Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Sıfır araba almak cazip bir iş değil!

Otomobilde süper indirim! Süper kampanya! Acayip indirim var! Otomobilde sonbahar fırsatı! Bu başlıklara aldanmayın. Yanarsınız… Milleti taksitlendirerek borçlandırıp ipotek altına alıyorlar bir yandan, bir yandan da sürekli söğüşleyecek bir duruma getiriyorlar. Piyasaya bakın. Her çeşit ve marka araba yeni modeli çok cazip rakamlar ile sunuluyor. Peşinatsız veren bile var. Elindeki arabayı verip üste birkaç kuruş koyup yenisini alma merakı olanlar koşuyor. Ama tuzağın farkında değil. Bir defa sıfır arabayı nereden alırsanız alın, o arabayı dışarıda tamir ettirme, bakım ve onarım yaptırma şansınız ortadan kalkıyor.
Direk onu aldığınız yerin servisine götürmek durumundasınız. İşte mesele burada başlıyor. Soygun düzeni burada iş başı yapıyor. Vatandaş olarak hakkınızı aramaya kalktığınızda tüm kapılar size kapalı. Öyle anlatılıyor ve size sunuluyor. Çünkü; Satıcı arabayı satarken bir şey kazanamıyor. Onun tirajı, yani satış sayısı onun için önemli. Bayi karı fazla yok. Ama servis ve bakımdan malı götürüyor. Hangi marka olursa olsun, servis ve işçilikten canınıza ot tıkıyor. Bu işi araştıran, soruşturan ve vatandaşın canının yanmasını önleyecek bir kurumda yok işin özü.
Bakın sistem nasıl işliyor. Sıfır arabayı alıyorsunuz. Plakası çıkıyor ve faturası size kesiliyor. Bir garanti kitapçığı ve servis kitabı yanında veriliyor. Çoğumuz okumayız ve incelemeyiz. Deniyor ki, üç sene elektronik, beş sene mekanik garanti… Yada başka vaatler.. Siz gönül rahatlığı ile eve geliyorsunuz. Bir müddet sonra servise ilk bakıma götürüyorsunuz. Bir şey yok. Şöyle bir üstün körü bakım ve tıpışlama dönüyorsunuz. İkinci bakımdan sonra başlıyor işler. İyi işler bol güneşler… 10 bin, 20 bin, 30 bin, 40 bin, 50 bin km bakımları derken bakıyorsunuz ki, servise her girip çıktığınızda yağ, su, filtreler değişiyor, yılda bir kez triger kayışı değişiyor, alınan ücret astronomik. O yapılan işi dışarıda yarı fiyatına yaptırmanız mümkün. Yaptırdığınız işleri isterseniz, araştırın, soruşturun. Ben şahsen araştırdım ve inceledim. Servisin bana yaptığını dışarıda daha ucuza ve kaliteli yaptırma şansım var, ama yaptıramıyorum. Neyi yaptıramıyorum/ yaptıramıyoruz, anlatacağım size.
Malumunuz, araç garanti kapsamında. Allah göstermesin, bir şey olursa, garantiye almıyorlar. Garanti kapsamına sokmuyor servis. Sen bu arabayı bana getirmedin, dışarıda yağını suyunu ve filtresini değiştirdin, triger kayışını dışarıda değiştirdin, balatasını dışarıda değiştirdin ben evrakını imzalayamam ve garanti kapsamına koyamam diyor. Hoppala.. Aynen öyle. Mecbur kalıyorsun servise götürüyorsun. O da bu işi bildiği için sömürüyor seni sömürebildiği kadar. Bizim birçoğumuz inanın garanti süresi içinde, garantiniz dolmadan, zaten garantiden faydalanacak bir durumumuz olmuyor.
Bakın aldığınız araçlara ve kaç kere garanti süresi dolmadan garanti kapsamındaki hizmetlerden faydalandınız gözünüzden geçirin. Hiç olmadığı oluyor. Ama o bir tehdit unsuru olarak kullanılıyor ve vatandaş kandırılarak soyulmaya devam ediyor. Oysa buna bir önlem alınması gerekiyor. Vatandaşa yazık değil mi? 4077 sayılı tüketici yasasına ve uygulamadaki ve yürürlükteki ticaret kanunu ile diğer yasalara aykırı bir durum. Dinleyen kim? Hiç kimsenin umurunda değil.
