Göksu Deltası ve Kuşların Anadolu'daki Eski Yurdu
Toroslar'ın ve Akdeniz'in Göğünde Hayatın Ritmi: Göksu Deltası ve Kuşların Anadolu'daki Eski Yurdu
Anadolu, coğrafi konumu itibarıyla Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında asırlardır doğal bir köprü, bin bir rengin ve sesin buluşma noktası olmuştur. Bu eşsiz coğrafyanın Akdeniz’e bakan en görkemli pencerelerinden biri olan Mersin ve çevresi; sarp dağları, bereketli ovaları ve özellikle Göksu Deltası ile milyonlarca yıldır kanatlı misafirlerin, göç yollarındaki yorgun yolcuların ana yurdudur. Toprak, su, bitki ve hayvan türleriyle yoğrulan sulak alanlar; bölge ekonomisi için olduğu kadar, yeryüzünün yaban hayatı dengesi ve ekolojik sürekliliği için de hayati birer can damarıdır.
Akdeniz kuşağında doğal yapısını ve ekolojik bütünlüğünü koruyabilmiş ender sulak alanlardan biri olan Göksu Deltası, elverişli iklim koşulları yanında farklı habitatları iç içe barındırması nedeniyle sayısız su kuşuna üreme, beslenme, kışlama ve konaklama imkânı sunar. Özellikle kış aylarında İç Anadolu’nun dondurucu ayazından ve sert ikliminden kaçan pek çok su kuşu, kışı geçirmek için bu Akdeniz cennetine sığınır. Deltalar kuşların konaklama ve uçuş alanı olmakla kalmaz; aynı zamanda balıkların yumurta döktüğü, yavrularını besleyip koruduğu eşsiz birer yaşam odasıdır. Göksu Nehri’nin Akdeniz’in mavi sularıyla kucaklaştığı kıyı bölgesi, bu ekolojik zincirin en hassas ve korunması gereken yuvasıdır. (T.C. Çevre Banalığı, 1998, s. 9-10)
Öte yandan, insanoğlu var olduğundan beri doğanın bu uçabilme yeteneğine sahip canlılarına hayranlıkla bakmıştır. Prof. Dr. Halil Ersoylu’nun “Türk Kültüründe Kuşlar” adlı eserinde belirttiği üzere; kimi zaman yanık ötüşüyle, kimi zaman viranelere tüneme duruşuyla, kimi zaman da dağ bayır aşırpan o göz alıcı güzelliğiyle kuşlar, Türk düşüncesinde ve kültüründe derin izler bırakmıştır. Ana yurttan batıya uzanan tarihî göçler sonucunda Anadolu’yu yepyeni bir yurt edinen Türkler; Göksu’nun sazlıklarında, Toroslar’ın doruklarında yankılanan kuş sesleriyle iç içe bir ömür sürmüştür (Ersoylu, 2015, s. 11-12).
Bugün Mersin coğrafyasında tükenme tehlikesine karşı korunan turna, turaç, yalıçapkını gibi pek çok tür, dilimizde ve edebiyatımızda çeşitli benzetmelerle yaşamaya devam etmektedir. Doğanın bu zarif sahipleri, insanlığın estetik hafızasının da en sadık tanıklarıdır. Bu coğrafyada yaşayan her bir kanatlı varlık, geçmişin gizemli destanlarını bugüne taşıyan birer ses bayrağı gibidir; onları korumak ise sadece bir çevre meselesi değil, kadim kültüre duyulan vefanın borcudur.
Kaynakça
Ersoylu, H. (2015). Türk Kültüründe Kuşlar. Ötüken Neşriyat.
T.C. Çevre Banalığı. (1998). Göksu Deltası. Çevre Koruma Genel Müdürlüğü.
























