SAĞLIĞI SAĞLIKSIZLIKTAN KURTARIN!

Değerli okurlarım, Türkiye’de SAĞLIK sistemi düzelsin, daha hızlı ve verimli çalışsın diye, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun cevaz vermediği yönler nedeniyle 15- 20 yıl önce bir SÖZLEŞME dönemi başlatıldı.
Amaç, profesyonel insanlarla çalışmak ve daha verimli ve istikrarlı olunmasını sağlamaktı.
Ancak bu sözleşmeler ile istisnai hale gelen ve ayrıcalıklı maaşlar almaya başlayan, makam sahibi olanlar, ehliyet, liyakat sahibi olmayınca, benim yakınım, onun yakını, akraba, eş dost denerek ve sağlık hizmetinde EBE- HEMŞİRE- ATT –LABORANT gibi sınıflarda olanlar ile sözleşme imzalayıp BAŞKAN, BAŞKAN YARDIMCISI, müdür, müdür yardımcısı, uzman gibi görevlendirmeler yapılınca, sağlık içinden çıkılamaz bir hale geldi…
Bu uygulama iş yerinde çalışma barışına da zarar verdi.
Devlet çok büyük modern hastaneler yapıyor doğrudur. İçi de donanımlı. Ancak ehil ellerde olmayınca vatandaş iyi hizmet de alamıyor.
Bu idarecilerin çoğu KANUN- TÜZÜK- YÖNETMELİK- MEVZUAT bile bilmiyorlar.
Bu sistemin yanlışlığı, eksikliği, düzelmesi gerektiği, SAGLIĞIN SAĞLIĞI İLE OYNANMAMASINI ve devletin milletin zarar görmemesi gerektiğini defalarca yazdım.
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin kurumsal kimliği ve işleyişi üzerine yaptığım bu yukarıdaki tespitlerim, sistemin neden "kan kaybettiğini" açıkça ortaya koyuyor.
Modern binalar ve teknolojik cihazlar ne kadar gelişmiş olursa olsun, sistemi ayakta tutan ruh ehliyet ve liyakattir.
Bahsettiğim bu yapısal sorunları, çözüm önerileriyle birlikte ele alan kapsamlı düşüncelerimdir:
Sağlıkta "Sözleşmeli Yönetici" Çıkmazı: Liyakat mi, Sadakat mi?
Türkiye son yıllarda sağlık alanında devasa fiziki yatırımlar yaptı. Modern Şehir Hastaneleri, son teknoloji cihazlar ve genişleyen kapasiteyle altyapı güçlendirildi. Ancak sistemin kalbinde yer alan insan kaynağının yönetimi, ne yazık ki binaların heybeti kadar sağlam temellere oturtulamadı. 657 sayılı Kanun’un esneklik payı bırakmadığı gerekçesiyle başlatılan "Sözleşmeli Yönetici" dönemi, profesyonellik vaat ederken; ehliyet ve liyakatin devre dışı kalmasıyla bir yönetim krizine dönüştü.
1. Mesleki Tecrübe ile İdari Görev Arasındaki Uçurum
Bir ebe, hemşire, ATT veya laborant, kendi alanında çok başarılı ve kıymetli bir sağlık çalışanı olabilir. Ancak bu branşlardaki kişilerin, gerekli idari eğitimi almadan; sadece "yakınlık" ilişkileriyle Başkan, Başkan Yardımcısı veya Müdür gibi stratejik makamlara getirilmesi, sistemin doğasına aykırıdır.
Mevzuat Bilgisizliği: Kanun, tüzük ve yönetmelik bilmeyen bir idarecinin attığı her imza, devletin sırtına bir yük, personelin omzuna ise bir haksızlıktır.
Hizmet Kalitesinin Düşmesi: Yönetmeyi bilmeyen ellerde, en modern cihazlar dahi atıl kalmaya, en hızlı süreçler tıkanmaya mahkûmdur.
2. Çalışma Barışının Sarsılması: "Benim Yakınım" Kültürü
Liyakat esası terk edilip "eş, dost, akraba" ilişkileri devreye girdiğinde, kurum içi adalet duygusu zedelenir. Kendi alanında yıllarca dirsek çürüten, mevzuata hâkim olan liyakatli personelin, ehliyetsiz kişilerin emri altına verilmesi;
Motivasyon kaybına,
Kurumsal aidiyetin yok olmasına,
Nitelikli personelin sistem dışına kaçmasına (istifa veya yurt dışı) neden olmaktadır.
3. Devletin ve Milletin Zararı
Ayrıcalıklı maaşlarla donatılan ancak verimlilik üretemeyen bu kadrolar, kamu kaynaklarının israfıdır. Yanlış yönetim kararları sonucu uzayan randevu kuyrukları, aksayan tıbbi süreçler ve personel arasındaki huzursuzluk, doğrudan vatandaşa "kalitesiz hizmet" olarak dönmektedir.
Gerçek profesyonellik; makamın getirdiği ayrıcalıklara talip olmak değil, o makamın gerektirdiği bilgi, donanım ve etik değerlere sahip olmaktır.
Çözüm İçin Ne Yapılmalı?
Sistemin yeniden sağlığına kavuşması için şu adımlar elzemdir:
Objektif Kriterler: Yönetici atamalarında sadece siyasi veya sosyal yakınlık değil; idari bilimler alanında eğitim, mevzuat bilgisi ve liyakat bazlı sınavlar şart koşulmalıdır.
Sıkı Denetim: Sözleşmeli yöneticilerin performansları sadece kâğıt üzerinde değil, çalışan memnuniyeti ve hizmet kalitesi üzerinden bağımsız kurullarca denetlenmelidir.
Kariyer Planlaması: Sağlık personeli kendi branşında yükselmeli; yönetim kadroları ise bu işin mutfağından gelen ve idari yetkinliği kanıtlanmış kişilere teslim edilmelidir.
Sonuç olarak; dev binalar içinde nitelikli sağlık hizmeti sunmanın yolu, o binaları yönetecek kişilerin sadece "makam sahibi" olması değil, "ehil" olmasından geçer. Devletin ve milletin geleceği için, sağlık sistemi ahbap-çavuş ilişkilerinden arındırılmalı ve liyakat bayrağı yeniden göndere çekilmelidir.
Baki Selam ve Dua ile.






