BİR BAŞKA HUSUS; Eskiden sıfır araba almak bir yatırım meselesiydi. Vatandaş üç kuruşu var ise onu arabaya yatırım yapayım der bir tercih yapardı. O da geçti artık. Arabalar yatırım aracı olmaktan çıktı. Sıfır araba hangisi olursa olsun gidin alın, iki gün sonra götürüp vermeye kalkın aldığınız fiyatın dörtte birini hemen düşerler. Oda insaflı bir satıcı ise…  Yoksa yandınız.  İkinci eldir artık o. Ölü fiyatına alırlar. Hiç birbirimizi kandırmaya kalkmayalım. Satarlarken altın fiyatına verirler size alırken teneke fiyatına almaya kalkarlar. Yada aldınız arabayı bir yıl bindiniz. Bir yıl sonra yeni modeli çıktı. Gittiniz onu verip yenisini almaya. Büyük bir farklılık yoktur. Bir iki aksam değişmiştir. Yenisine 55 milyar der, seninkine 20 milyar der. Yarı fiyatına almaya kalkar. Dersin ki, niye böyle? Ayıp değil mi arabam tertemiz, üstelik tüm servis hizmetlerine sana geldim, çarpık değil, boyanık değil, bakımı sizin burada günü gününe yapıldı, defteri işlendi, böyle olur mu, araba henüz bir yaşında, niye bu kadar ucuz fiyat veriyorsunuz? Ne yapalım abi, biz alırsak böyle, dışarıda satarsan üç beş kuruş fazlaya belki satarsın… Senin zaten dışarıda onu satma şansın az, yada yok.. Böyle saçmalık olur mu? Olur. Hem de bizim ülkemizde ve size acımadan yaparlar bunu. Gözünüzün içine baka baka. Bir soygun ve aldatma düzeni kurulmuş gidiyor. Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Yani sen onların dediği her şeye, her kurala uyarsın, bakımı orada yaptırırsın, işçiliği oraya ödersin, servis diye hep oraya gidersin, bir defa garanti kapsamında sana beleş parça değiştirmez bir kıyak yapmazlar ve sen arabanı onlara vermek istersen de ölü fiyatına alırlar, bir kazık da orada atarlar. Lami cimi yok, aynen böyle.
Servise gitmenin bir getirisi yok yani. Ancak o servisler ve firmaların kendi sattığı otomobili kendi kurduğu bölümlerde bakma işi (kaporta, boya, elektrik, mekanik her iş)  dışarıdaki esnafı çoktan bitirdi. Birde işin o tarafı var. Adam kurduğu servise asgari ücretle iki usta alıyor işi bitiriyor. Sattığı araç zaten mecbur ona gelmeye, dışarı gidemiyor. Dışarıda sanayide sağda soldaki esnaf ise sinek avlıyor ve işsizlikten iş terk ediyor. Peki olan kime oluyor. Bize oluyor. Birer tüketici olarak serbest rekabet koşullarında aracımızı istediğimiz yere tamir ve bakım yaptıramadığımız gibi, ucuz ve sıhhi yaptırma olanağımızda elimizden alınıyor.
Ne için, kim için ve neden? Bu düzeni kim, neden kurmuş? Kim için kurmuş? Ve bu kadar insanın canı yandığı halde, bu düzen halen neden tüketicinin aleyhine işliyor? Tüketici servise götürmek zorunda neden bırakılıyor? Hem tüketici zarar ediyor, hem uygulanan bu sistemle piyasada büyük bir işsizliğe sebep oluyor. İşin garibi tüketici örgütleri, sivil toplum kuruluşları, bu işle ilgili mesleki oda başkanlıkları sessizler. Peki ya bu uygulamadan esasında daha büyük mağdur olan Kaportacı, boyacı, elektrikçi, lastikçi, tamircilerin bağlı olduğu meslek kuruluşları bu olan biteni görmüyor mu ve neden sessizler? Onlar işinden aşından oluyorlar. Vatandaş ise kazıklanmaktan kurtulamıyor.
Çok af edersiniz hani derler ya, kaba tabir ile; Ne tarafa dönersen dön, bi tarafın benden yana diye… İşte bu sıfır araba alma ile ve servise bağlanma ile aynen öyle oluyor. Hep öpülen biz oluyoruz. Dileğim bu garip ve yasa dışı uygulama son bulur. Bu uygulamadan vazgeçilmesi ve tüketicinin yararına bir şekilde yeniden düzenlenmesidir. Garanti ise garanti, mecbursun. Beni sana neden mahkûm ediyorsun? Ben belki daha iyi ve daha ucuz başka yerde yaptırma şansına sahibim. Niye engel çıkartıyorsun? Hem sonra senin dediklerine uyuyorum, malımı alırken ölmüş eşek parasına alıyorsun, nerde kaldı senin marka ve garantili satıcılığın? Boş işler. O yüzden sıfır araba alıp milyarları o arabalara bağlamak akıl karı değil. Vatandaşıma naçizane uyarımdır.