TEVFİK DİKER YAZILI AÇIKLAMA YAPTI: BANA YAPILAN KUMPASTA ÇÖKTÜ

ARAŞTIRMACI YAZAR, E.HV.YRBY, E.MİLLETVEKİLİ TEVFİK DİKER, BUGÜN YAZILI AÇIKLAMA YAPARAK: "Değerli kamuoyuna, Adıma açılmış sahte hesaplardan yapılan paylaşımlar ile şahsımı karalamaya yönelik bir girişim daha Anayasa Mahkemesinden dönmüş ve ekli karar BERAAT ile sonuçlanmıştır. Bülent Arınç başta etkili AK Partililere rağmen hukuk ve Tevfik Diker kazandı. İsimler kararda mevcuttur. Saygıyla bildiririm."
T.C. ANKARA 23. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ, DOSYA NO:2025/158, KARAR NO: 2025/509, BASIN İDDİANAME NO: 2017/846, olan dosyanın gerekçeli kararı açıklanmış idi: “GEREKÇELİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA” DAVACI: K.H. KATILAN : BÜLENT ARINÇ, CEMİL ÇİÇEK, İDRİS BAL, İSMET YILMAZ, MEHMET MÜEZZİNOĞLU, MEHMET ŞİMŞEK, ÖMER ÇELİK, RECEP AKDAĞ, ŞAMİL TAYYAR, BEKİR BOZDAĞ, SANIK: TEVFİK DİKER, SUÇ: İftira, SUÇ YERİ: ANKARA KARAR TARİHİ: 14/07/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Mahkememizin 2021/517 Esas sayılı dosyası bakımından; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/12/2017tarih ve 2017/846 sayılı iddianamesi ile, Tevfik Diker@TevfitDiker adlı twitter kullanıcısı olan şüphelinin 02/10/2017 günü, Sosyal Medya’da dolaşan bu listeyi Savcılar ve RTE görmüyor mu notuyla paylaştığı “Bylock kullanan AKP’lilerin tam listesi” başlıklı listenin 53.sırasında müşteki Şamil Tayyar’ın isminin bulunduğu,
Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 14/09/2017 tarih ve 2017/1863 Esas, 2017/4878 sayılı kararıyla “ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 - 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'u kullandığının tespit edildiği, örgüt talimatı sonrasında Asya Katılım Bankası (Bank Asya)'ndaki hesabına yüklü miktarda para yatırmış olduğunun bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğu ve haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanuna Muhalefet suçlarından kamu davası açılan şahıslar ile yoğun bir şekilde şahsi irtibat kurduğu, bu şekilde hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu” şeklindeki gerekçeyle Silahlı Terör Örgütüne Üye olma suçundan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesi’nce verilen mahkumiyet kararının, hükmün onanmasına karar verildiği,
26.09. 2017 günü internet haber sitelerinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca ByLock kullanmanın FETÖ/PDY örgüt üyeliği için tek başına yeterli delil kabul edildiğine ilişkin haberlerin yayınlandığı, aynı gün milliyet.com adlı internet sitesinde http://www.milliyet.com.tr/yargitay-bylock-u-feto-uyeligi-gundem-2526355/URL adresinde yayınlanan “Yargıtay, ByLock'u FETÖ üyeliği için tek başına delil saydı” başlıklı haberin bunlardan biri olduğu,
Aynı listenin bir başka kişi tarafından paylaşılması nedeniyle 2017/6662 BSN üzerinden yapılan soruşturmada, müşteki Şamil Tayyar’ın bylock kaydı bulunup bulunmadığının tespiti için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan sorumlu Başsavcı Vekiline müzekkere yazılarak bu kişilerin bylock kaydının olup olmadığının sorulduğu, 13/12//2017 tarih ve 2016/180056 sayılı cevap yazısının ekindeki tabloda, “Microsoft Excel aradığınız verileri bulamıyor” şeklindeki ekran görüntüsü ile birlikte “Cumhuriyet Başsavcılığımızda mevcut bylock listesinde yapılan sorgulamada kayıt bulunamamıştır. 13/12/2017” şeklindeki açıklamaya yer verildiği, açıklamanın altında ıslak imza bulunduğu, bu itibarla müştekinin Bylock kaydının bulunmadığının belirlendiği, müştekinin bylock kaydının bulunmadığına dair dosyada delil oluşturması bakımından Başsavcılığımızın 2017/6662 BSN üzerinden yürüttüğü soruşturma sonucunda tanzim olunan İddianamenin bir suretinin dosyaya konduğu,
Savunması alınan şüphelinin, kendi adıyla birçok sahte hesap açılması nedeniyle paylaşımın yapıldığı Tevfik Diker@TevfitDiker adlı twitter hesabının kendisine ait olup olmadığını bilmediğini beyan ettiği, ancak Tevfik Diker adlı bir twitter hesabının bulunduğunu söyleyip “sosyal medyada dolaşan ve paylaşılan bylock kullananlar listesinde Tayyar ve diğer isimlerle ilgili olarak bir suçlamada bulunmadım, hüküm kurmadım, iddiada bulunmadım, sayın Savcıların ve Cumhurbaşkanının sosyal medyada dolaşan bu listeyi görüp görmediğini sordum, yetkili makamların ve adı geçen şahısların doğru bilgileri kamuoyu ile paylaşarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkıda bulunmak istedim” şeklinde ifade vermesine göre şikayete konu listenin şüpheli tarafından paylaşıldığı,
