Tarihin Çarkında Akıl, Vicdan ve Sağduyu: 4 Kasım’ın Bize Söyledikleri
Hayat, bazen hızla akan bir nehir gibi; bizi sürükleyen heyecanlar, anlık öfkeler, geçici hevesler ve dijital dünyanın gürültülü yankılarıyla dolu. Böyle bir çağda, durup soluklanmak, akıl süzgecinden geçirilmemiş sözlerin ve fevri kararların yıkıcı etkisini fark etmek her zamankinden daha hayati bir önem taşıyor. İşte tam da bu yüzden, her yıl 4 Kasım, takvim yapraklarında sade bir tarih olmaktan öte, insanlığa adeta bir "akıl ve vicdan freni" hatırlatması yapıyor: Sağduyu Günü.
Sağduyu: Aklın ve Vicdanın Ortak Paydası
Kariyer danışmanı ve motivasyon konuşmacısı Bud Bilanich tarafından 2007 yılında temelleri atılan ve 2015’ten bu yana kutlanan Sağduyu Günü, tarihin en büyük bilgelerinden ve nüktedanlarından biri olan aktör Will Rogers'ın doğum gününe ithafen seçilmiştir. Sağduyu; en yalın tanımıyla olayları doğru değerlendirme yeteneği, akılcı karar alma becerisi ve başkalarının duygularını anlama empatisidir.
Ancak bugün, özellikle dijital platformların ve sosyal medyanın yarattığı "hemen tepki verme" kültüründe, sağduyu en çok erozyona uğrayan değerlerimizden biridir. Duygusal dalgalanmaların, öfkenin veya aceleci yargıların esiri olduğumuzda; hakikat perdelenir, yanlış anlaşılmalar çoğalır ve toplumsal bağlar zedelenir.
Memleket, Millet ve Devlet Söz Konusu Olduğunda
Kıymetli gençler, sevgili kardeşlerim;
Bireysel hayatımızda sağduyuyu elden bırakmamak ne kadar önemliyse, söz konusu memleket, millet, devlet ve kamu çıkarı olduğunda bu sorumluluk bin kat daha artar. Çünkü kişisel kırgınlıklar telafi edilebilir; fakat toplumsal barışı, milli birliği ve devletin ali menfaatlerini zedeleyen fevri söylemler, yarınlarda onarılması güç yaralar açar.
Tarih bize, en zorlu dönemeçlerde bile başarıya giden yoldan önce "itidalin" (ölçülülüğün ve sağduyunun) geçtiğini göstermiştir. Bir toplumu ayakta tutan, farklı düşüncelere rağmen aynı vatan idealinde buluşabilme iradesidir. Kamu çıkarı, bireysel hırsların ve anlık popülarite kaygılarının çok ötesindedir. Bu yüzden konuşurken iki kez düşünmek, yazarken bir kez tartmak, eleştirirken yıkıcı değil yapıcı olmak; bu topraklara karşı en temel borcumuzdur.
4 Kasım’ın Tarihe Düşürdüğü Notlar: Kırılma Anları ve Sabır
4 Kasım tarihi, sadece Sağduyu Günü olmasıyla değil, insanlık tarihinin ve ülkemizin kaderini değiştiren pek çok önemli olaya ev sahipliği yapmasıyla da dikkat çekicidir. Bu olayların her biri, akıl, sabır ve stratejik düşüncenin tarihin akışını nasıl yönlendirdiğinin adeta birer kanıtıdır:
1515 - Diyarbekir Eyaleti’nin Kurulması: Bölgesel barışın, idari düzenin ve kalıcı istikrarın akılcı devlet politikalarıyla nasıl tesis edildiğine tarihten bir örnek.
1922 - Son Osmanlı Hükümetinin İstifası ve Takvim-i Vekayi’nin Kapanışı: Bir devrin kapanıp yeni bir doğuşun eşiğinde, millet iradesinin her şeyin üstünde tutulduğu tarihî bir dönüm noktası.
1922 - Tutankhamun’un Mezarının Keşfi: İngiliz arkeolog Howard Carter’ın yıllar süren sabrı, metaneti ve akılcı takibi sayesinde insanlık mirasına kazandırılan eşsiz bir hazine. Bilim ve keşif, ancak sabır ve sağduyu ile mümkündür.
1946 - UNESCO’nun Kurulması: Dünya barışının yalnızca silahlarla değil; eğitim, bilim ve kültür ortaklığında, yani akılcı ve evrensel değerlerle korunabileceğini gösteren küresel bir vizyon.
1950 - Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Bildirisi’ni İmzalaması: Ülkemizin evrensel hukuk, hak ve adalet standartlarına yönelik attığı akılcı ve ileri görüşlü adımlardan biri.
2008 - Barack Obama’nın ABD Başkanı Seçilmesi: Toplumsal değişim taleplerinin demokratik süreçler ve stratejik iletişimle nasıl sandığa yansıdığının modern bir örneği.
Gençlere Bir Çağrı: Akılla Düşünün, Vicdanla Hareket Edin
Değerli gençler,
Sizler bu ülkenin sadece bugünü değil, yarınlarısınız. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay, fakat doğru bilgiyi ve hakikati ayırt etmenin bu kadar zor olduğu başka bir dönem olmamıştır. Ekranlarda görülen her gürültüye kapılmak, öfkeyle kalkıp zararla oturmak sizlere yakışmaz.
Bugün, 4 Kasım vesilesiyle önünüze şu pusulayı koyun:
Hızlı öfkelenmeyin, derin düşünün. Olayların arkasındaki büyük resmi görmeye çalışın.
Sözlerinizi tartarak kurun. Dil, ya birleştirici bir köprüdür ya da yıkıcı bir silahtır; tercihiniz hep köprü kurmaktan yana olsun.
Devletinize, milletinize ve kamu yararına sahip çıkın. Bireysel çıkarların ötesinde, bu ortak vatanın huzurunun her şeyden kıymetli olduğunu unutmayın.
Unutmayın ki; en büyük güç, en yüksek sesle bağıranların değil; aklını selimle kullananların, sabredenlerin ve sağduyuyu elden bırakmayanlarındır. Tarih, akıl ve vicdanla yazılır; onu güzelleştirecek olan da sizin sağduyulu duruşunuzdur.
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Kişisel instağram sayfam:
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:
https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d
haberanaliz Facebook gurubu:
https://www.facebook.com/groups/haberanaliz.net
haberanaliz X hesabı:





















