ADİL YARGILANMA BİR HAKTIR-AVUKATLARI DERHAL SERBEST BIRAKIN!

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
ADİL YARGILANMA BİR HAKTIR-AVUKATLARI DERHAL SERBEST BIRAKIN!
Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, yönetim kurulu üyeleri ve avukatlarla birlikte, adil yargılanma hakkı bekleyen tutuklu avukatlar, barolara yapılan saldırılar ve pandemi süreci hakkında basın açıklaması yaptı. Hukuksuzlukların son bulması ve adil yargılanma hakkı talebi için cezaevinde ölüm orucunu sürdüren Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal ile tüm tutuklu avukatlar için özgürlük, yaşam hakkı ve adalet talep eden Yeşilboğaz, “Adil Yargılanma Haktır. Avukatları Derhal Serbest Bırakın. Adalet Sağlansın, Ebru ve Aytaç Yaşasın!” dedi.

“YARGI SİYASETİN GÜDÜMÜNDEN KURTULMALIDIR.”

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, oda başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de katılımıyla, Mersin Baro Odasında gerçekleşen basın açıklamasında avukatlar ellerinde, “Adalet Sağlansın, Ebru ve Aytaç Yaşasın”, “Savunmaya Özgürlük”, “Siyasal Yargı İstemiyoruz”, “Özel Yetkili Yargılamalara Son”, “İftiracı, İtirafçı Tanık Kumpasa Son”, “Hukuk Yok, Nefes Alamıyoruz”, “Yaşamı Savunuyoruz” yazılı pankartlarla destek verdi.

Burada konuşma yapan Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, Türkiye’nin  uzun yıllardır adil yargılanma hakkı, savunma hakkı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi hukuk alanına ilişkin temel prensiplerin sistematik bir şekilde ihlal edildiği bir ülke konumunda olduğuna vurgu yaparak, “Özellikle savunma hakkının sürekli ihlali nedeni ile Tehlikede Avukatlar Günü 2 kez ülkemize atfedilmiştir. 2016 yılı ortasında ilan edilen ve akabinde kurumsallaşan olağanüstü hal rejimi ile birlikte yargı alanındaki bu tablo, derinleşmiş ve toplumun geniş bir kesimini kapsar hale gelmiştir. Öyle ki; OHAL ve sonrası itibariyle artık Türkiye'de bir yargı mekanizmasının varlığından söz edilememektedir. Özellikle siyasi iktidara muhalif olan kesimlerin yargılamaları, içerdikleri usul ve esas çarpıklıkları ile bu tablonun en yalın örneği durumundadır. Siyasi iktidar, yargı kararlarına doğrudan müdahale etmekte, ülkemizin hızla hukuk devleti olma yolundan ayrılmasına yönelik mekanizmaların inşasına soyunmaktadır. Bütün bu tablonun sonuçları bugün en iyi hapishanelerden gözlemlenmektedir. Türkiye hapishaneleri avukat, gazeteci, siyasetçi, insan hakları savunucu ve öğrencilerle doludur. Tüm bu insanların ortak paydası, adaletten, haktan, demokrasiden yana olmaları ve bunların ihlallerinde muhalif duruş sergilemeleridir.

“TÜRKİYE'NİN MEVCUT HUKUKSUZLUK HALİNİN BİR AYNASI”

Aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı (ÇHD) Selçuk Kozağaçlı'nın da bulunduğu ÇHD üyesi ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) çalışanı on sekiz avukata onlarca yıllık hapis cezası yağdırılan dava dosyası, çizilen bu bütünlüklü tablonun içerisinde önemli bir yerde durmaktadır. Gerek sanıkların Türkiye kamuoyu tarafından yakından tanınan ve toplumsal muhalefetin savunmanlığını üstlenmiş avukatlar oluşu, gerekse dosya kapsamında yaşanan hak ihlallerinin hukukçu olmayanlarca dahi kavranabilecek yalınlığı, bu dosyayı Türkiye'nin mevcut hukuksuzluk halinin bir aynası konumuna getirmiştir. Dosya kapsamında ceza almış iki Avukat Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal, hem müvekkilleri, hem kendileri için, bir yandan da ülkede genel olarak süregelen ve gün geçtikçe kanıksanan bu gidişata dikkat çekebilmek ve dur diyebilmek için ölüm orucunda olduklarını duyurmuşlardır” ifadesini kullandı.

