Dr. Gergerlioğlu seslendi

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Dr. Gergerlioğlu seslendi
Dr. Gergerlioğlu: Yıllar sonra kitaplarda bu dönem: “Devlet Görevlilerince Güpegündüz İnsan Kaçırıldığı, Millet İradesinin ve Anayasanın Yok Sayıldığı Adaletsiz Karanlık Bir Dönem” diye anlatılacak!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu Basın Toplantısında Gündemi Değerlendirdi.

Bugün 26 Haziran İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü ve halen Türkiye’de insanlar kaçırılıyor işkence ediliyor ama hesabı sorulmuyor!

Türkiye’de insan hakları alanında büyük vahim hadiseler yaşanıyor. İnsanlar kaçırılıyor işkence ediliyor, kötü muamele yapılıyor ve bunların hesabı sorulmuyor. Biz OHAL Döneminde insan hakları savunucuları olarak gittikçe artan insan kaçırma olaylarını, işkence vakalarını ve kötü muameleleri yakından takip ettik. Bunları sürekli İçişleri Bakanlığına bildirdik ve maalesef hiçbir cevap alamadık. Cevap vermek istemeyen bir İçişleri Bakanlığı ile karşı karşıyayız. Onlarca soru önergemizi verdik ve işkence vakaları ile ilgili kaçırılma vakaları ile ilgili tek bir cevap alamadık ama onlar istediği kadar cevap vermesin gerçekler kapatılamıyor! Güneş balçıkla sıvanamıyor! Bakın size son derece önemli bir vakayı anlatacağım.

2019 yılında 7 kişi kaçırıldı HTS kayıtları, MOBESE kayıtları incelenmedi ve gerekenler yapılmadı!

2019 yılında Türkiye’de 7 kişi kaçırıldı. OHAL Döneminde 28 kişi kaçırılmış oldu şu ana kadar ve bunlardan 7’si 2019 yılında kaçırılmıştı ve biz bu vakaları bildirmiştik. Soru önergeleri vermiştik, peşine düşülmesi gerektiğini bildirmiştik. Aileler, avukatlar, ulusal mekanizmalara başvurduk, emniyete, savcılığa ve fakat bu konuda herhangi bir gelişme olmadı. Bir adım atılmadı. HTS kayıtları, MOBESE kayıtları incelenmedi ve gerekenler yapılmadı ama gerçekler istemeseler de ortaya çıkıyor! Bakın 2019’da kaçırılan 7 kişiden 6’sı ortaya nerede çıktı? Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde ortaya çıktı. Bu insanlar güya sağda, solda bulunmuş görüntüsü verilerek Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltına alınmış gibi ortaya çıkarıldılar ve ardından ne oldu? Bunlardan 5’i herhangi bir şey konuşmak istemedi. Ortalıkta olmadığı, bizim kaçırıldıklarını tahmin ettiğimiz dönem için tek bir kelam etmemeye çalıştılar ve kendi özel avukatlarını tutmak istemediler. Kendilerine dayatılan bir avukatı tutarak yollarına devam ettiler, eşlerine bile ne olduğunu anlatmak istemediler ama kayboldukları 6 ay boyunca 25-30 kilo zayıfladıkları, tenlerinin anlaşılan güneş görmemekten bembeyaz olduğu ve son derece önemli bir değişim geçirdikleri ortadaydı.

Gökhan Türkmen çıktığı ilk mahkemede polisler tarafından kaçırıldığını ve işkence edildiğini anlattı!

Kaçırılan 7 kişiden 6’sı Ankara Emniyet Müdürlüğünde ortaya çıktı 5’i bir şey konuşmak istemedi ama birisi konuştu. Gökhan Türkmen çıktığı ilk mahkemede kaçırıldığı aylar boyunca ki o 9 ay boyunca kaçırılmıştı. Polis yelekli kişiler tarafından kaçırıldığını, elleri ve ayakları kelepçelenerek ağır işkencelere maruz kaldığını ve bunun hesabının sorulması gerektiğini söyledi ve mahkemede önceden kendisine dayatılan avukatı azletti: “Sen zaten benim avukatım olamazsın, seni reddediyorum.” dedi ve gördüğü işkenceler dolayısıyla suç duyurusunda bulundu.

Kaçırılan Yasin Ugan’da konuştu! “Ankara Çamlık Mahallesi’nde ki evinden polisler tarafından kaçırıldığını elleri, ayakları kelepçelenip 6 ay boyunca başına çuval geçirilip ağır işkencelere maruz kaldığını” söyledi!