Demokrasilerde siyasi tartışma özgürlüğünün temel ilke olarak benimsendiği; bu ilkeden hareketle olgusal temele dayalı değer yargıları bakımından siyasetçilerin eleştiriler karşısındaki tahammül eşiği diğer tanınmış tüm kişilerden daha ileride kabul edildiği (AİHM Lingens Avusturya Kararı 1986); ancak bu durumun fikri değer taşıyan söylemler bakımından geçerli olduğu, bilgi değeri taşıyan ifadeler bakımından ise failin hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanabilmesi için kamu yararı bulunan her konuda iyi niyetli bir şekilde gazetecilik mesleğinin gerektirdiği etik kurallarına uygun davranarak elde ettiği güvenilir ve kesin bilgiler sunmasının gerektiği (AİHM Bedat İsviçre Kararı 2016); Yargıtay’ın, bir haberi hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanabilmesi için, o haberin gerçek ve güncel olması, verilişinde kamu ilgi ve yararının bulunması, olay ile olayın anlatılışı arasında fikri bağ bulunması şartlarını aradığı; bu unsurlardan birinin dahi gerçekleşmemesi haber verme ve eleştiri hakkını ortadan kaldıracağına ve fiili hukuka aykırı kılacağına hükmettiği (Yargıtay 4. C.D 18.09.2006 gün ve 2005/7706 Esas, 2006/14025 sayılı Kararı); somut olayda şüphelinin basın mensubu ya da gazeteci olmadığı, ancak böyle bir role soyunduğu durumlarda hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanabilmesi için ifade hürriyeti bakımından ayrıcalıklı bir role sahip bulunan gazetecilerin taşıdıkları sorumluluk ve ödevleri yerine getirmesi gerektiği; şüphelinin paylaştığı listedeki 60 kişinin bylock kullanıp, kullanmadığına ilişkin en küçük bir araştırma yapmadan, nerede ve ne şekilde oluşturulduğu belli olmayan, atıfta bulunulan Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 14/09/2017 tarih ve 2017/1863 Esas, 2017/4878 sayılı kararında belirtildiği üzere, Silahlı Terör Örgütü FETÖ/PDY üyeliği için yeterli delil kabul edilen, bu itibarla müşteki bakımından terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma başlatılmasına yol açacak ağırlıkta isnat ve ithamlarda bulunmak suretiyle müştekinin şöhret ve kişilik haklarına zarar verdiği,
Şüphelinin eyleminin iftira ve hakaret olarak nitelendirilmesinin mümkün bulunduğu;ancak TCK. 44/1’in işlenen bir fiil ile birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet verilmesi halinde bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesini amir bulunduğu; TCK. 125/2’de hakaret suçunun temel cezasının üç aydan iki yıla kadar hapis olarak belirlendiği; TCK. 267/1’de tanımlanan iftira suçunun cezasının ise 1 yıldan 4 yıla kadar hapis olarak tanımlandığı, bu nedenle şüphelinin eyleminin TCK. 44/1’in amir hükmü gereğince iftira olarak nitelendirildiği,
CMK. 170/1-h bendi gereğince isnad olunan suç ve uygulanması gereken kanun maddelerini belirleme görevi Cumhuriyet Savcısına verilmiş bulunduğundan eylemin tekliği karşısında hakaret suçuna ilişkin olarak Ek-Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verilemeyeceği böylece sanık hakkında iftira suçundan TCK.nun 267/1,53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
Mahkememizin bu dosyası ile birleşen Mahkememizin 2022/303 Esas sayılı dosyası bakımından;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17/03/2022 tarih ve 2022/17467 sayılı iddianamesi ile;
Şüphelinin suç tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda TCK'nın 6. Maddesi gereği kamu görevlisi sayılan müştekileri kast ederek müştekilerin sıra numarasıyla adlarının yazılı olduğu liste halindeki bir görsel iletinin üzerine; "Sosyal medyada dolaşan bu listeyi Savcılar ve RTE görmüyor mu?" şeklinde sözler sarf ederek müştekilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları, söz konusu terör örgütü mensupları tarafından kullanılan BYLOCK programını kullandıkları ve böylece terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğu yönünde iddiada bulunduğu,
