Ülkemizde Madencilik Meselesi
Sektörün yaşadığı sıkıntılar, sorunlar, bu sektördeki iş kazaları, gücükler, patlamalar, zehirlenmeler hiç bitmiyor. En son, Zonguldak'ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki özel bir maden ocağında meydana gelen patlamada 3 can kaybı yaşadık.
Bizim ne yapmamız lazım? Devlet olarak, İlgili kurum kuruluşlar ve meslek örgütleri olarak, STK lar olarak, vatandaşlar olarak nasıl bir yol izlemeliyiz ki, bu faciaları yaşamayalım, bu ölümler olmasın, sektördeki sorunları nasıl çözelim ve bu sorunların üstesinden gelelim.
Bu konuda daha önce yazdığım köşe yazımdan sadece birisi:
https://www.haberanaliz.net/makale/madencilik-sorun-ve-cozumu-4238
Türkiye'de madencilik sektöründe yaşanan acı olaylar, can kayıpları ve iş kazaları ne yazık ki ülkenin en derin ve kronikleşmiş yaralarından biridir. Zonguldak Kilimli'deki (Gelik) son patlama ve benzeri facialar, sorunun sadece teknik değil; denetim, zihniyet, politika ve kurumsal kapasiteyle ilgili çok boyutlu bir yapıda olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Bu trajedilerin son bulması ve madenciliğin güvenli, sürdürülebilir bir sektöre dönüşmesi için tüm paydaşların üstüne düşen sorumluluklar ve izlenmesi gereken stratejik yol haritası şu şekildedir:
Devlet ve Yürütme Organları Ne Yapmalı?
Etkin ve Bağımsız Denetim: Maden denetimleri sadece kâğıt üstünde kalmamalıdır. Denetim mekanizmaları siyasi ve ekonomik baskılardan arındırılmalı, bağımsız, liyakatli ve teknik donanımı tam uzmanlarca yapılmalıdır. Denetimden kaçan veya kurallara uymayan ruhsat sahiplerine caydırıcı cezalar (ruhsat iptali, hapis cezaları vb.) eksiksiz uygulanmalıdır.
Mevzuatın Tavizsiz Uygulanması: İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) yasaları uluslararası standartlara (ILO normlarına) tam uyumlu hale getirilmeli ve esnetilmeden uygulanmalıdır. Özellikle kaçak ve ruhsatsız ocaklarla (kaçak ocak ekonomisiyle) mücadele sıfır toleransla yürütülmelidir.
Ruhsatlandırma ve Özelleştirme Politikalarının Gözden Geçirilmesi: Maden ruhsatları verilirken şirketlerin mali yeterliliğinden ziyade teknik altyapısı, iş güvenliği geçmişi ve uzman kadrosu öncelikli kriter olmalıdır. Denetimsiz taşeronlaşma modellerine son verilmelidir.
İlgili Kurum, Kuruluşlar ve Madencilik Şirketleri Ne Yapmalı?
"Önce İnsan, Önce Güvenlik" Anlayışı: Şirketler kâr ve maliyet odaklı üretim baskısından vazgeçmelidir. Üretim zorlamaları, iş güvenliği önlemlerinin önüne asla geçmemelidir.
Teknolojik Yatırımlar: Grizu patlamalarını, göçükleri ve havalandırma yetersizliklerini önleyen erken uyarı sensörleri, otomasyon sistemleri ve modern havalandırma teknolojileri tüm ocaklarda zorunlu hale getirilmeli ve entegre edilmelidir.
Eğitim ve Liyakat: İşe alınan her madenciye kapsamlı İSG eğitimi verilmeli, deneyimsiz işçiler riskli alanlarda çalıştırılmamalıdır. İşletme başmühendisleri ve nezaretçi mühendislerin yasal güvenceleri artırılmalı, işini yaptığı için işten çıkarılma korkusu yaşamamalıdırlar.
Meslek Örgütleri ve STK’lar Nasıl Bir Rol Üstlenmeli?
Bilimsel ve Teknik Rehberlik: TMMOB (Mühendisler ve Mimarlar Odası Birliği) gibi ilgili meslek örgütlerinin (özellikle Maden Mühendisleri Odası) raporları ve uyarıları dikkate alınmalı, odaların denetim süreçlerine aktif katılımı sağlanmalıdır.
Toplumsal Farkındalık ve Hak Arama: STK'lar, işçi sendikaları ve meslek örgütleri madencilerin haklarını koruma, güvencesiz çalışma koşullarına karşı ses çıkarma ve kamuoyunda sürekli bir bilinç oluşturma konusunda daha baskı unsuru olmalıdır. Sendikalar, üretim baskısına karşı işçinin yanında güçlü birer kalkan olmalıdır.
Vatandaş ve Toplum Olarak Biz Ne Yapmalıyız?
Takipçi ve Talepkâr Olmak: Toplum olarak bu faciaların "kader" veya "fıtrat" olarak kabul edilmesine karşı çıkmalıyız. Siyasi iradeden, işverenlerden ve yerel yöneticilerden sürekli olarak hesap sormalı, güvenli çalışma koşullarının takipçisi olmalıyız.
Emek Dayanışması: Madencilerin ailelerine sahip çıkmak, kaçak ocakların varlığına göz yummamak ve bu sektörden gelen ürünlerin/enerjinin hangi insanî maliyetle üretildiğinin farkında olmak toplumsal bir duyarlılıktır.
Özetlersem, Madencilik, dünyanın her yerinde riskli bir meslektir; ancak gelişmiş ülkelerde bu riskler bilim, teknoloji ve sıkı denetimlerle yönetilerek sıfıra yakın kazalarla yürütülmektedir. Türkiye'nin de bu acıları artık "fıtrat" olarak kabul etmek yerine, akıl, bilim, liyakat ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bu sektörü yeniden yapılandırmaktan başka çaresi yoktur. Her can kaybı, önlenebilir bir ihmalin sonucudur.
Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.
Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..
HUBBÜL VATAN MİNEL İMAN.
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)
Kişisel instağram sayfam:
https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/
WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:
https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d
haberanaliz Facebook gurubu:
https://www.facebook.com/groups/haberanaliz.net
haberanaliz X hesabı:




















