Ufuk SÖYLEMEZ

Ufuk SÖYLEMEZ

Mail: usoylemez@gmail.com

Söylesem tesiri yok Sussam gönül razı değil!

Laiklik karşıtı odak olan iktidardan cesaret alan gerici ve yobaz kesimler iyice gemi azıya aldılar.
Sarıklı Amiralden, Ayasofya imamının laiklik karşıtı Anayasa talebine kadar, birçok gerici davranış artık aleniyet kazandı ne yazık ki.
Gidişattan toplumun Atatürk Cumhuriyetine ve laik-demokratik hukuk devletine gönülden bağlı geniş kesimlerinin rahatsız olduğu da aşikâr.
İşte E. Amirallerin yaptığı son yazılı açıklama da hafta sonunda Montrö tartışmalarını da kapsayacak şekilde gündeme düştü.
Lafı eğip bükmeden söyleyelim. Emekli amirallerin yazılı olarak düşünce ve görüşlerini açıklamasından bir “darbe paranoyası” çıkarmak akıl ve mantıkla bağdaşmaz, hele 2 gündür yapıldığı üzere bir “mağduriyet ve darbe edebiyatı” ile gündem değiştirmeye kalkışmak ise tam bir kasaba kurnazlığı anlayışıdır.
Bildiriyi, zamanlamasını, usulünü vb. eleştirebilirsiniz, içeriğine itiraz edebilirsiniz, ama buna bir “darbe teşebbüsü” teşhisi koyarak, ortalığı “yaygaraya vermek” anlaşılır bir iş değildir.
*
Öte yandan emekli amiraller açıklama yapamazlar ama kamu görevlisi Ayasofya imamı laik rejime ve Anayasaya karşı sosyal ve medyadan açıklama yapabilir demek ise, tam bir çifte standarttır.
İktidarın zaten tek bir standardı var o da “çifte standarttır”.
Hele hele, birer atanmış memur olan bazı Cumhurbaşkanlığı bürokratlarının ısrarla siyasi açıklamalar yapıp, ona-buna ayar vermeleri büyük bir çelişkidir.
*
Meclisteki Muhalefetin hali ise tek kelime ile içler acısıdır. Amirallere “zevzek” diyebilen Sn. Akşener’in, söz konusu bildiride kendi partisinin bir danışmanın da imzasının olduğundan haberinin olmaması trajikomiktir.
İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk elbette milletin esas gündemidir. Ama laikliğe ve Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerine karşı söylem ve eylemlere karşı çıkmak da öncelikle Meclisteki muhalefetin ödevidir.
Muhalefet sorumluluğunu, hakkıyla yerine getirmeyip, sadece “ekonomizmle” durumu idare ederek ne gericilikle ne de bölücülükle mücadele edilemez, etmiyorlar, edilmiyor da zaten.
*
Devlet Bahçeli ise, geçmişten şahsen tanıdığım, nezaketi ve saygısı ile bildiğim bir siyaset ve devlet adamıydı. Ama son günlerdeki açıklamaları -ki muhtemelen yakın yardımcıları veya danışmanları hazırlıyor- son derece sert ve köşeli. Halbuki, toplumu kamplaştıran ve ötekileştiren söylemler, milli birliğe hizmet etmez, etmiyor.
Ben Sn. Bahçeli’nin AKP’nin HDP’nin kapatılması konusunda pek de samimi ve iyi niyetli olmadığını hissettiği için böyle davrandığını tahmin ediyorum. Yoksa deneyimli bir siyaset ve devlet adamı “AYM kapatılsın” demez kolay kolay.
Bu konuda benim kişisel tahminim, HDP’nin kapatma davasının, dostlar alış-verişte görsün misali süreceği, belki para cezası verileceği veya bazı isimlere yasak getirileceği ama kapatma kararı verilmeyeceği yönünde.
Çünkü kapatmanın AKP’nin, CHP’yi HDP’yle iş birliği yapmakla suçlama argümanını da ortadan kaldıracağını düşünüyorlar belli ki.
Sn. Bahçeli, belki de bunu fark ettiği veya hissettiği için söylemlerini sertleştirmeye yönelmiş olabilir.
Ama Amiraller hakkında “rütbeleri sökülsün, maaşları kesilsin” gibi söylemlerinin hukuk ve vicdana uygun düşmeyen, abartılı laflar olduğunu düşünüyorum.
Bir dostum dün, “Sn. Bahçeli iyi ki emekli Amiraller kurşuna dizilsin ve/veya asılsınlar falan demedi” diye mesaj göndermiş.
*
Keskin sirke küpüne zarardır.
Bunu, güvenilir kamuoyu araştırmalarında MHP’nin %6-7 bandına, AKP’nin ise, %32-34 bandına düşmüş olmasından görüyoruz.
Tabii evlere şenlik Meclisteki muhalefet partileri de oylarını arttıramıyorlar. Çünkü Atatürkçü, yurtsever, Demokrat ve Cumhuriyetçi milyonlar, İhvancı- gerici ittifakla -Sorosçu-bölücü ittifak arasında bir tercihe zorlanmayı kabul etmiyorlar, etmeyecekler. O nedenle “tepki” oyları ve “kararsız” oylar çok yüksek görünüyor söz konusu anketlerde.
Tüm bu söyleyip, yazdıklarımızı anlayacak-dinleyecek var mı derseniz, çok umutlu değilim.
Ama biz yine de Fuzuli’nin söylediği gibi; “söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” diyoruz.