Söz konusu iddianın hukuka aykırı somut bir fiil ve olgu isnadı niteliğinde olduğu ve müştekilerin şeref onur ve saygınlıklarını rencide edebilecek nitelikte olduğu,
Müşteki vekili şikâyet dilekçesinde, şüpheliden şikâyetçi olduğu,
Şüphelinin alınan savunmasında; olayı tevilli ikrar ettiği, savunmasının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu,
Dosyada bulunan sosyal medya yazışma örneğinin kabul edilen bu oluşu teyit ettiği anlaşılmaktadır.
İftira suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanununun 267. maddesinde; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişinin cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.
İftira suçunun oluşabilmesi için;
i) Failin işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi,
ii) Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla olması,
iii) Failin genel kastın yanında mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için hukuka aykırı isnatta bulunması, Gerekmektedir.
Somut olayda; şüphelinin, işlemediğini bildiği halde müştekiler hakkındasoruşturma açılmasını sağlamak amacıyla müştekilerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları yönünde hukuka aykırı isnatlarda bulanarak üzerine atılı iftira suçunu işlediği, eylemin tek fiille müştekilere yönelik olması sebebiyle aynı neviden fikri içtimaya ilişkin TCK 43/2 hükmü delaletiyle TCK 43/1 hükmünün uygulanması gerektiği, mahkemenizin 2021/517 Esas sayılı dosyası ile bağlantılı olan bu dosyanın söz konusu dava ile birleştirilmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Böylece sanık hakkında "iftira"suçundan Türk Ceza Kanunu 267/1,43/2, 43/1,53,58maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Anayasa Mahkemesinin 2023/4548 başvuru numarası, 31/10/2024 tarihli kararında belirtildiği üzere ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter her şüpheden uzak somut ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." demiştir.
DELİLLER:
1-Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 13/03/2023 tarihli araştırma raporu, 2-Katılan beyanları, 3-Sanık savunması, 4-Tüm dosya kapsamı. Bu delillerin usulüne uygun bir şekilde elde edildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Yapılan açık yargılama, iddia, sanık savunması, katılan beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmekle; Dosya safahatı incelenmekle; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/03/2022 tarih ve 2022/17467 Esas sayılı iddianamesi ile 28/12/2017 tarih ve 2017/861 Esas sayılı iddianamesi kapsamında sanık Tevfik DİKER'in 02/10/2017 tarihinde katılanlara yönelik olarak üzerine atılı İftira suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasının talep edildiği, yapılan yargılama neticesinde Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih, 2021/517 Esas ve 2023/482 Karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Verilen karara sanık tarafından itiraz edilmekle birlikte itirazın reddi üzerine 25/07/2023 tarihinde karar kesinleşmiştir. Kesinleşen karara karşı sanık müdafince bireysel başvuru yoluna gidilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi'nin 31/10/2024 tarih ve 2023/4548 başvuru numaralı kararı uyarınca dosya kapsamında Anayasa'nın 36. Maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin belirtilmesi karşısında mahkememizce yargılamanın yenilenmesine karar verilerek 2025/158 Esas numarasına kaydı yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan incelemede her ne kadar sanığın üzerine atılı İftira suçunu işlediği iddia edilmiş ise de sanık Tevfik Diker'in aşamalarda alınan tutarlı savunmalarıyla söz konusu sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığını ve üzerine atılı suçları işlemediğini belirttiği, sanığın Genelkurmay Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Emir Subaylığı, 2. Hava İkmal Bakım Motorlu Araçlar Bölge Bakım Komutanlığı, TBMM 19. ve 20. Dönem Manisa Milletvekilliği gibi görevlerde bulunmuş olması hasebiyle tanınmış bir siyasi figür olduğundan, hakkında başkaları tarafından sahte sosyal medya hesaplarının açılma ihtimali bulunduğu, ayrıca Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan 13/03/2023 tarihli araştırma raporuna göre; Yapılan açık kaynak araştırmasında, iddianamede yer alan TevfikDiker@TevfitDiker isimli/rumuzlu twıtter hesabı kullanıcıcına