YENİ SİYASET YOLU AÇAR MI?
Geleneksel Türk siyaseti, liderlik anlayışı üzerine kurulu olduğu için parti içi demokrasi bugüne kadar işletilemedi.
Aslında Özgür Özel, 91 eski CHP milletvekiliyle Yeni Parti’yi kurarak önemli bir deneysel siyasi yapılanmaya yöneleceğini daha başından bazı açıklamalarıyla belli etmişti.
Yeni Parti’nin Meclis’teki ilk grup toplantısında da daha ileri giderek eski nesil örgütlenme biçiminin bırakılacağını açıklarken ne diyecek acaba diye bizleri meraklandırdı. Sonra da "Temel siyaset organı artık ilçe yönetim kurulu ve ilçe başkanı değil siz üyelerin oluşturduğu ilçe meclisleridir" dedi.
Bu geçmişe alışık siyasi aktörleri şaşırttı. Belki en çok şaşıran da Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve kurmayları olmuştur. Çünkü, Özel, eski mahalleye yeni adetler getiriyordu…
Erdoğan yanında dikkat edilirse diğer muhalefet parti genel başkanlarından da pek ses ve yorum yapılmadı…
Özel, millete açıyordu partiyi. Daha kurulduğu gün, Yeni Parti, eski CHP’nin rolünü kapmış ve ana muhalefet partisinin yerini almıştı.
Özel sözlerini şöyle bağladı; “Biz Yeni Parti'yi bir partimiz olsun diye değil, iktidar olsun, milleti iktidara getirsin diye kurduk."
ESKİ TÜRKİYE’YE YENİ ADET…
Özel zor bir yola çıktı. Pir çıktı diyelim.
Milletin partisi dediği Yeni Parti'nin adını halkın koyduğunu, bütçesinin de halkın bağışlarıyla belirlendiğini gerekçe gösteren Özel, halka karşı tam hesap verilebilirlik olacağını da ekledi.
Ardından Yeni Parti'ye beş günde 113 bin bağışçının 240 milyon TL bağışta bulunduğunu açıkladı ve "Aldığımız her bağışı ve harcadığımız her parayı, bağışçılarla, kamu otoriteleriyle ve kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşmaya devam edeceğiz" dedi.
Hesap verilebilirliğin hiçbir zaman yürümediği Türk demokrasisinde yeni model partisiyle Özel, bunu başarmaya, adeta bir devrim yapmaya kalkıyor.
Yakından izleyeceğiz.. Umarız demokrasimize çok yakışacak, milletimizi kalkındıracak ve siyaseti sevdirecek o modeli siyaset arenasına kazandırır.
MAHALLE MECLİSLERİ ÖNE ÇIKIYOR…
Okuyanlar bilirler. Pek siyaset yazmayı sevmesem de Özgür Özel’in politika sahnesine getirdiği yeni inovasyon yöntemlerini ilgiyle izliyorum.
Olumlu ve olumsuz tepkiler ilgimi çekiyor.
Özel, açıyor modelini ve şöyle diyor;
"Bu örgütlenmenin asli unsuru, her biri bir diğeri kadar kıdemli, sözü başkasından geride olmayan, herkesle eşit yepyeni üyeleridir.
"Üye sayısı, nüfusu ve imkanları müsait olan tüm mahallelerimizde mahalle meclislerinin esas olduğu yeni bir örgütlenme modelini kuruyoruz. Temel siyaset organı artık ilçe yönetim kurulu ve ilçe başkanı değil siz üyelerin oluşturduğu ilçe meclisleridir."
Parti siyasetinin üyelerle birlikte bu il meclislerinde belirleneceğini söyleyen Özel, heyecanla anlatıyor;
"Örgütlendiğimiz 81 ilin tamamında il meclislerinin kurulması, siyasetin de orada kurulması, tartışılması, yönetilmesi, sahaya yayılması ve orada değerlendirilmesi esastır.
"İşçilerin, emeklilerin, iş insanlarının, sivil toplum, akademi dünyasının, kadınları ve elbette gençlerin politikalarını hayata geçireceği siyaset zemini ilçe ve il meclislerimizdir."
Delegelik sistemi, gerçekten çok adil değildi. Kötünün iyisi miydi?
Düşünün, delegeler kendi görüşlerine göre davranabilme potansiyeli olan insanlar.
