haberanaliz
Hilmi DULKADİR

Hilmi DULKADİR

Mail: hilmidulkadir@gmail.com

Toprak Deniz İnsan -XVII-

Kutsalın Coğrafyası: Mersin'de Ziyaret Yerleri, Türbeler ve İnancın Doğayla Buluştuğu Mekânlar

Mersin'in geleneksel kutlamalarını, düğünlerden bayramlara uzanan geniş bir yelpazede ele aldığımız on altı mühürlü bölümün ardından, bu hafta yüzümüzü bu toprakların manevi coğrafyasına çeviriyoruz. Coğrafi konumu ve tarihsel ilişkileri nedeniyle Çukurova kültür çevresiyle her daim derin bir etkileşim içerisinde gelişmiş olan Mersin, kuşaktan kuşağa aktarılan halk kültürü unsurlarıyla ortak bir toplumsal hafızayı yaşatmaya devam etmektedir (Artun, 2011). Bu manevi hafızanın en somut ifadeleri ise insanın inançla doğayı buluşturduğu; dağların, suların ve ağaçların kutsal anlamlarla donatıldığı ziyaret yerleridir. Geniş bir coğrafî alanda çeşitli topluluklarla kurulan kültür alış-verişleri, zamanla inanç ve öğretileri yayan birçok köklü inanç merkezinin oluşmasını sağlamış ve bu mekânlar Türk kültürünün korunup yaşatılmasında hayati bir görev üstlenmişlerdir (Çıplak, 2005). İşte bu yüzden Mersin'deki türbeler ve yatırlar, birer ibadet alanı olmaktan öte, insanın doğayla kurduğu o derin ve sarsılmaz bağın birer somut ifadesidir.

İnancın Coğrafyayla Buluşması ve Torosların Manevi Durakları

Mersin'de kökleri binlerce yıla uzanan ziyaret kültürü, İslamiyet öncesi Türk inanç sistemindeki kutsal kabul edilen ağaç, su ve dağ kültlerinin evliya kültüyle birleştiği senkretik bir yapı sergiler.

Sosyokültürel konumu veya eğitim düzeyi fark edilmeksizin bugün pek çok insan, çaresiz kaldığı anlarda bu yatır ve ziyaretlere karşı korku ile karışık büyük bir saygı ve manevi bir sığınma ihtiyacı duymaktadır (Coşkun, 2013). Halkın dertlerine derman aradığı bu mekânların öyküleri zamanla yerelleşmiş, Hıdırellez ve dinî bayramlar gibi özel günlerde şifacılık ve kutsallık atfedilerek sıkça ziyaret edilir hale gelmiştir (Yenipınar ve Yücel, 2022). Sağlıkla ilgili, ekonomik veya psikolojik beklentilerle kapısı çalınan bu inanç merkezleri, Anadolu'nun genelinde olduğu gibi Mersin coğrafyasında da son derece zengin bir görünüm sergilemektedir (Coşkun, 2013), (Çıplak , 2005).

Bu zenginliğin en asil şahitleri ise Torosların eteklerinde ve yaylalarında karşımıza çıkar. Bölgenin en önemli inanç merkezlerinin başında gelen Tarsus'taki Eshab-ı Kehf Mağarası, yıl boyunca manevi huzur arayan binlerce insanın akınına uğramaktadır. Şehir merkezine indiğimizde ise gerek Mersin halkı gerekse çevre iller tarafından çok iyi bilinen Muğdat Dede Türbesi’nin apayrı bir manevi ağırlığı mevcuttur (Coşkun, 2013). Bu mekânlar ovalarda yer aldığı gibi tarih boyunca önemli geçiş noktaları olan Gülek Boğazı ve Gülek Kalesi çevresinde de evliya türbeleri şeklinde karşımıza çıkar; buralarda yatan zatların yolcuları koruduğuna ve geçitleri beklediğine inanılır.

Dağların Zirvesinden Çam Ağacının Gölgesine

Türk kültürünün "Gök-Yer-Su" üçlemesinde dağlar, göğe ve dolayısıyla Tanrı'ya en yakın noktalar olarak her zaman kutsal kabul edilmiş, bu inanç İslamiyet'le birlikte evliya dağları ve zirve türbeleri şeklinde varlığını sürdürmüştür (Kalyoncu ve Taş, 2022). Yörükler için bir yaşam alanı olmaktan ziyade, aynı zamanda duaların daha çabuk kabul olunacağı kutsal bir kat olan Toroslar, bu inancın en görkemli temsilcisidir. Bu dağlık coğrafyanın tarihî ve kültürel derinliğini araştırırken, yazılı belgelerin yetersiz kaldığı anlarda imdadımıza taşlar üzerine kazınan epigrafik belgeler yetişir. Gülnar ilçesinin Körcoluk mevkisinde, bir pınarın hemen başındaki ulu kayada rastlanılan 11 adet tamga, petroglif ve (Kök)türk işaretleri, bölgeye gelen ilk Türk boylarının dağlara ve sulara vurduğu en eski kültürel mühürlerdir (Şahin, 2012).

