MİLLİ SANAYİ MÜCADELEMİZİN ŞEHİDİ NURİ KİLLİGİL PAŞA
Milletlerin savaşarak cephede kazandığı bağımsızlık; ancak istikrarlı siyasi irade, askerî kararlılık, birlik ve beraberliğin temini, ekonomik ve yerli teknolojik gücün sağlanmasıyla ebedi olur.
Türk istiklâl tarihinin müstesna isimlerinden Şehid NURİ KİLLİGİL PAŞA bu gerçeği hem savaş meydanında hem de sanayi alanında hayatıyla ispat etmiş bir kahramandır.

“Şehîd-i Âlâ ve Gâzî-i Nâmdar” olarak anılan Enver Paşa’nın kardeşi, Kut’ül Amare Zaferi’nin fatihi Halil Kut Paşa’nın yeğeni olan Şehid NURİ KİLLİGİL PAŞA, askerî geleneği güçlü bir ailede yetişmiş; bu mirası yalnızca bir hatıra olarak değil, bir sorumluluk olarak taşımıştır.
Özellikle Kafkas İslâm Ordusu Komutanı olarak 1918’de Bakü’nün işgalden kurtarılmasında oynadığı rol, onu “BAKÜ FATİHİ” unvanıyla tarihe geçirmiştir.
NURİ KİLLİGİL PAŞA’nın askeri başarıları, Türk-İslam dünyasının kaderini etkileyen stratejik öneme haiz olmasının yanısıra, onu tarihimizde ayrıcalıklı kılan esas husus, istiklal ve istikbal mücadelesinin yerli ve millî savunma sanayi üretimiyle kaim olacağını idrak ederek, Türkiye’de ilk millî silah sanayii girişiminin canı pahasına öncüsü olup, 120 kişilik atölyesinde ürettiği silahları, İsrail’e savaşan Araplara, İngiliz’e karşı bağımsızlık mücadelesi veren Pakistan’a ve siyonizmin pençesindeki Filistin’e yollamasıydı.
Sütlüce’de kurduğu fabrikada üretilen ve kamuoyunda “Killigil tabancaları” olarak bilinen yerli üretim silahlar, Türkiye’nin ve İslam dünyasının, savunma alanında dışa bağımlılığını azaltma iradesinin somut bir göstergesiydi.
Onun bu çalışmaları, o dönemin şartları düşünüldüğünde son derece ileri görüşlü ve stratejik bir adım olduğu için de bu durum siyonist-emperyalist ittifakının da gözünden kaçmamış ve kendisi onların alçak suikastine hedef olmuştur.
2 MART 1949’da Sütlüce’de bulunan silah fabrikasında meydana gelen ve zamanın İstanbul Müftüsünün “Vücut tam olarak bulunamadığı için cenaze namazı kılınamaz” diye fetva verdiği menfur patlamanın olduğu günde yahudi işçilerin toptan işe gelmemiş olmaları da bu olayın sıradan bir iş kazası olmadığının açık delilidir.
MİLLİ SANAYİ MÜCADELEMİZİN ŞEHİDİ NURİ KİLLİGİL PAŞA’nın fabrikasıyla birlikte hayatını kaybetmesine neden olan bu dış merkezli alçak suikast, Türkiye’nin yerli silah üretimi konusundaki kararlılığının acı bedellerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.
Onun hayat çizgisine bakıldığında; Cephede vatan toprağını savunan irade ile savunma sanayinde millî üretimi inşa eden vizyon, aynı ruhun ürünü olarak açıkça görülmektedir.
Milli Savunma Sanayimizin öncüsü ŞEHİD NURİ KİLLİGİL PAŞA; her alanda tam bağımsızlığın ancak, milli savunma sanayisiyle mümkün olabileceğini canını feda ederek bizlere göstermiştir.
“Ağabeyimin (Enver Paşa) şehid olması kalbimi ne kadar sızlattıysa, Azerbaycan'ın istilası kalbimi ondan daha çok sızlattı. Ağabeyim bir faniydi. Fakat Azerbaycan'daki Türklük ebedidir. Keşke hayatımı kaybetseydim de Azerbaycan, Türklüğün dışında kalmasaydı” sözlerinin sahibi, Bakü Fatihi ve millî silah sanayiimizin öncüsü olan ve cenaze namazı 67 yıl sonra İstanbul’da kılınan
NURİ KİLLİGİL PAŞA’yı şehadetinin yıldönümünde saygı, rahmet ve şükranla anıyor, onun şahsında her alanda tam bağımsızlığımız uğrunda mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygıyla yad ediyoruz.
Bilmeliyiz ki bizlerin de nesil nesil milli savunma sanayimizi güçlendirerek, canımız pahasına korumamız gereken her alandaki tam bağımsızlığımızın bedeli şehidlerimizin kanlarıyla ödenerek bizlere teslim edilmiş kutsal bir emanettir.
Yalçın Topçu
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı




















