haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

15 TEMMUZ…

15 TEMMUZ…

15 Temmuz aslında benim biyolojik olarak doğum günüm. Bu gerçekten ben ve benim gibiler için ironik ve bir o kadar da üzücü bir durum. Bir insanın hayatındaki en özel günün, ülkenin en karanlık ve travmatik olaylarından biriyle aynı tarihe denk gelmesi, kişisel kutlamalar ile toplumsal yasın/anmanın iç içe geçmesine neden oluyor. Doğum günümüzün böyle bir gölge altında kalması, ben yeni bir yaşı karşılamanın sevincini yaşamak isterken, dışarıda sela sesleri, anma törenleri ve o gecenin acı hatıraları yaşanıyor. Bu "zıtlık" insanın iç huzurunu bozuyor. Çevremdeki atmosfer o kadar ağır oluyor ki, bazen insan "şimdi kutlama yaparsam yanlış anlaşılır mı?" diye düşünerek kendi sevincini baskılamak zorunda kalıyor. 15 Temmuz artık sadece bir tarih değil, bir sembol haline geldiği için, benim gibi o gün doğanlar ister istemez bu sembolizmin bir parçası gibi hissettiriliyor.

Aslında bu durum, hayatın trajik bir cilvesi. Ancak şunu unutmamak gerekir: Benim ve benim gibi aynı günde doğanların doğumu bir yaşam kutlamasıdır. Bu karanlık yapıların ve olayların, benim ve sizin hayatınızdaki bu özel günü tamamen elinizden almasına izin vermemek gerekir. Bu tarihte doğmuş olmak sizin ve benim tercihim değil, ama bu tesadüf beni ve sizi o geceye dair çok daha farklı bir bakış açısına sahip biri yapıyor.

15 Temmuz Olayı Türk milletine yapılmış en büyük kötülüklerden biridir.

15 Temmuz Darbe Girişimi veya 2016 Türkiye Askerî Darbe Teşebbüsü, darbe metninde yer aldığı isimle Yurtta Sulh Harekâtı, 15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından Türkiye'de düzenlenen askerî bir darbe girişimi olarak FETÖCÜLER olarak bilinen Fethullahçı destekli olduğu öne sürülen askerî darbe girişiminin ardından ülkede her açıdan, yaşamsal olarak çok şeyler değişti…

Bu olayın devlete millete verdiği maddi ve manevi zararları irdeleyen, bir daha böylesine olaylar ile karşılaşmamak için yapılması gerekenler hakkında geniş kapsamlı bir analiz yapmak istiyorum.

15 Temmuz 2016 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tarihinde sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda devletin kılcal damarlarına sızmış illegal bir yapının milli iradeye karşı gerçekleştirdiği en ağır saldırılardan biridir. Bu olay, toplumsal hafızada derin izler bırakırken, devlet mekanizmasının yeniden yapılandırılması sürecini de beraberinde getirmiştir.

Bu karanlık sürecin arka planını, devlete verdiği zararları ve gelecekte benzer tablolarla karşılaşmamak için atılması gereken adımları beraber irdeleyelim.

Demokrasinin En Uzun Gecesi: 15 Temmuz’un Analizi ve Gelecek Projeksiyonu

15 Temmuz 2016 darbe girişimi, Türk demokrasi tarihinin en travmatik ancak halkın direnişiyle en onurlu sayfalarından biri haline gelmiştir. Kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak adlandıran ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağı kurulan bir grubun, halkın silahlarını halka doğrulttuğu o gece, Türkiye için bir kırılma noktasıdır.

1. Olayın Önü ve Arkası: Sızma ve Tahkimat Süreci

Darbe girişimi, bir gecede planlanmış rastgele bir eylem değil, onlarca yıla yayılan stratejik bir "sızma" operasyonunun nihai aşamasıdır.

-Eğitim ve Bürokrasi Kanalları: Örgüt, "altın nesil" yetiştirme iddiasıyla eğitim kurumlarını birer devşirme merkezine dönüştürmüştür.

-Kritik Noktaların Ele Geçirilmesi: Yargı, emniyet ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde liyakat yerine sadakati önceleyen bir yapılanma ile kilit pozisyonlar işgal edilmiştir.

-Kumpas Davaları: Darbe öncesi süreçte Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla, gerçek vatansever subayların tasfiye edilerek yerlerine darbeci kadroların yerleştirilmesi, 15 Temmuz’un askeri hazırlık safhasıdır.

2. Devlet ve Millete Verilen Zararlar

Darbe girişiminin faturası sadece can kayıplarıyla değil, stratejik ve sosyolojik yıkımlarla da oldukça ağırdır.

Maddi ve Stratejik Zararlar

-TSK’nın İtibarı ve Gücü: Ordunun kendi içine sızan hainler nedeniyle aldığı darbe, bölgesel güvenlik dengelerinde kısa süreli sarsıntılara yol açmıştır.

-Ekonomik Kayıplar: Döviz kurları, yatırımcı güveni ve doğrudan yabancı sermaye girişleri bu olaydan olumsuz etkilenmiş; milyarlarca dolarlık ekonomik değer kaybı yaşanmıştır.

Manevi ve Sosyolojik Zararlar

-Toplumsal Güven Bunalımı: İnsanların en kutsal değerlerinin (din, eğitim, hizmet) istismar edilmesi, toplumda genel bir güven erozyonuna neden olmuştur.

-Şehit ve Gaziler: 251 vatan evladının şehit olması ve binlerce gazinin varlığı, milletin kalbinde kapanmayacak bir yara açmıştır.

3. Gelecek İçin Çıkarılması Gereken Dersler

Bir daha benzer bir ihanetle karşılaşmamak için "duygusal tepkiler" yerine "kurumsal ve yapısal" önlemler hayati önem taşır.

Liyakat ve Ehliyet Esası

Devlet kadrolarına alımlarda hiçbir cemaat, cemiyet veya grup önceliği tanınmamalıdır. Liyakat, devletin bağışıklık sistemidir. Eğer bu sistem çökerse, virüslerin sızması kaçınılmazdır.

Denetlenebilir Şeffaf Bir Devlet Yapısı

Kapalı devre çalışan, hiyerarşisini anayasa yerine "sözde hoca veya imam" figürlerinden alan yapılarla mücadelenin yolu şeffaflıktır. Devletin her birimi, hukuk denetimine açık olmalıdır.

Dini Değerlerin İstismarının Önlenmesi

Dinin siyasi veya örgütsel çıkarlar için araçsallaştırılmasına karşı toplumsal bir bilinç geliştirilmelidir. Doğru dini bilgi ve eleştirel düşünce yeteneği, bireyleri bu tür yapıların pençesinden koruyacak en güçlü kalkandır.

Milli Birlik ve Demokratik Bilinç

15 Temmuz gecesi sokağa çıkan her görüşten insanın ortak paydası "vatan" ve "demokrasi" idi. Bu birlikteliğin sadece kriz anlarında değil, barış zamanında da korunması, kutuplaşmanın azaltılması milli güvenliğin temelidir.

Sonuç olarak söyleyeceğim; 15 Temmuz, Türkiye için hem büyük bir acı hem de büyük bir uyanıştır. Devletin "tek bir odağa" veya "kayıt dışı bir hiyerarşiye" teslim edilmesinin bedeli çok ağır olmuştur. Geleceğin Türkiye'si; hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve liyakat temelleri üzerine inşa edildiği sürece, hiçbir karanlık yapı bir daha milletin iradesine zincir vuramayacaktır.

BAKİ SELAM VE DUA İLE.