NATO ZİRVESİ VE TÜRKİYEMİZ
Birkaç gündür ağzı olan konuşuyor, eline kalem alan kusuyor. Yaşanan olayların içindeki güzellikleri görmek istemeyenlere ne yazsak, ne söylesek az.
Türkiye’nin ev sahipliğinde başkent Ankara’da (Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde) düzenlenecek olan 36. NATO Zirvesi, 2004 İstanbul Zirvesi'nden tam 22 yıl sonra küresel liderleri yeniden Türkiye’de buluşturuyor.
Küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği, terörle mücadele ve bölgesel çatışmaların (Ukrayna-Rusya, Orta Doğu vb.) zirve yaptığı bu dönemde Ankara'nın ev sahibi olması, stratejik olarak sıradan bir toplantının çok ötesinde anlamlar taşıyor.
Bu tarihi zirvenin Türkiye’ye getirilerini ve dış dünyadaki yansımasını çok boyutlu olarak naçizane kendimce şöyle okuyorum:
1. Politik ve Diplomatik Getirileri
Küresel Liderlik ve Arabuluculuk Rolü: Zirve, Türkiye’ye küresel diplomasinin "merkez üssü" olma fırsatını sunuyor. Donald Trump’tan Mark Rutte’ye, AB liderlerinden Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskyy’e kadar dünyanın en kritik karar vericileri Ankara'da. Türkiye, bu zirveyle Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz güvenliği ve Orta Doğu’daki krizlerde yegane "köprü ve arabulucu" aktör olduğunu küresel ölçekte tescilliyor.
İkili İlişkilerde "Kırılma" Noktası: Özellikle Türkiye-ABD ilişkilerinde bekleyen F-35 programına dönüş, KAAN savaş uçağı için F-110 motorlarının tedariki gibi kilit savunma ve diplomasi başlıkları, zirve marjında yapılacak ikili görüşmelerle somut birer kazanıma dönüşme potansiyeline sahip.
2. Askeri ve Savunma Sanayisi Getirileri
Türk Savunma Sanayisinin Vitrini: Türkiye; İHA/SİHA’ları, zırhlı araçları, deniz platformları ve elektronik harp sistemleriyle artık NATO’da sadece "asker sayısı fazla olan" bir ülke değil, aynı zamanda üretici ve teknoloji sağlayan bir güç konumunda. Zirvenin ana gündem maddelerinden biri olan küresel silahlanma ve üretim kapasitesi, Türk savunma sanayisi şirketleri (BAYKAR, TUSAŞ, ASELSAN vb.) için milyarlarca dolarlık yeni ihracat ve ortaklık kapıları aralayacaktır.
Terörle Mücadelede Meşruiyet: Türkiye, NATO'nun güney kanadındaki güvenlik risklerini (PKK/YPG ve DEAŞ ile mücadele) ittifakın kalbinde doğrudan ve birinci ağızdan dikte etme şansı yakalıyor.
3. Stratejik ve Jeopolitik Konum
Avrupa-Atlantik ile Hint-Pasifik Köprüsü: Ankara'daki zirveye sadece NATO üyeleri değil, AP4 olarak bilinen Asya-Pasifik ülkeleri (Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda) de katılıyor. Bu durum, Türkiye'nin coğrafi ve stratejik derinliğini Batı ittifakı ile Doğu Asya güvenliği arasında vazgeçilmez bir kavşak noktası haline getiriyor.
Enerji ve Lojistik Güvenliği: Ukrayna savaşının gölgesinde Karadeniz’in güvenliği ve tahıl koridoru gibi hayati küresel lojistik hatlarının kontrolünün Türkiye'de olması, ülkenin masadaki stratejik pazarlık gücünü maksimuma çıkarıyor.
4. Ekonomik ve Sosyal Yansımaları
Ekonomik Canlılık ve Prestij: Binlerce delege, diplomat, uluslararası basın mensubu ve bürokratın Ankara'da ağırlanması; turizm, konaklama ve hizmet sektörüne doğrudan mikro düzeyde bir sermaye girişi sağlıyor. Makro düzeyde ise Türkiye'nin bu denli büyük bir organizasyonu sıfır güvenlik zafiyetiyle yönetmesi, yabancı yatırımcıya "güvenli liman" imajı veriyor.
Sosyal ve Kültürel Tanıtım: Dünya basınının gözünün günlerce Ankara’da olması, Türkiye’nin yumuşak gücünü (soft power), misafirperverliğini ve organizasyon yeteneğini milyarlarca insana ulaştırıyor.
Dış Dünyadaki Yansıması Nasıl?
Uluslararası basının (AP, Reuters, Politico vb.) ve düşünce kuruluşlarının analizlerine bakıldığında yansımalar genel olarak şu iki eksende birleşiyor:
1. "Vazgeçilmez ve Dengeleyici Aktör" Algısı: Batı medyası, Türkiye’nin NATO’ya olan askeri bağımlılığından ziyade, NATO’nun bölgesel güvenlik için Türkiye’ye olan ihtiyacını öne çıkarıyor. Ankara, jeopolitik krizleri yönetebilen "olgun ve merkezi bir güç" olarak okunuyor.
2. "Zirvenin En Büyük Kazananı Türkiye Olabilir" Değerlendirmesi: ABD ve Avrupa basınındaki analizlerde, Türkiye'nin bu zirveyi akıllıca bir diplomasiyle yönetmesi halinde hem savunma sanayisindeki ambargoları tamamen kırabileceği hem de ittifak içerisindeki siyasi ağırlığını (GSYİH'nin savunmaya ayrılması hedefleri doğrultusunda) perçinleyeceği belirtiliyor.
KISACASI; Ankara NATO Zirvesi, Türkiye için sadece bir ev sahipliği değil; askeri gücünü, diplomatik zekâsını ve bölgesel ağırlığını küresel sisteme kabul ettirdiği tarihi bir "gövde gösterisi" olarak okunmalıdır.
Devamı devlet,
Nasibi cennet,
Bekayı imân,
Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı
























