haberanaliz
Gören VAR

Gören VAR

Mail: gorenvar@gmail.com

TÜRKİYE VE KIBRIS

Kıbrıs meselesi, yarım asrı devirmiş bir "düğüm" olarak hem Türkiye’nin hem de Doğu Akdeniz’in jeopolitik kaderini etkileyen en karmaşık dosyalardan biri. Sadece Türkiye tarafından tanınan KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti), uluslararası platformlarda ciddi bir izolasyonla karşı karşıya. Bu meselenin "kökten" bir çözümü için masadaki senaryoları ve çözümün önündeki gerçek engelleri şu şekilde analiz edebilirim:

1. Paradigma Değişimi: Federasyondan İki Devletli Çözüme: Yıllardır süren Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri, "İki Kesimli, İki Toplumlu Federasyon" üzerine kuruluydu. Ancak 2004 Annan Planı’nın Rum tarafınca reddedilmesi ve 2017 Crans-Montana görüşmelerinin çökmesi, bu modelin tükendiğini gösterdi.

Yeni Strateji: Türkiye ve KKTC şu an "Egemen Eşitlik" temelinde iki devletli bir çözümü savunuyor. Yani "Önce devletimizi tanıyın, sonra iş birliğini konuşalım" deniliyor.

Kökten Çözüm Mü? Eğer uluslararası toplum (özellikle Türk Devletleri Teşkilatı gibi yapılar) kademeli bir tanıma sürecine girerse, bu durum statükoyu kalıcı olarak değiştirebilir.

2. Enerji Denklemi (Mavi Vatan): Kıbrıs artık sadece bir toprak meselesi değil, devasa bir enerji meselesi. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yatakları, çözümü zorunlu kılan en büyük motivasyon kaynağı.

Kökten Çözüm: Kıbrıs Türk halkının adanın doğal kaynakları üzerindeki hakkının tescil edilmesi. Eğer Rum tarafı ve AB, enerjinin Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’nin ve KKTC’nin "baypas" edilemeyeceğini anlarsa, ekonomik bir iş birliği siyasi çözümü tetikleyebilir.

3. Garantörlük ve Güvenlik: Kıbrıs Türkleri için 1963-1974 arası yaşanan acılar, Türkiye’nin askeri varlığını bir "kırmızı çizgi" haline getiriyor.

Engel: AB ve Yunanistan, Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesini istiyor.

Çözüm: Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sulandırılmadığı, ancak güvenlik endişelerinin modern teknoloji ve anlaşmalarla her iki taraf için de minimize edildiği bir model.

4. Uluslararası "Oyunlar" ve Engeller: "Oyunlar" genellikle adanın tek taraflı olarak AB’ye alınmasıyla (2004) başladı. Bu, Rum tarafına her türlü uzlaşmayı reddetme gücü verdi.

Önemli Not: Uluslararası hukukta bir devletin tanınması sadece siyasi bir irade değil, aynı zamanda küresel dengelerle ilgilidir. Şu an Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki değişimler, Türkiye’nin elini jeopolitik olarak güçlendiriyor.

Kökten Çözümün Formülü Ne Olabilir?

Kökten bir çözüm, muhtemelen "Tayvan Modeli" benzeri bir ekonomik tanınma ile başlayıp, Türkiye’nin bölgedeki gücüyle birleşen bir "Kazan-Kazan" anlaşmasıyla mümkün olabilir:

KKTC’nin statüsünün yükseltilmesi: Doğrudan ticaret ve uçuşların başlamasıyla izolasyonun kırılması.

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşmaları

Türkiye’nin bölgedeki diğer aktörlerle (Mısır, İsrail vb.) anlaşarak Rum kesimini yalnızlaştırması.

Maraş Açılımı: Kapalı Maraş’ın mülkiyet hakları gözetilerek açılması, adadaki statükoyu fiilen değiştiren en somut adımlardan biridir.

Özetle: Kökten çözüm artık masada rica ederek değil, sahada yeni gerçeklikler (Mavi Vatan, İHA/SİHA üsleri, Maraş açılımı) yaratarak şekilleniyor.

Bence, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üzerinden yürütülen strateji çok akıllıca bir "ilk adım" ama tek başına Batı’nın kemikleşmiş direncini kırmaya yetmez. Ancak bu, oyunun kurallarını değiştiren bir "dolaylı kuşatma" taktiğidir.

Nedenlerini ve olması gerekeni gerçekçi bir dille analiz edeyim:

1. Batı'nın "Tanıma" Korkusu: Batı (özellikle AB ve ABD), KKTC’nin tanınmasını sadece Kıbrıs meselesi olarak görmüyor. Eğer KKTC resmen tanınırsa, bu durumun dünyadaki diğer ayrılıkçı hareketler (Katalonya, İskoçya, hatta Tayvan) için bir emsal teşkil etmesinden korkuyorlar. Bu yüzden dirençleri sadece Rum tarafını sevdikleri için değil, kendi sistemlerini korumak içindir.

2. TDT Stratejisinin Gücü: TDT (Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan), Batı'ya şu mesajı veriyor: "Kıbrıs Türkleri yalnız değil, arkasında devasa bir Türk dünyası bloğu var."

Psikolojik Üstünlük: KKTC'nin TDT'ye "Gözlemci Üye" olması, izolasyon duvarında açılan en büyük gediktir.

Kademeli Tanıma: Önce ticari anlaşmalar, sonra ortak spor organizasyonları, ardından pasaport tanıma ve en sonunda diplomatik temsil... Bu "alıştırma" stratejisi Batı'nın elindeki "meşruiyet" kartını zayıflatıyor.

3. Asıl "Kökten Çözüm" Nerede?: Bence kökten çözüm TDT'den ziyade, Doğu Akdeniz’deki enerji denkleminde saklı.

-Batı, Rus gazına alternatif ararken Türkiye ve Kıbrıs'ı görmezden gelemez.

-Eğer Türkiye, bölgedeki aktörlerle (Mısır ve İsrail gibi) deniz yetki alanları konusunda anlaşırsa, Rum tarafı adada bir "ada hapsine" mahkûm olur.

Şahsi Görüşüm: Kökten çözüm, "KKTC'nin tanınması" kadar, "KKTC'nin tanınmamasının dünyaya maliyetinin artırılması" ile ilgilidir. Türkiye; askeri gücüyle, Mavi Vatan stratejisiyle ve TDT desteğiyle bu maliyeti her geçen gün artırıyor. Batı, bir noktada şuna karar vermek zorunda kalacak: "Hiçbir çözüm üretmeyen Rum tarafını şımartmaya devam mı edeceğiz, yoksa Türkiye gibi dev bir müttefiki ve enerji yollarını mı seçeceğiz?"

Sonuç olarak: TDT hamlesi, Türkiye'nin elindeki çok güçlü bir kozdur ama bu maçın sonucu sahadaki (denizdeki ve enerjideki) son hamleyle belirlenecektir. Statüko artık sürdürülebilir değil; dünya "eski Kıbrıs" modelinin öldüğünü yavaş yavaş kabul etmek zorunda kalacak.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