Pakistan'daki müzakereler
Pakistan'daki ateşkes müzakereleri hakkında konuşan ABD Başkanı Trump, "İran'la yoğun müzakere içindeyiz. Anlaşma yapsalar da yapmasalar da fark etmez, biz kazandık" dedi.
Oysa İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "İran'ın 10 maddelik önerisi Pakistan'a iletildi" dedi. İran Devlet Televizyonu'nda verilen haberde ise, "Hürmüz, savaş tazminatı ödenmesi, bölgede ateşkes kırmızıçizgimiz" dedi.
Trump ne yapmaya çalışıyor, İran’ın tavrı ne olacaktır, Ortadoğu da bundan sonraki süreç hakkında analizimdir:
Pakistan ve İran arasındaki diplomatik hareketlilik ile ABD Başkanı Trump’ın açıklamaları, 2026 yılının başından beri devam eden ve küresel enerji piyasalarını sarsan "İran Savaşı" sürecinde kritik bir dönüm noktasını işaret ediyor.
İslamabad'da gerçekleşen bu müzakereler ve tarafların tutumlarını şu şekilde analiz edilebilirim:
1. Trump Ne Yapmaya Çalışıyor? ("Biz Kazandık" Stratejisi)
Trump'ın "Anlaşma yapsalar da yapmasalar da biz kazandık" çıkışı, tipik bir "Maksimum Baskı" ve iç politika hamlesidir. Trump burada birkaç stratejik hedef güdüyor:
-Psikolojik Üstünlük: İran’ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla sıkışan küresel ekonomiye rağmen, askeri hedeflerine ulaştığını ve İran’ı masaya oturmaya zorladığını iddia ederek "zafer" ilan ediyor.
-Pazarlık Marjı: "Kazandık" diyerek, masadaki taviz taleplerini elinin tersiyle itiyor. İran’ın 10 maddelik önerisini "çalışılabilir bir zemin" olarak tanımlasa da, asıl amacının İran’ın nükleer programını tamamen bitirmek ve Hürmüz’ü kalıcı olarak açmak olduğunu biliyoruz.
-Seçmen Mesajı: ABD içindeki savaş karşıtı veya ekonomik kaygı duyan seçmenine "Durumu kontrol altına aldım" mesajı veriyor.
2. İran’ın Tavrı ve "Kırmızı Çizgileri"
İran, sahada askeri bir darbe almış olsa da diplomatik masada oldukça sert bir pazarlık yürütüyor. 10 maddelik önerisi aslında bir "teslimiyet" değil, bir "bölgesel denge" arayışıdır:
-Hürmüz ve Egemenlik: İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü bir "egemenlik hakkı" olarak görüyor. Boğazı açmak için ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesini veya en azından yaptırımların kalkmasını şart koşuyor.
-Tazminat Talebi: Savaşın yarattığı yıkım için "savaş tazminatı" talep etmesi, masada elini yüksek tutma çabasıdır. Bu, Batı için kabul edilmesi en zor maddelerden biridir.
-Bölgesel Vekiller (Lübnan ve Diğerleri): İran, sadece kendi sınırlarını değil, "Direniş Ekseni" dediği müttefiklerini (özellikle Lübnan Hizbullahı) de ateşkes kapsamına aldırmaya çalışıyor. Bu, İsrail'in operasyonlarını durdurmaya yönelik stratejik bir hamledir.
3. Ortadoğu’da Süreç Nasıl İlerliyor?
Şu anki tablo, "kırılgan bir ateşkes" ve "yüksek riskli bir diplomasi" tablosudur:
-Pakistan’ın Rolü: Pakistan, hem İran ile sınırı olması hem de Batı ile ilişkileri nedeniyle "ideal arabulucu" pozisyonunda. Ancak İslamabad’daki görüşmelerin başarısı, Washington ve Tahran arasındaki uçurumun ne kadar kapanacağına bağlı.
-Enerji Krizi: Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlik, petrol fiyatlarını istikrarsız tutmaya devam ediyor. Bu durum, Çin ve Hindistan gibi devleri de sürece dahil olmaya zorluyor.
-İsrail Faktörü: ABD ve İran masadayken, İsrail’in İran destekli gruplara yönelik operasyonları süreci her an sabote edebilir.
Özetleyecek olursam: Trump, İran’ı ekonomik ve askeri olarak köşeye sıkıştırdığına inanarak "oyunu bitirdik" havası yaratıyor. İran ise, elindeki "boğazı kapatma" ve "bölgesel kaos" kartlarını kullanarak bu sıkışmışlıktan en az zararla (ve hatta tazminatla) çıkmaya çalışıyor. Süreç, önümüzdeki iki hafta içinde ya kalıcı bir barış anlaşmasına ya da çok daha şiddetli bir çatışma dalgasına evrilecektir.
Ortadoğu'da taşlar yerinden oynamış durumda; artık sadece "kimin kimi vurduğu" değil, "kimin masada neyi kurtardığı" önem kazanıyor.
Baki Selam ve Dua ile.





















