haberanaliz
Yalçın TOPÇU

Yalçın TOPÇU

Mail: yt@gmail.com

ALLAME İKBAL VE ŞEHİD DUDAYEV

ALLAME İKBAL VE ŞEHİD DUDAYEV

Halkları ve ülkelerinin yanı sıra, Türk-İslam dünyasının yakın tarihine de iz bırakan Allame Dr. Muhammed İKBAL ile Şehid Cevher DUDAYEV; gelecek nesiller içinde vatan sevgisinin ve inanmışlığın iki abide rol modelidirler.

Fikri ve fiili mücadelenin sembolü olan bu iki büyük şahsiyetin hayatları ve farklı yıllarda Hakk’a yürüdükleri gün olan 21 NiSAN tarihi, bizlere hem bir davaya inanmanın hem de inanılan dava uğruna, can pahasına direnişin ve mücadelenin önemini hatırlatır.

21 NİSAN 1938’de 61 yaşında vefat eden ALLAME DR.MUHAMMED İKBAL, yalnızca PAKİSTAN’ın kurucu fikir babası ve millî şairi değil; aynı zamanda mefkûresi olan ve İslam dünyasının da ufkunu genişleten büyük bir mütefekkirdir.

TÜRK MİLLETİ’ne, Büyük ATATÜRK’e, MEVLANA’ya ve “Rûmi-i Asır" dediği Mehmet Âkif ERSOY’a duyduğu derin muhabbet, onun düşünce dünyasının evrensel ve kuşatıcı niteliğini ortaya koymaktadır.

İKBAL, fikir üreten bir ideal sahibi entelektüel olmasının yanında, aynı zamanda da fikirlerini, ülküsü için eyleme dönüştüren bir dava adamıdır.

ÇANAKKALE Savaşımızın sırasında Türklere maddi yardım toplaması ve gönüllüleri teşvik etmesi; Millî Mücadele döneminde ise 1,5 milyon sterlin gibi büyük bir meblağı Ankara hükümetine ulaştırması, onun Türk milletine ve İslam dünyasına olan bağlılığının somut göstergesidir.

Bu destek, yalnızca bir yardım değil; kader birliğinin ve ortak idealin ifadesi olup, bugün de PAKİSTAN da devam eden TÜRKİYE sevgisinin temelinde, Allame İKBAL’in attığı bu sağlam köprü bulunmaktadır.

Allame İKBAL’in, Millî Şairimiz Mehmet Âkif

ERSOY’a yazdığı mektupta dile getirdiği “Türk milletini, modern Türkiye’yi çok seviyorum.” sözleri, onun Türkiye ve Türk milletiyle ilgili gönül dünyasını açıkça yansıtmaktadır.

Rüyasında Peygamber Efendimize (S.A.V.) sunduğunu ifade ettiği şu mısralar ise, onun ümmet bilincini en derin şekilde ortaya koymaktadır:

“Yalnız bir şey getirdim, kutlanmıştır tekbirle;

Bir şişe kan ki, eşi yoktur cennette bile.

Bu senin ümmetinin namusu, vicdanıdır;

Bu, Trablus şehidi Mehmetçiğin kanıdır.”

İKBAL’in temsil ettiği bu fikir dünyası, İslam coğrafyasının birlik ve diriliş ihtiyacını o gün de bu gün de açıkça ortaya koymaktadır.

21 NİSAN’ın bir diğer anlamı ise, 1996 yılında şehadete yürüyen ÇEÇENİSTAN’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı ve efsanevi komutan CEVHER MUSAYEVİÇ DUDAYEV dir.

ŞEYH ŞAMİL’in bağımsızlık davasını Çeçenistan’da sürdüren DUDAYEV, sadece bir askerî lider değil; aynı zamanda bir milletin özgürlük iradesinin sembolüdür.

Henüz 52 yaşında, kalleş bir Rus suikastı sonucu şehid edilmesi, onun mücadelesini sona erdirmemiş; aksine tarihî bir direniş mirasına dönüştürmüştür.

DUDAYEV’in TÜRK MİLLETİ ve İSLAM DÜNYASI ile ilgili şu sözleri, onun vizyonunu açıkça ortaya koymaktadır:

“Türkiye hem Türk dünyasının hem de İslam âleminin ümit ışığıdır. Bu ışığın sönmesi, hem İslam âleminin hem de Türk dünyasının karanlığa gömülmesi demektir.”

“Tarih boyunca İslam âlemi Türklerden faydalanmıştır. Türkler güçlü oldukça İslam âlemi huzur içinde olmuştur; zayıfladıkça ezilmiş ve horlanmıştır.”

Şehidimiz DUDAYEV’in bu ifadeleri, Türk milletinin tarihsel rolünü ve sorumluluğunu bizlere dünya döndükçe hatırlatacaktır.

Allame Dr. Muhammed İKBAL ile Şehidimiz Cevher DUDAYEV; fikir olmadan mefkûre için verilecek mücadelenin eksik kalacağını, mücadele olmadan da fikrin hayata geçemeyeceğini, idealin gerçekleşmeyeceğini gösterir.

İKBAL’in düşünce dünyası, DUDAYEV gibi liderlerin mücadelesinde vücut bulmuş; DUDAYEV’in direnişi ise İKBAL’in idealini sahada temsil etmiştir.

Bu bütünlük, TÜRK-İSLAM DÜNYASI’nın yeniden dirilişi için gerekli olan temel zemini işaret etmektedir.

Velhasılıkelam,21 NİSAN bizlere iki büyük şahsiyetimizi anmamızın yanında, aynı zamanda da fikir ile mücadelenin birlikteliğini idrak etmenin sorumluluğunu yüklemektedir.

Bu vesileyle Allame Dr. Muhammed İKBAL’i ve Şehid Cevher DUDAYEV’i ve Türk-İslam âlemine hizmet etmiş tüm büyüklerimizi, şehidlerimizi ve ahirete irtihal eden gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyor, onların bıraktığı mirası gelecek nesillere aktarmanın bir görev olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

Makamları ali, mekânları cennet olsun. El-Fatiha

Yalçın Topçu

T.C. Cumhurbaşkanı

Başdanışmanı