QARA YANVAR!..
Tarih, milletlerin yalnızca zaferlerini değil, hürriyet uğruna ödedikleri bedelleri de kaydeder. Türk dünyasının ortak hafızasında derin bir yara ve aynı zamanda sarsılmaz bir direniş iradesi olarak yer eden 20 Ocak 1990 QARA YANVAR bu bedelin adıdır. Azerbaycan halkının bağımsızlık yürüyüşü, işte bu karanlık gecede, kanla sulanan bir toprakta geri dönülmez biçimde başlamıştır.
Azerbaycan’ın büyük mütefekkiri ve özgürlük şairi Bahtiyar Vahapzade’nin dizeleri, bu tarihsel hakikati veciz bir biçimde ifade eder:
“İnsan insan olur öz hüneriyle.
Millet millet olur hayrı, şeriyle.
Toprağın bağrına cesetleriyle
Azatlık tohumu septi şehitler.”
Bu mısralar, millet olmanın yalnızca ortak bir geçmişe değil, ortak bir bedel ve kader bilincine dayandığını hatırlatır.
Türk soylu halklar, Çin Seddi’nden Balkanlar’a, Galiçya’dan Yemen’e uzanan geniş bir coğrafyada, vatanlarını şehitlerinin kanıyla yoğurmuşlardır. Ne var ki bu tarih, aynı zamanda kalleş saldırıların, katliamların ve soykırımların da tarihidir. Azerbaycan Türkçesinde “hepimizin özü için kara gün” anlamına gelen QARA YANVAR ifadesi, bu ortak acının adlandırılmış hâlidir.
20 Ocak 1990 gecesi, Sovyet ordusunun Ermeni milliyetçiliğiyle kışkırtılan saldırıları sonucunda Bakü başta olmak üzere Azerbaycan’ın birçok yerinde yüzlerce sivil hunharca katledilmiştir. Bu saldırı, yalnızca bir askeri müdahale değil; bir milletin iradesini kırmaya yönelik açık bir siyasal şiddet girişimidir. Ancak sonuç, saldırıyı planlayanların öngördüğünün tam tersi olmuştur: Qara Yanvar, Azerbaycan’ın ebedî bağımsızlığının meşalesine dönüşmüştür. O gece yükselen üç renkli, ay yıldızlı bayrak, bir daha inmemek üzere şehit kanlarıyla pekişmiştir.
Bu tarihsel çizgi, yalnızca Azerbaycan’la sınırlı değildir. Türkiye de uzun yıllardır, müttefiklik söylemleri ardına saklanan ancak fiiliyatta terör örgütlerini besleyen küresel ve bölgesel aktörlere karşı istiklalini, birliğini ve dirliğini savunmaktadır.
20 Ocak 2018 Zeytin Dalı Harekâtı’nda ve 12 Ocak 2024 Pençe-Kilit bölgesinde vermiş olduğumuz şehitlerimiz, Bakü’de verdiğimiz şehitlerimizin kervanına katılan aynı iradenin evlatlarıdır. İsimler, coğrafyalar ve yöntemler değişse de hedef her yerde aynı olup hedefin adı da Türk milletinin bağımsızlık iradesidir..
Bakü’den Karabağ’a, Hocalı’dan Kerkük’e; Balkanlar’dan Gazze’ye kadar uzanan bu mücadele hattında, farklı adlar altında örgütlenen ancak aynı şer merkezlerinden beslenen yapılara karşı verilen direniş, ortak bir tarih ve kader bilincinin ürünüdür. Bu bilinç, yalnızca geçmişin muhasebesi değil, geleceğin de teminatıdır.
“İnna lillah ve inna ileyhi raciun” diyerek teslimiyetini Allah’a emanet edenleri yenemeyenler, bundan sonra da yenemeyeceklerdir. Çünkü bu milletin üzerinde ilahi bir inanç, arkasında ise ölümle korkutulamayan, ölümü aşmış bir irade vardır.
Temennimiz odur ki; milletimize, soydaşlarımıza ve dindaşlarımıza güç, birlik ve dirlik nasip olsun ve dünyanın hiçbir yerinde bir daha QARA YANVAR’lar yaşanmasın, soykırım ve katliam suçunu işleyenler de adalet önünde hesabını versin.


















