ŞEYHÜLMUHARRİRÎN…
Milletlerin sürekliliğinde; Askeri ve siyasal başarıların yanısıra, dili, kültürü ve ahlâkı muhafaza eden, eğiten, öğreten ve yol gösteren münevverlerin varlığı da çok önemlidir.
Yakın tarihimizdeki bu münevverlerimizden birisi de hiç şüphesiz ŞEYHÜLMUHARRİRÎN AHMET KABAKLI HOCA’dır.
KABAKLI HOCA’yı anmak ve anarken de anlamak, bir edebiyatçıyı, yazar ve gazeteciyi anmaktan öte; aynı zamanda Türkçenin yaşaması, kültürün taşınması ve fikrî haysiyetin korunması için verilen uzun soluklu bir mücadeleyi de idrak etmektir.
24 MAYIS 1924’te ELAZIĞ –HARPUT’ta dünyaya gelen, 8 ŞUBAT 2001’de İSTANBUL da Hakk’a yürüyen KABAKLI HOCA, ömrünü Türk-İslam dünyasına adamış, fikir, sanat ve eğitim alanlarında kalıcı eserler bırakmıştır.
Başlattığı “YAŞANAN TÜRKÇE” kampanyasıyla, dili ideolojik daraltmalara ve suni kopuşlara karşı savunan KABAKLI HOCA, Türkçenin millet hayatındaki kurucu rolünü kararlılıkla vurgulamıştır.
Bu tercih, estetik bir dil hassasiyetinin ötesinde, kültürel egemenliğin ve toplumsal bütünlüğün korunmasına yönelik bilinçli bir tavır olup bu tavrın gerekçesi de dil zayıfladığında, hafızanın dağılacağı, hafıza dağıldığında ise milletin dağılacağı gerçeğidir.
Onun bu çizgisinin kurumsal karşılığı ise kurucusu olduğu Türk Edebiyat Vakfı ve yayımladığı Türk Edebiyatı Dergisi’dir.
KABAKLI HOCA bu mecralar üzerinden yalnızca metin üretmemiş; bir ekol inşa etmiş, genç kalemleri yetiştiren, düşünceyi disipline eden ve geleneği çağla buluşturan bu ekol, Türk kültür hayatında istikrarlı bir referans noktası olmuştur.
AHMET KABAKLI HOCA’nın “ŞEYHÜLMUHARRİRÎN” olarak anılması; kalem ahlakını, ilim ciddiyetini ve kültür sorumluluğunu birlikte taşıyan bir irfanın ifadesi olması yanın da fikri nezaketi ve cesareti de aynı potada eritebilmiş bir münevverimizdir.

26 EKİM 1993’te bir mevzu hususunda bizzat kaleme alarak şahsıma gönderdiği yol gösteren mektubundaki buyurgan olmayan, uyarıcı ama kırıcı olmayan, milli ve manevi hassasiyetleri önceleyen üslubu, KABAKLI HOCA’nın kalemiyle olduğu kadar şahsi temaslarıyla da bir “ İRFAN MEKTEBİ ” olduğunun kanımca çok açık delilidir.
AHMET KABAKLI HOCA; örnek hayatı, yazıları, fikir ve düşünceleriyle günümüze de ışık tutan bir münevver olup, onu anarken aynı zamanda da anlamak, Türkçeyi koruma irademizin tazelenmesine, kültür değerlerimizi günlük polemiklerin ötesine taşıyıp, milli ve manevi medeniyet perspektifiyle düşünmemize büyük katkı sağlar çünkü onun gelecek nesillere ve bizlere bıraktığı miras; fikri, ahlak ile terbiye ederek dili ve kültürü yaşatmaktır.
ŞEYHÜLMUHARRİRÎN AHMET KABAKLI Hocamızı rahmet, minnet ve hürmetle anıyor, onun “YAŞAYAN TÜRKÇE” davasının, Türk milletinin fikrî istiklali için çok önemli olduğunu ve gereğini yerine getirmek hususunda milletçe sorumlu olduğumuzu bir kez daha bu vesile hatırlatmayı görev biliyoruz.
Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı


