ulaşılamadığından gerekli tespit çalışmasının yapılamadığı, internetin yapısı gereği veriler/paylaşımla üzerinde ekleme, çıkarma, değiştirme yetkisi bulunan kullanıcı/kullanıcıların tercihlerine göre verilerin/paylaşımların değiştiriliebilir nitelikte olduğunun bilinmesi gerektiği, hakkında çalışma yapılan sosyal medya hesabının/hesaplarının ilgiliye/ilgililere ait olabileceği gibi, bahse konu profilin/hesabın ilgilinin bilgisi dışında, kişisel bilgileri ve/veya fotoğrafları kullanılarak başkaları tarafından oluşturulmuş sahte hesap/profil olabileceği, profil/hesapların başkaları tarafından ele geçirilmiş ve ilgilinin rızası dışında kullanılmış olabileceği, ilgili veya diğer şahıslar tarafından aynı isim/rumuz ile birden fazla hesap açabileceği, hususularının değerlendirmelerde göz önünde bulundurulmasının gerektiği bildirilmiştir. Gerek sanığın aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu hesabın kendisine ait olmadığını belirtmesi gerekse araştırma raporunda sosyal medya hesabının sanığa ait olup olmadığı hususunda kesin bir tespit yapılamaması nedeniyle sanığın üzerine atılı suçu işleyip işlemediğine yönelik şüphe hasıl olduğu, herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerektiği, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gereği olarak sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartının, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesi olduğu, gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkûmiyetinin; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, bu ispatın, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemesi gerektiği, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına geleceği, sanık Tevfik DİKER'in üzerine atılı İftira suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut delil elde edilemediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmekle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Her ne kadar sanık Tevfik DİKER'in ana dosya ve birleşen dosya kapsamında üzerine atılı "İftira" suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açılmışsa da, sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit olmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
5271 sayılı CMK'nun 273/1. maddesi uyarınca hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya en yakın mahkemeye bir dilekçe vermek veya zabıt katibine bir beyanda bulunmak suretiyle; sanığın cezaevinde bulunması halinde tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yoluna başvurulma hakkı olduğu belirtilerek ve yasa yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ihtar edilerek, verilen karar C.Savcısının huzuruyla usulen açıkça okunup anlatıldı. 14/07/2025” dendi.
MÜŞTEKİ ŞİKÂYETÇİLER KARIRI İSTİNAF ETTİ, İSTİNAF DA DİKER’İN BERAATINI ONAYLADI, ONLARIN İTİRAZINI RED ETTİ. İşte o karar:
T.C. A N K A R A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. CEZA DAİRESİ “TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR” ESAS NO : 2025/3150, KARAR NO: 2025/3641, İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi, TARİHİ : 14/07/2025, NUMARASI : 2025/158 (E) ve 2025/509 (K) KATILANLAR : 1-Bülent Arınç, 2- İsmet Yılmaz , 3-Mehmet Müezzinoğlu, 4-Ömer Çelik , 5-Recep Akdağ, 6-Şamil Tayyar , 7-Bekir Bozdağ SANIK: Tevfik Diker, SUÇ: İftira, HÜKÜM: Beraat
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNANLAR: Katılanlar vekilleri, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya incelenip görüşüldü; İlk derece mahkemesince yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, gösterilen gerekçeye ve takdire göre, katılanlar vekillerinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE; Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara tebliğine, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine iadesine; Dair, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesi uyarınca kesin olarak, 23/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi” DENİLDİ.
ALLAH BU DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN
CEVAP ve DÜZELTME HAKKINA SAYGILIYIZ.
Cevabı yazıda, adı geçen ilgilisi ve yetkilisi göndermesi gerekir.
Telefon ve iletişim bilgilerini koymayı unutmayınız.
CEVAP GÖNDERECEĞİNİZ e- posta ADRES:

































