haberanaliz
Yalçın TOPÇU

Yalçın TOPÇU

Mail: yt@gmail.com

İslamsızlaştırma ve İnsansızlaştırma

Dünyanın egemen güçleri olan başta ABD, İngiltere ve AB ülkeleri; vicdanı ve aklı kaybetmiş bir hâlde, göstere göstere, açık seçik ve adeta bağıra çağıra Siyonistlerle kurdukları iş birliğiyle üçüncü dünya savaşının çıkması için ellerinden geleni yapmaktadır.

İslam beldelerinde her gün yüzlerce masum bebek, çocuk, kadın ve yaşlı sivil katledilmekte; bununla birlikte ekosistemimiz de geri dönülmez biçimde tahrip edilmektedir.

Batı medeniyetinin temsilcisi olan küresel emperyalistlerin açık desteğiyle sürdürülen Siyonist vahşet, Birleşmiş Milletler kararları hiçe sayılarak dünya tarihinin en hukuksuz ve en barbar dönemlerinden birini tüm insanlığa seyrettirmektedir. Gazze’de kefenlenmiş bebek bedenleri, bu zulmün en çarpıcı ve en sarsıcı sembolü hâline gelmiştir.

Derebeyi zihniyetine sahip sömürgeci medeniyet ile Siyonist ittifakın failleri, Gazze’de uyguladıkları orantısız vahşeti Tevrat’tan yaptıkları seçmeci alıntılarla meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Oysa insanlık, Batı medeniyetinin vahşetine yüzyıllardır şahittir.Kafkaslar’da, Asya’da, Uzak Asya’da, Amerika’da, Afrika’da, Balkanlar’da ve Ortadoğu’da işlenen sayısız soykırım, vicdan sahibi insanlığın hafızasında yerini almış, tarih tarafından kayda geçirilmiştir.

Afganistan, Bosna, Arakan, Keşmir, Irak, Suriye, Libya, Kafkaslar, Kırım, Ahıska, Gazze; ayrıca bizlere kapalı olan Uygur kardeşlerimizin yaşadığı Çin’in özerk bölgesinde, Somali ve Sudan’da yaşanan dram ve vahşetlerin temel müsebbibinin emperyalist Batı medeniyeti ve onun Siyonist ittifakı olduğu artık açık bir gerçektir.

Medeniyet coğrafyalarımızda önce “İslamsızlaştırma”, bugün ise doğrudan “insansızlaştırma” politikaları sistematik bir plan çerçevesinde yürütülmektedir. Bu süreç, Batı medeniyetinin küresel egemenleri ve Siyonist öncüler tarafından vahşice sürdürülmektedir.

Ülkeler sudan bahanelerle işgal edilmekte, halklar soykırıma maruz bırakılmakta, zulmün bin bir çeşidi sergilenmekte; ardından ülkelerin tüm maddi kaynakları sömürülmektedir. Tüm bunlar yapılırken de utanmadan “demokrasi” ve “insan hakları” yalanları dillendirilmektedir. Çünkü bu zihniyet için tek değer, yerin altında olanlardır: petrol, doğal gaz, altın, elmas ve diğer madenler.

Batı medeniyeti ve Siyonizm, para ve güç uğruna yapamayacağı hiçbir kötülük olmayan bir anlayışı temsil etmektedir. Yerin üzerindeki insan dâhil hiçbir canlının, hatta tüm ekosistemin onların nazarında hiçbir kıymeti yoktur. Bunun en bariz göstergesi de küresel ısınmadır. Dünyamızı, doymaz ve hayvani bir oburlukla yaşanmaz hâle getirmişlerdir.

Bununla birlikte bugün çok şükür ki, Batı medeniyetinin bu azgın iştahına karşı tüm toplumlar aynı şekilde suskun kalmamaktadır. Gazze’deki masum bebeklerin çığlığı, bazı vicdanlarda yankı bulmuş; Batı başkentleri protestolarla sarsılmaya başlamıştır. Batı medeniyeti ve Siyonist sapkınlığın hukuksuz ve ahlaksız ortaklığına karşı, kendiliğinden gelişen insani bir direniş ortaya çıkmıştır.

Aklıselim sahibi, vicdanı hür, gözü ve gönlü hâlâ insanlığa ait olan kitleler; dünyayı yok oluşa sürükleyecek bu vahşet ortamına karşı sesini yükseltmektedir.

Batı medeniyeti, kendisini derinden kuşatan Siyonist sapkınlıkla birlikte büyük bir uçuruma doğru sürüklenmektedir. Bu gerçeği fark eden bazı Batı ülkelerinde de karşıt seslerin yükseldiğini görmek mümkündür. Geleceklerini İslam’ın aydınlatıcı güneşiyle inşa etme umudu, bu çevrelerde giderek güç kazanmaktadır.

Evet, biz Müslümanız ve ümitvarız. Görünen odur ki önümüzdeki asır; nizam ve merhamet medeniyetini temsil eden Türk’ün asrı olacaktır. Bu asrın en gür sedası ise, inşallah İslam’ın sedası olacaktır.