“PANDEMİ DÖNEMİ ÜLKEMİZDE EN ÇOK SAVUNMAYI VURMUŞTUR”

Bugün Türkiye'de insanların, sosyal medyada yazdıkları basit bir eleştiri cümlesi nedeniyle tutuklanabildiğini belirten Yeşilboğaz, “Siyasi erk, kamuoyu karşısında Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımadığını alenen ifade edebilmektedir. Yine Ebru ve Aytaç'ın yargılandığı dosyadan da bildiğimiz üzere, uluslararası hukuk ilkelerine atıf yaparak avukatları tahliye eden bir mahkeme heyeti, birkaç saat içerisinde kararından dönmeye zorlanıp, akabinde sürgün edilebilmektedir.  Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının ihlali ile yargının kurucu unsuru olan savunmaya, avukatlık mesleğine dönük saldırılar aslında bir bütündür ve ülke adalet sistemini yansıtmaktadır.

Pandemi dönemi ülkemizde en çok savunmayı vurmuştur. Adliyeler kapatılmış ve adalet sistemi durdurulmuştur. Savunma bu süreçte hem ekonomik hem de sosyal anlamda oldukça ağır bedeller ödemiştir. Bu yetmezmiş gibi son günlerin gündem konusu olan baroların seçim sisteminde ve yapılarında yapılması planlanan çoklu baro gibi değişiklikler de hukuk saldırılarının kapsamının geldiği noktayı göstermektedir. Bu veriler bir arada değerlendirildiğinde bir hukuk devletinden değil ancak biat ve korku ile yönetmeye çalışan bir rejimden bahsettiğimiz açıktır” diye konuştu.

 “SESİ KISILMAK İSTENEN SADECE AVUKAT DEĞİL, TOPLUMSAL MÜCADELELERDİR”

Bugün Ebru ve Aytaç'ın da içinde olduğu on sekiz avukatın yargılandığı davanın, Yargıtay incelemesi aşamasında olduğunun bilgisini veren Yeşilboğaz, “ÇHD’li avukatların yargılandığı bu dosyada, halen tutuklu yargılanmakta olan Şanlıurfa Barosuna kayıtlı Av. Sevda Çelik Özbingöl davasında ve pek çok avukatın yargılandığı diğer davalarda, avukatların özellikle devlet kaynaklı hak ihlalleriyle ilgili savunma pratikleri cezalandırılmak istenmektedir. Bu nedenle dört duvar ardında sesi kısılmak istenen sadece avukat değil, toplumsal mücadelelerdir. Dünyanın dört bir yanından on binlerce insan bu dosya kapsamında tutuklu avukatlar için adil yargılanma koşullarının sağlanmasını talep etmiştir. Ancak bu talebin aslında, avukatları aşan bir yanı olduğu herkesçe bilinmekte; on binlerce insan, süregelen hukuksuzluk haline bir son verilmesi gerektiği isyanını da dile getirmektedir.

“ADİL YARGILANMA HAKTIR”

Bizler, hukukçular ve insan hakları savunucuları olarak bu kaygıyı ve isyanı paylaşıyor, aynı talebi bir kez de bugün dile getirme sorumluluğunu duyuyoruz! Bahsi geçen dosya kapsamındaki hukuka aykırılıklar açık olup, bütün dünyaca bilinmektedir. Bu hali ile ilgili hukuka aykırılıkların tespiti ile adil yargılanma hakkının tesisine ilişkin şartlar derhal yaratılmalı ve tutuklu avukatlar bir an önce serbest bırakılmalıdır. Temenni olarak ifade ettiğimiz bu husus, bir talebin kabulü olarak değil, uluslararası ve Anayasal bağlayıcı yükümlülüklerin yerine getirilmesi olarak algılanmalıdır. Bir kez daha söylüyoruz: Adil Yargılanma Haktır! Avukatları Derhal Serbest Bırakın! Adalet Sağlansın, Ebru Ve Aytaç Yaşasın!” şeklinde konuştu.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Gürer: “Kıdem tazminatına dokunmayın”Önceki Haber

Gürer: “Kıdem tazminatına dokunmayın”

"Saray hükümeti her zamanki gibi vatandaşı görmezden geliyor"Sonraki Haber

"Saray hükümeti her zamanki gibi vatanda...

Başka haber bulunmuyor!