Dağların bu manevi iklimi, ulu ağaçların gölgesinde biçimlenen ağaç kültüyle birleşir. Gök Tanrı inancında gökle yeri birleştiren ulu çınarlar, meşeler ve ardıçlar, Mersin halk sufiliğinde evliya kültüyle iç içe geçmiştir. Bu köklü ağaç kültünün en çarpıcı ve hüzünlü pratiklerinden birine Tarsus'un dağ köylerinde rastlanır. Bölgede yakın zamanlara kadar cenaze defnedildikten sonra mezarın üstü çam dallarıyla örtülürdü; bunun ardında yatan inanma, mezarın üstünde yeşillik olduğu müddetçe mevtaya kabir azabının olmayacağına dair beslenen hüsnüzandır. Tabii bu ritüelin pratikteki bir diğer faydası da cesedin yabani hayvanlar tarafından çıkarılmasını önlemektir (Gökşen, 2024).

Şifalı Sular ve Bereket İsteyen Ritüeller

Mersin'de inancın doğayla buluştuğu bir diğer can damarı ise kutsal sulardır. Mut'un Ilıca köyündeki kaplıcalar ve Tarsus'taki şifalı kaynakların yanı sıra, Silifke'nin Ayatekla (Meryemlik) bölgesindeki kutsal su, yüzyıllardır farklı dinlerden insanların şifa bulmak ve içmek amacıyla akın ettiği çok özel bir kültür mirasıdır). Coğrafyaya duyulan bu saygı, mevsimlik ritüellerle de harmanlanır. İslamiyet öncesinde bahar kutlamaları yapan Türk boyları, bu köklü geleneği daha sonra yeni yılın ve baharın başlangıcı olarak Nevruz adıyla sürdürmüşlerdir (Başçetinçelik, 1975). Öyle ki, Silifke halk kültüründe sıcak havalarda poyrazın esmesi için kalbi temiz, saf bir kişinin ulu rüzgâra karşı, “Oğlum ocakta, / Kızım kucakta, / Yetiş, ey yel yetiş!” diye tören tekerlemeleri fısıldaması bile bu doğa-insan dengesinin bir ürünüdür (İnceoğlu, 2020, akt. Alptekin, 2024).

Aynı manevi denge, kuraklık zamanlarında icra edilen yağmur yağdırma ritüellerinde de kendini gösterir. Örneğin Mersin’in Çapar köyünde, iki eşli bir adamın eşlerinden birinin ayakkabısı çalınarak suya ıslatılır ve kadının bu duruma sinirlenmesiyle gökten rahmet yağacağına inanılır. Yağmurun başlaması için at kafatasına dualar yazıp dereye bırakmak ya da Silifke ve Mut köylerinde çocukların eski kıyafetlerle ev ev dolaşarak "dodu" çağırmaları, ardından da başlarından aşağı bir kova su dökülmesi hep aynı kadim su kültünün günümüze ulaşan neşeli rengidir Evlerden toplanan malzemelerle pişen bulgur pilavı ise tüm köylünün katıldığı toplumsal bir dayanışma yemeğine dönüşür (Çıblak, 2002, akt. Demirören, 2026).

Toplumsal Hafıza ve Tasavvufun Mirası

Ziyaret mekanlarında yerine getirilen adak adama, dilek dileme, kurban kesme ve mum yakma gibi ritüeller, bireysel birer ibadet veya şifa arayışı olmaktan öte bunlar aynı zamanda insanların bir araya gelerek dertlerini paylaştığı, kurban etlerinin ve yiyeceklerin bölüşüldüğü çok güçlü birer toplumsal dayanışma aracıdır. Bu dayanışma ruhu, geçmişte Tarsus Mevlevihanesi ve Silifke tekkeleri gibi tasavvuf merkezlerinde Mevlevilik, Nakşibendilik ve Kadirilik gibi yollarla harmanlanarak yayılmıştır. Osmanlı döneminde birer ibadet yeri olmanın ötesinde eğitim, kültür ve sosyal yardım merkezi olarak işlev gören bu yapılar, modernleşme ve kentleşmeyle birlikte bugün daha çok yaşlı kuşaklar arasında canlılığını korusa da kırsal kesimlerde halkın manevi ihtiyaçlarına cevap veren canlı merkezler olarak varlığını sürdürmektedir.

Sonuç Yerine

Mersin'in dağlarında, yaylalarında ve kıyılarında yüzyıllardır tüten bu inanç ocakları, bize doğanın sıradan bir taş veya topraktan ibaret mekanları olmadığını, her birinin manevi birer anlam taşıdığını fısıldamaktadır. Kutsal kabul edilen ulu bir ağacı kesmek, bir türbeyi tahrip etmek veya bir su kaynağını kirletmek, "Yaş kesen baş keser" atasözünün de hatırlattığı gibi bir doğa suçu değil, toplumsal hafızaya karşı işlenmiş büyük bir maneviyat suçudur (Kalyoncu & Taş, 2022) Bu mekânları ve ritüelleri korumak, bu toprakların inancına, umuduna, duasına ve en nihayetinde insanımızın kültürel kimliğine sahip çıkmak demektir.

Bir sonraki bölümde (XVIII. Bölüm), Mersin'de geleneksel meslekleri, kaybolmaya yüz tutmuş zanaatları, çarşı kültürünü ve bu mesleklerin sürdürülebilir yaşamla ilişkisini ele alacağız. Ellerin emeği, alın teri ve ustalık geleneğinin izinde yeni bir yolculuğa çıkıyacağız.

Kaynakça

Alptekin, M. (2024). Silifke Halk Kültüründe Poyraz. Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, 17(ÖS), s. 146-168. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/4032060] adresinden alındı

Artun, E. (2011). Çukurova Halk Kültüründe Törenler, Bayramlar, Şenlikler [Bildiri]. III. Uluslararası Türk Kültürü Kurultayı (s. 21-23). Muğla: Sakarya Üniversitesi. 06 2026 tarihinde https://ykoktan.sakarya.edu.tr/sites/ykoktan.sakarya.edu.tr/file/TOREN_2.pdf adresinden alındı

Başçetinçelik, A. (1975). Türk Kültüründe Nevruz.Dramatik Köylü Gösterilerinin Ritüel Niteliği. M. And (Dü.) içinde, Türk Folklor Araştırmaları Yıllığı (s. 1-11). Kültür Bakanlığı Yayınları.

Coşkun, N. Ç. (2013, Wınter). Yatır ve Ziyaretlerin Halk Kültüründeki Rolü Bağlamındaki Muğdat Dede Türbesinin İncelenmesi. International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 8(1), s. 1205-1219.

Çıplak, N. (2005). Mersin'de İnanç Merkezlerine Bağlı Kurban Törenleri. Türklük Bilimi Araştırmaları(17), s. 155-176. 06 21, 2026 tarihinde https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/156829 adresinden alındı

Çıplak, N. C. (2023). Mersin Halk Kültüründe İnançlar Harmonisi: Aleviler, Tahtacılar, Abdallar ve Nusayriler. İ. Bozkurt, H. Akdağ, & A. Elcan (Dü) içinde, Cumhuriyet'in 100. Yılında MERSİN (s. XII+380). Eğitim Yayınevi.

Demirören, Ö. (2026). Yağmur yağdırma ritüeli çerçevesinde Ortaköy “yağmur duası. Türkbilig / Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 7(12), s. 76-92. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/143077 adresinden alındı

Gökşen, C. (2024). Tarsus'un Dağ Köyleri Halk Kültüründe Çam Ağacı. Çukurova Araştırmaları Dergisi, 5(9), s. 303-314. 06 2026 tarihinde https://cukar.org/GoogleScholarPDF/cukar/3949e66d-a612-4854-b738-77c47dd515f7.pdf adresinden alındı

Kalyoncu, H., & Taş, K. (2022). Türk Kültüründe Çevre Algısı ve İslam’ın Türk Toplumunun Çevre Anlayışına Etkileri. tabula rasa Felsefe ve Teoloji dergisi(39), s. 43-51.

Şahin, İ. (2012). İçel/Gülnar’da Eski Türklere Ait Yeni Tespit Edilmiş Epigrafik Belgeler: Tanıtımı ve Ön Değerlendirmesi. Türklük Bilimi Araştırmaları(31), s. 275-300. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/157112 adresinden alındı

Yenipınar, U., & Yücel, C. (2022, 06 18). Mersin Kent merkezindeki Türbelerin Günübirlik Kent Turu Bağlamında Ziyaret Edilmesi. Çağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19(2), s. 78-92. 06 2026 tarihinde https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2863375 adresinden alındı