haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

İki Bez Arasındaki Köprü

Dünyaya çıplak geliyoruz, bizi bir beyaz beze sarıyorlar adı kundak. Ölüyoruz çıplağız musalla taşındayız, beyaz bir beze sarıyorlar, o da kefen.

Doğduğumuzda kulağımıza ezan okuyorlar adımızı koyuyorlar. Ezanın manası namaza davet. Ancak biz onu duyuyoruz namaz kılamıyoruz.

Öldüğümüzde musalla taşındayız ezan okunuyor bizim cenaze namazımız kılınıyor, biz duyuyoruz ama namazımızı kılamıyoruz.

İki bez parçası ve iki namazını kılmadığımız ezan arasında bir ömür geçiriyoruz.

Çıplak gelip çıplak gidiyoruz, kimse buradan bir şey götüremiyor.

Orada torpil de yok.

Ne yaptınsa, ne yaşadınsa onunla gidiyorsun.

Bu işin İslami kutsiyetini insanlara anlatmak, dünyaya bu kadar bağlı olmamayı hissettirmek lazım.

İyilik, merhamet, vicdan, tevazu, hoşgörü, sevgi gibi hasletleri yüreklere ekmek lazım.

Bu yazdıklarım İnsanın varoluşsal serüvenini ve dünya hayatının geçiciliğini İslam tasavvufu ve ahlakı çerçevesinde çok etkileyici, vurucu bir metaforla özetlemiyor mu?

Bahsettiğim bu "doğum ile ölüm arasındaki ezan ve namaz" benzetmesi, İslam geleneğinde aslında çok derin bir hakikate işaret eder: Doğduğumuzda okunan ezanın namazı, öldüğümüzde kılınan cenaze namazıdır. Yani aslında hayat, bir ezan ile bir namaz arası kadar kısadır.

Bu güzel ve derin düşünceye hem İslami öğreti hem de insani değerler açısından şöyle bir yorum getirebilirim:

1. "Vakit Dar, Heybe Temiz Olmalı" (İslami Öğreti ve Zühd)

İslam literatüründe dünyaya körü körüne bağlanmamaya, onun geçiciliğini bilerek yaşamaya "zühd" denir. Yukarıda belirttiğim gibi, musalla taşına yattığımızda yanımızda götürebileceğimiz hiçbir maddi güç, mal, mülk veya dünyevi unvan ("torpil") yoktur.

Kur'an-ı Kerim bu gerçeği Tekasür Suresi'nde çok net özetler: “Çoğaltma yarışı (mal, mülk, evlat ve güç yarışı) sizi o oyaladı ki, ta kabirlere varıncaya kadar.” İnsanın çıplak gelip çıplak gitmesi, aslında her yönüyle bir eşitlenme anıdır. O an tek geçer akçe, kalb-i selim (temiz bir kalp) ve Salih amellerdir.

2. İki Bez Arasındaki Köprü: Ahlak ve İyilik

Hayatın bu kadar kısa ve geçici olması, dünyadan tamamen el etek çekmek anlamına gelmez. Aksine, mademki sadece "ne yaptıysak onunla gidiyoruz", o zaman bu kısa süreyi en kaliteli şekilde değerlendirmek gerekir. İslam'ın özü de tam olarak budur: Ahlak.

Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurur: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”

Bahsettiğim iyilik, merhamet, vicdan, tevazu, hoşgörü ve sevgi gibi hasletler, sadece insani erdemler değil; İslam'ın ibadetlerle inşa etmek istediği asıl ruh yapısıdır. Merhamet etmeyene merhamet edilmeyeceği, komşusu açken tok yatanın olgun bir imana erişemeyeceği vizyonu, tam da bu dünyevi hırsları törpülemek içindir.

3. İnsanlara Bu Bilinci Nasıl Aktarmalıyız?

Günümüz dünyası insanı sürekli tüketmeye, daha fazlasına sahip olmaya, hırsa ve hıza teşvik ediyor. İnsanlara bu İslami öğretiyi ve bağlı olmama hissini (sekine ve kanaati) anlatırken şu yöntemleri öne çıkarmalıyız:

Söylemden ziyade eylemle (Lisan-ı Hal): İnsanlara sürekli "dünya yalan" demek yerine, tevazuyu ve paylaşmayı kendi hayatımızda yaşayarak göstermek en etkili tebliğdir.

Empati ve Ortak Acı/Mutluluk: Merhameti yaymak için insanları yetimlerle, ihtiyaç sahipleriyle ve doğayla buluşturmak, kalplerdeki katılığı yumuşatır.

Ölüm Bilinci (Zikr-i Mevt): Ölümü bir korku unsuru olarak değil; hayatı daha anlamlı, daha adil ve daha sevgi dolu yaşamak için bir "hizalama aracı" olarak sunmak gerekir. Çünkü ölümün farkında olan insan, kalp kırmaktan ve kul hakkı yemekten çekinir.

Özetleyecek olursam; yazıma başlarken getirdiğim yorum, insanı kibrinden ve hırslarından arındıracak güçte bir hakikat aynasıdır. İki bez parçası arasına sıkışmış bu kısa hayatı; hırsla kirletmek yerine iyilikle, sevgiyle ve ardımızda bırakacağımız güzel bir sadaka-i cariye (kalıcı iyilik) ile ilmek ilmek işlemek, hem bu dünyayı hem de ötesini güzelleştirmenin tek yoludur.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı