haberanaliz
Abdullah AYAN

Abdullah AYAN

Mail: aayan@gmail.com

Telafisi imkansız küresel işsizlik dalgasına karşı evrensel çözümler..

Önceki makalede farklı ülkelerin değişik yöntemlerle hayata geçirmeye çalıştığı gelir desteği modellemelerini örnekler ışığında ele almaya çalıştım.

Yoksulluk çoğu ülke insanı için kader olarak nitelendirilir ve uzun yıllar uzaktan izlenen bir sorunken, bilgi çağının her gün ağırlığını daha fazla hissettirmesiyle artık devasa işsizlik dalgalarıyla yüzleşmek zorunda insanlık..

Üstelik işsizlik sadece yoksulları değil, gelişmiş ülkeleri çözümü hayli zor ve karmaşık sorunlar yumağıyla karşı karşıya bırakmakta..

Bu alanda geliştirilen, önerilen yol haritaları uzun vadelere yayılırken, koronavirüs salgınıyla süreç birkaç açıdan baş döndürücü biçimde hızlandı.

Örneğin neredeyse tüm işyerleri  insanların evlerine kapanmasıyla kepenk indirdi, dünya üzerinde bir milyara yakın çalışan işini kaybetti.

Daha da önemlisi, bugüne kadar insanların yaptığı işlerin çoğunu dünden daha yoğun biçimde yapay zeka ve robotlar üstlenmeye başladı.

Pandemi öncesi yanıtını aradığımız "robotlar ve yapay zeka çoğu işi yapmaya başlarsa insanlar ne olacak? Karınlarını nasıl doyuracak, yaşamlarını nasıl sürdürecekler?" soruları çok daha yakıcı biçimde gündeme oturdu.

Sorun bilim dünyasında, gelecekle ilgili tahminler yapmaya çalışan futuristler ve aynı geleceğe yönelik felsefeciler arasında da bugün dünden daha yoğun biçimde tartışılmakta..

Örneğin, küresel salgının hayatımızı allak bullak etmesinden iki yıl önce 2018' de kaleme aldığı '21. Yüzyıl İçin 21 Ders' kitabında Yuval Noah Harari, bilişim çağının etkisiyle çok daha önemsiz hale gelecek devasa boyutlarda işsizler ordusunun ne olacağı, nasıl yaşatılacağı sorularına cevap bulmaya çalışıyordu..

Harari' ye göre; bilgi çağının yeni meslekleri yüksek düzey uzmanlık gerektiriyor ve bu nedenle vasıfsız emekçilerin bu yeni iş alanlarına kaydırılması olanaksız.

Bilgi çağını öncekilerden ayıran en önemli çizgilerden biri de bu: Önceki dalgalarda insanları düşük vasıflı bir işten diğerine geçirmek mümkündü. Sanayi çağının başlamasıyla makineleşen tarımda işini kaybeden tarım işçisi fabrikada istihdam edilebildi. Ya da otomatlaşan fabrikada artık yapacak işi kalmayan sanayi işçisi süper markette kasiyer oldu. Tarladan fabrikaya, fabrikadan markete geçiş kısa eğitimle mümkündü çünkü..

Oysa önümüzdeki on yıllarla ifade edilecek kısacık zaman diliminde işini robotlara, yapay zekaya kaptıran kasiyerden veya yoksul ülkedeki tekstil işçisinden drone operatörü veya kanser teşhis uzmanı yaratmak, milyarlarca insana yeni iş alanlarında istihdam sağlamak artık imkansız..

Peki, bu dünyanın işsiz ve çaresiz en büyük ordusu hayatını nasıl idame ettirecek?

İnsanın temel iç güdüsü hayatta kalmak ve genlerini sonraki nesle aktarmak olduğuna göre, yaşama tutunması nasıl sağlanacak?

Sorulara somut yanıt ve soruna evrensel çözüm bulmaktan uzağız. Her ülke yıllardır el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Pandemi sonrası aktarılan devasa kaynaklar geleceği kurgulayacak kalıcılıktan hayli uzak ve günü kurtarmaya yönelik palyetif çözümler..

Şöyle tanımlıyor yakın zamanda karşılaşmamız kaçınılmaz tabloyu:

"Madem insanlara ne üretici ne de tüketici sıfatıyla ihtiyaç var, insanların fiziksel olarak hayatta kalmaları ve psikolojik sağlıkları nasıl korunacak? Soruya cevap aramak için krizin patlak vermesini bekleyemeyiz. O noktaya gelindiğinde iş işten geçmiş olacaktır. 21. yüzyılın eşi benzeri görülmemiş teknolojik ve ekonomik kırılmalarıyla başa çıkabilmek için bir an önce yeni toplumsal ve ekonomik modeller geliştirmeliyiz. Bu modellerin meslekleri değil, insanları koruma ilkesi çerçevesinde şekillenmesi gerek. Pek çok meslek tatsız tuzsuz angarya işler sınıfına giriyor zaten ve o meslekler kurtarılmayı hak etmiyor. Kasiyerlik kimsenin rüyalarını süsleyen bir iş değil. Odaklanmamız gereken insanların temel ihtiyaçlarını karşılayıp sosyal statü ve onurlarını korumak olmalı."

Harari' nin temek ihtiyaç için önerdiği çözümlerden biri evrensel uzlaşma sağlanabilse uygulanma olasılığı en kolay olanı: devletlerin algoritmaları ve robotları da kontrol eden milyarderler ve küresel kartellerden toplayacakları vergileri herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde dağıtmaları..

Ancak yukarıda altını çizdiğim gibi bu yöntemin yumuşak karnı evrensel uzlaşmayla hayata geçirilmesi gerektiği. Öyle ya, bugün Google' den ABD vergi almaya kalktığında, vergi cennetlerinden birine kaçmasını engelleyecek evrensel bir sınırlama yok..

Bu durumda yeni çağa uygun yeni evrensel kurumlar yaratılması zorunluluğu doğuyor. Birleşmiş Milletler' in zaten ilk günden beri yeterince ortaya koyamadığı etkisini artık iyice yitirdiği günümüzde, varlıklarını ve zenginliklerini insanlığa borçlu olan ve tüm servetlerini insanlığın ortak mirasına konarak edinmiş bir avuç tröstün üzerinde oturduğu hepimize ait olan varlıklarının en azından bir kısmına ortak iradeyle el koymak ve bunu tüm dünyanın ihtiyaç sahiplerine dağıtmak..

Kaynağını aynı zümreden toplanacak vergilerden alan bir başka çözüm önerisini de şöyle dile getiriyor:

"Devletler evrensel temel gelir yerine hizmet uygulamasını finanse edebilir. İnsanlara istedikleri şekilde harcayacakları maaş vermek yerine bedava eğitim, bedava sağlık hizmeti, bedava ulaşım gibi hizmetler sağlanabilir."

Burada eğitim, sağlık ve ulaşımdan çok daha hayati ve vazgeçilmez olan 'beslenme ve su hakkına erişim' gibi temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı sorularını duyar gibiyim..

Buna da gerek kuramsal anlamda Harari ve pek çok konuya kafa yoran insan farklı önerilerde bulunurken, çeşitli ülkeler pandemi süreciyle birlikte 'evrensel temel gelir desteği' anlamında ulusal ve bölgesel çözümler üretmeye odaklandı.

Farklı ülkelerin temelde birbirine benzeyen uygulamada farklı modelleri bir sonraki makalede ele alacağım..