek, dayanışma ve yardım çağrısı yapmak için  bütün dünyada ve Türkiye genelinde  barışçıl protestolar gerçekleşmiştir.  7Ekim 2014’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın  “Kobani düştü düşüyor” açıklamasının ardından ise tarihimizde pek çok kez yaşandığı gibi karanlık bir el devreye girmiş, 7 -12 Ekim tarihleri arasında çok sayıda yaşam hakkı ihlali, yargısız infaz, faili meçhul cinayetler yaşanmıştır. 7-8 Ekim 2014’te yaşanan acı olayların nedenleri, aradan geçen 7 yıla rağmen bugüne kadar ciddi, etkin ve şeffaf bir soruşturmadan geçirilmeyerek, cinayetler faili meçhul bırakılmıştır. 

7-12 Ekim 2014 tarihleri arasında yaşanan hak ihlallerinin tüm yönleriyle şeffaf bir şekilde araştırılması,  olaylar esnasında yaşanan ölümler ve yaralamalarla ilgili, ulusal ve uluslararası hukuk bağlamında sorumlulukları bulunan kamu görevlileri başta olmak üzere tüm sorumluların araştırılarak tüm gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 

Serpil KEMALBAY PEKGÖZEGÜ - İzmir Milletvekili

 

GEREKÇE

Ortadoğu’da süren vekâlet savaşında büyük insanlık suçlarına imza atmış  IŞİD örgütü tarafından 2014 yılının Eylül ayında Suriye’nin Halep iline bağlı Kobani ilçesine yönelik kuşatma ve saldırılar başlamış, bu saldırıların artması ve on binlere varan Kobanili halkın katledilmesi tehlikesinin ortaya çıkması üzerine IŞID’in  kendisinden farklı olan tüm grup ve inançlara yönelik katliam ve saldırıların durdurulması talebiyle dünyada yaygın protestolar gerçekleşmiş, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere  pek çok yerden Kobani halkına destek ve IŞİD’in durdurulması için çağrı yapılmıştır.  Türkiye’nin pek çok ilinde yurttaşlar tarafından Anayasal bir hak olan demokratik protesto hakkı  kullanılmış,  haftalarca barışçıl  protestolar gerçekleştirilmiştir. Yine  IŞID’ınKobani’ye saldırısından sonra on binlerce insan Eylül ayında Türkiye’ye sığınmak zorunda kalmıştır.  Kobani kentinin kendini savunması için gerekli desteği sağlayabileceği tek güzergâhın Türkiye üzerinden olduğu gerçeğinden hareketle hükümetin bu konuda gerekli adımı atmasını sağlamaya dönük çağrılar artarak sürmüştür. Yurttaşlar tarafından iktidarın Kobani’deki katliamlara sessiz kalınmaması talep edilirken 7Haziran 2014’de Cumhurbaşkanı “Kobanidüştü, düşüyor” açıklaması ve  polisin protestoculara karşı şiddet kullanmasıyla beraber barışçıl eylemler hızla  kana bulanmıştır. Yaşanan çatışma ve ölümleri durdurmak üzere o günlerde inisiyatif alarak iktidarla görüşmeler yapan HDP heyetine dönemin İçişleri Bakanının "Güvenlik güçleri içinde kontrol edilemeyen güçler var" dediği bilinmektedir.

7 -12 Ekim tarihleri arasında yaşam hakkı ihlali kendisini yargısız infaz, faili meçhul cinayet, paramiliter unsurların saldırıları biçiminde göstermiştir. Çok büyük bir kısmı polis ve jandarmanın aşırı güç kullanımı,  biber gazı ve kapsülleri, tazyikli su kullanımı  ve paramiliter grupların saldırıları sonucu 43 kişi yaşamını yitirmiş, 801 kişi de ateşli-kesici silahlar ve olaylardan etkilenmek suretiyle çeşitli şekillerde yaralanmıştır. Protestoların devamında Bingöl, Adana ve Van’da gerçekleşen olaylarla beraber toplamda 51 yurttaş hayatını kaybetmiştir. 

Hem Anayasa hem de uluslararası hukuk protesto esnasında yurttaşların can ve mal güvenliğinden kamunun sorumlu olduğunu teyit etmektedir. Açık hukuki bağlayıcılıklara rağmen, Kobani protestolarında ihmali bulunan, göreviniyerine getirmeyen ve yaşanan her türlü kayıp ve olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmamış, 6-8 Ekim olayları olarak bilinen 2014’te meydana gelen toplumsal olaylara dair, adli ve idari birimler tarafından etkin ve şeffaf bir araştırma, çalışma ve soruşturma gerçekleştirilmemiştir.

Tam aksine Kobani olaylarının üstünden yıllar geçtikten sonra iktidarın yargı eliyle gerçekleştirdiği operasyonları sonucu  2016 yılında HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ tutuklanmış, yakın bir tarihte aynı gerekçeler bahane edilerek birçok Halkların Demokratik Partisi’ne mensup siyasetçi gözaltına alınmış, aralarında eski milletvekilleri ile belediye başkanlarının da olduğu HDP’li siyasetçiler olayların sorumlusu gösterilerek haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmıştır.

Gerçeğin bütün boyutlarıyla  ortaya çıkarılmasını bekleyen katliamlar gibi yaşam hakkı ve ağır insan hakları ihlallerine yol açan Kobani olayları da aradan geçen 7 yıla rağmen tüm yönleriyle aydınlatılmamıştır. Üzerinden 7 yıl geçmesine rağmenolaylara ilişkin siyasi iktidarın yine yargı eliyle olmak üzere müdahalelerinin devam ettiği ve aynı anlayışla hareket edildiği görülmektedir.

6-8 Ekim 2014 Kobani protestolarında hakikatin açığa çıkarılması için atılması gereken ilk adım, söz konusu zaman zarfında kamu görevlilerinin ihmallerinin ve bu ihmallerin sonuçlarının araştırılmasıdır. Nitekim bu sadece bir araştırma değil aynı zamanda hukuki bir gerekliliktir.

Bu kapsamda, 6-8 Ekim 2014 Kobani protestoları esnasında yaşanan ölümler ve yaralamalarla ilgili, ulusal ve uluslararası hukuk bağlamında  şeffaf, etkin soruşturma yapılması, başta kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların araştırılması,  kamu görevliler hakkında görevlerini yerine getirip getirmediklerine dair soruşturmanın yapılması, hala görevde bulunanlarla ilgili adli ve idari yaptırımların belirlenmesi ve ihmali olanların ortaya çıkarılması amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulması elzemdir.  


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
UNESCO’ya kayıtlı tek jeoparka HES yapılıyorÖnceki Haber

UNESCO’ya kayıtlı tek jeoparka HES yapıl...

LAİKLİĞE ÇAĞRI BİRLİKTELİĞİ İSTİFAYA ÇAĞIRDISonraki Haber

LAİKLİĞE ÇAĞRI BİRLİKTELİĞİ İSTİFAYA ÇAĞ...

Başka haber bulunmuyor!