Biz her seçimde yenilenip kendimizi güncellesek de onlar eski kalabiliyorlardı.
Özel, yine de delegeliğin, Siyasi Partiler Kanunu'nun gereğini yerine getirmek için teknik bir görev olarak kalacağını mecburen söylese de
şu cümlelerle konuyu açıyor; "Artık her üye, ilçe başkanını, il başkanını ve genel başkanı doğrudan seçecek.”
ÜÇ DÖNEM SINIRI İŞLER Mİ?
Özel, partideki tüm makamlara üç dönem sınırı getirileceğini açıklarken, inşallah eski politik dümenler yürümez.
Koltuk sevdalıları iflah olmaz. Koltuğu bırakmamak için her şeyi mübah sayanlar, hizipçiliği kışkırtmazlar..
Bunu en iyi bilenlerden birisi olan Özel,
yine de vurguluyor;
"Yeni Parti'miz siyasetin sanki bir meslek gibi yıllarca yapıldığı bir yer olmayacak. Partimizde her makamda dönem sınırı uygulanacak.
"Bu sınır, tüzüğümüzde belirtildiği gibi tüm yönetici makamlarında üç dönem olarak uygulanacak."
Özel, parti bir seçimden zaferle çıkmazsa genel başkanlığı bırakacağını da açıkladı:
"İster yerel, ister genel seçim; genel başkanlığımda girdiğim seçimden parti birinci parti olarak, iktidar olarak çıkmadıysa ertesi gün kurultayı topluyorum ve aday olmuyorum."
Dileyelim öyle olsun. Madem millet karar veriyor her şeye, iktidarı kazanamamış bir genel başkana da ne gerek var…
Mesela 2024’te yerel seçimleri kaybeden Tayyip Erdoğan’ın da istifa etmesi lazımdı.
Kemal Kılıçdaroğlu 13 seçim kaybetti, son genel seçimler de buna dahildi.
Koltuğundan çoktan ayrılıp gitmeliydi.
Aynı durum Devlet Bahçeli için de geçerli.
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, çekti gitti, iyi de yaptı..
SİYASİ ETİK YASASI ÇIKMALI..
Ak Parti’ye "siyasi etik yasası" çıkarma teklifinde de bulunan Özel, kendisine yapılan siyasi manevralardan bıkmış olacak ki, bu yasanın bir an önce çıkarılmasını arzu ediyor.
Ne var ki, halen eski siyasetçi olmaktan kurtulamayan Erdoğan, Özel’i dikkate alacakmış gibi görünmüyor.
Özel, bu yasa için çok güçlü önemli bir örneği dile getirdi. Neydi bu örnek?
2016 yılında Avrupa Birliği'nin koyduğu bazı şartlar sağlanırsa vize serbestisinin sağlanacağını, ancak bu sürecin "siyasetin finansmanının şeffaf olmasını" öngören maddede tıkandığına vurgu yaptı.
Dönemin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nu yanına çağırarak, bu AB düzenlemesine engel olduğunu öne süren Özel şöyle konuştu:
"İçinde vekillerin alabileceği hediyelerin sınırı, birinci ve ikinci derece yakınların ihale almamaları, sebepsiz zenginleşmenin izah edilmesi, lobicilik faaliyetleri vardı. O gün bugündür siyaseti arındırmaya karşı olan tek kişi Recep Tayyip Erdoğan'dır.
"Partisine güvenseydi bugün AB ülkelerinde serbestçe dolaşan bir ülke olacaktık. Siyasi etik yasası, Yeni Parti olarak ilk önerimizdir. Biz buradayız, hodri meydan!"
Özel’in söylediklerini medya organları tartışmaya açmalı.
Özel, aslında içeriye atılan belediye başkanlarına rağmen tarafsız bir duruş sergileyerek, Türkiye siyasetine inovatif unsurlar katmak için çabalıyor.
Türk demokrasisi ancak girdiği çıkmazlardan böyle yöntemlerle kurtulabilir.
İster iktidarda olun ister muhalefette eğer siyaset alanına güçlü katkılar sağlanamazsa hep KURTARICILAR ararız.
Bizim kurtarıcılara değil, ortak akla ve bu akılla partisini yönetecek lider ve kadrolara ihtiyacımız var unutmayalım..

























