haberanaliz

ÖMER SEZER: MERSİN ŞEHİR HASTANESİ KAFETERYALARI VATANDAŞI CEBİNDEN AMELİYAT EDİYOR!

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
ÖMER SEZER: MERSİN ŞEHİR HASTANESİ KAFETERYALARI VATANDAŞI CEBİNDEN AMELİYAT EDİYOR!
MERSİN'İN ERDEMLİ İLÇESİNDE YAŞAYAN VE BİR EĞİTİMCİ AYNI ZAMANDA ESKİ BİR BELEDİYE BAŞKANI OLAN ÖMER SEZER BAKIN KENDİ SOSYAL MEDYA HESABINDA HERKESE AÇIK ŞEKİLDE NASIL SESLENDİ:

MERSİN ŞEHİR HASTANESİ KAFETERYALARI VATANDAŞI CEBİNDEN AMELİYAT EDİYOR!

CÜZDANINIZ ANINDA YOĞUN BAKIMLIK OLUYOR!!!

Ömer SEZER'in kaleminden...

(Büyük Erdemli Ailesi'nin Sesi)

Bir insan hastaneye neden gider?

Keyif yapmak için mi?

Vakit geçirmek için mi?

Alışveriş yapmak, kahve keyfi sürmek, vitrin gezmek için mi?

Elbette hayır!

İnsan hastaneye mecbur kaldığı için gider.

Canı yandığı için gider.

Annesi yoğun bakımda olduğu için gider.

Evladının ameliyat kapısında sabahladığı için gider.

Doktorun ağzından çıkacak iki kelimeye umut bağladığı için gider.

Ama bugün gelinen noktada görüyoruz ki bazıları için hastaneler artık sağlık yuvası değil, adeta garantili kazanç kapısına dönüşmüş durumda!

Özellikle Mersin Şehir Hastanesi içerisindeki kantin ve kafeterya fiyatları, artık “pahalılık” sınırını aşmış; vicdanları yaralayan bir fırsatçılık düzenine dönüşmüştür.

Bir bardak çay…

Bir şişe su…

Bir tost…

Bir çorba…

Normal şartlarda herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bu temel ihtiyaçlar, hastane kapısından içeri girildiği anda adeta lüks tüketim ürününe dönüşüyor.

Ve en acı tarafı şu:

Oradaki insanların alternatif şansı yok!

Çünkü hastane koridorunda bekleyen insan müşteri değildir.

O insan çaresizdir!

Mecburdur!

Yorgundur!

Korkuyordur!

Yoğun bakım önünde üç gündür sandalye üzerinde uyuyan bir babanın, cebindeki son parayla çay hesabı yapması normal olabilir mi?

Kanser tedavisi gören yakınının başından ayrılamayan bir annenin, “Bugün yemek yersem dönüş yoluna param kalır mı?” kaygısı yaşaması hangi vicdana sığar?

Burada mesele sadece fiyat değildir.

Burada mesele insanlık meselesidir!

Çünkü serbest piyasa dediğiniz şeyin bir ahlakı olmak zorundadır. Hele ki söz konusu yer bir hastaneyse…

Bir AVM’de pahalı kahve satarsınız, isteyen alır isteyen almaz.

Ama hastanede insanlar mecburdur.

Mecburiyetin olduğu yerde fırsatçılık başlar.

Bugün vatandaşın isyan ettiği şey tam olarak budur!

Şehir hastaneleri bu millete “modern sağlık hizmeti” vaadiyle yapıldı. Devasa binalar, ileri teknoloji cihazlar, gösterişli koridorlar elbette önemlidir. Ama vatandaş içeride bir bardak çayı hesaplamak zorunda kalıyorsa, o ihtişamın hiçbir anlamı kalmaz.

Çünkü sağlık sistemi sadece MR cihazından ibaret değildir.

Sağlık sistemi aynı zamanda vicdandır!

Merhamettir!

Sosyal adalettir!

Buradan açık çağrıda bulunuyorum:

Başta Ticaret Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlar şehir hastanelerindeki kantin ve kafeterya fiyatlarını acilen mercek altına almalıdır.

Denetimler sadece hijyen kontrolünden ibaret olmamalıdır.

Vatandaşın mecburiyetini sömüren fahiş fiyat politikaları da ciddi yaptırımlarla karşılaşmalıdır.

Ayrıca hastane yönetimleri de artık bu meseleye “işletmenin tasarrufu” diyerek sırtını dönmemelidir.

Ne yapılabilir?

Belediyelerle ortak uygun fiyatlı halk büfeleri kurulabilir.

Temel ihtiyaç ürünlerinde tavan fiyat uygulanabilir.

Çay, su ve çorba gibi temel ürünler sembolik ücretlerle sunulabilir.

Dar gelirli refakatçiler için sosyal destek noktaları oluşturulabilir.

Çünkü unutulmamalıdır:

Bir hastanenin gerçek büyüklüğü, binasının yüksekliğiyle değil;

koridorlarında bekleyen garibanın yükünü ne kadar hafiflettiğiyle ölçülür.

Bugün vatandaş sadece hastalığıyla mücadele etmiyor…

Aynı zamanda hastane içindeki insafsız fiyatlarla da mücadele ediyor! Ve artık yetkililer, bu sessiz çığlığı duymak zorundadırlar


ERDOĞAN: “En büyük yatırımı gençlerimize yapmaya kararlılıkla devam edeceğiz"Önceki Haber

ERDOĞAN: “En büyük yatırımı gençlerimize...

Almanya'da Çin adına casusluk yaptığından şüphelenilen evli çift gözaltına alındıSonraki Haber

Almanya'da Çin adına casusluk yaptığında...

Başka haber bulunmuyor!