Ortaya çıkan 5 kişiden gerçekleri açıklamaya yanaşmayan Yasin Ugan isimli kişi uzun müddet sustu ama 2 gün önce Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde çok çarpıcı bir ifade verdi değerli basın mensupları ve kamuoyu. Yasin Ugan ifadesinde;13 Şubat tarihinde Ankara Çamlık Mahallesi’nde ki evinden polisler tarafından kaçırıldığını söyledi ve bir yere götürülüp elleri, ayakları kelepçelenip 6 ay boyunca başına çuval geçirilip ağır işkencelere maruz kaldığını söyledi, vücudunun mosmor olduğunu söyledi ve müthiş derecede zayıfladığını söyledi. 6 ay boyunca bu kişi 3 kez kendisine banyo yapılmasına müsaade edildiğini, gayri insani şartlarda çok kötü bir şekilde hayata tutunmaya çalıştığını anlattı. Bu işkenceciler hakkında suç duyurusunda bulundu. Ankara 34. Mahkeme Hakimi; “Bu konuda işlem yapacağını, suç duyurusunda bulunacağını” söyledi ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na konuyu iletti. Değerli arkadaşlar Güneş balçıkla sıvanmaz! Biz uzun süredir Türkiye’de insanların kaçırıldığını ve birtakım işkencelere uğradığını söylüyorduk ve bunlar örtülmeye çalışılıyordu, işte gerçekler ortaya çıkıyor. İstediğiniz kadar işkenceyi örtbas etmeye çalışın, işkence bir gün ortaya çıkar çünkü işkence insanlık suçudur. İşkence zaman aşımına uğramaz!

1990’ların beyaz Torosları yerine şu anda siyah Transporterlar almış durumdadır.

Siyah Transporterlar ile insanlar kaçırılmakta, güpegündüz veya gece herkesin ortasında kaçırılmakta, bir yere götürülüp aylarca tutulmakta ve ne yapıldığı bilinmemekte resmi yetkililer cevap vermemekte, herhangi bir araştırma yapılmamaktadır. MOBESE kayıtları, HTS kayıtları incelenmemektedir. Bu kabul edilebilecek bir hadise değil. Değerli arkadaşlar biz Yasin Ugan ve beraber kaçırıldığı iddia edilen Özgür Kaya’nın 13 Şubat günü Ankara Altındağ İlçesi Çamlık Mahallesi’nden kaçırıldığını söylemiştik. Çünkü o mahalleye gittiğimizde bu kişinin evinin 13 Şubat günü 50-60 kişilik bir polis ekibi tarafından sarıldığını ve 4-5 saat bu evde arama yapıldığı ve Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın başlarına çuval geçirmek suretiyle polis tarafından götürüldüğünü beyan etmiştik. Biz bunu söylediğimizde, bunu araştırılması gerektiğini söylediğimiz İçişleri Bakan Yardımcısı bu konuyu lakayt bir şekilde karşılayarak: “Bizim bu olaydan haberimiz yok, bizde bu kişileri arıyoruz.” demişti. Tüm mahalle sakinleri bana 13 Şubat günü 50-60 kişilik bir polis ekibinin bu kişiyi alıp götürdüğünü anlatıyordu. Apaçık bir şekilde gerçekler örtbas edilmeye çalışılıyordu, kabul edilecek bir hadise yok ortada. Sonrasında biz bu kişiyi defalarca sorduk Birleşmiş Milletler ve AİHM defalarca bu kaçırılan 6 kişiyi sordu ama bir cevap alınamadı, bir cevap verilemedi aniden böyle ortaya çıktılar ve bunlardan bu 6 kişiden 2’si işkence gördüğünü söyledi ama kaçırılan 7. kişi 11 ay olmasına rağmen ortada yok.

Yusuf Bilge Tunç 6 Ağustos’ta kaçırıldı. Yusuf Bilge Tunç 6 Ağustos’tan beri ortada yok arkadaşlar.

Aynı çerçeve dahilinde kaçırıldığı düşünülüyor. Yusuf Bilge Tunç’un Ankara GİMAT’ta bir anda ortadan kaybolduğunu görüyoruz,arabası meskun bir yere bırakılmış ve anahtarı ve ruhsatı alınarak bir anda Yusuf Bilge Tunç ortadan kaybolmuş. Ailenin 11 aydır Yusuf Bilge Tunç’tan haberi yok. Ailesi çok büyük bir tedirginlik ve üzüntü yaşıyor. “Bir ruh gibi yaşıyoruz, perişanız” diyorlar. Defalarca belki yüzlerce defa bu konuyu basın toplantılarımda, genel kurulda dile getirdim yine cevap veren yok. Resmi yetkililer niye, neden bu gerçeklerin üstünü örtmeye çalışıyor? Türkiye’de neler dönüyor? Bir hukuk devleti olduğu iddia edilen Türkiye’de insanlar kaçırılıyor ve resmi yetkililer bu olayın üzerini kapatmaya çalışıyor. Bu olacak bir şey değil ama apaçık gerçekler ortada. Yusuf Bilge Tunç bakın kaçırıldıktan sonra 11 ay geçmiş ve size şok edici gerçekleri açıklayacağım. 11 ay geçmiş aile ilk gün emniyete ve savcılığa başvurmasına rağmen MOBESE kayıtları araştırması yapılmamış bu 1. 2.’si telefon HTS kayıt araştırması 10 ay sonra BTK’ya yazılmış, orasının araştırması bekleniyor, düşünün bu adam 11 aydır ortada yok. 3.’sü kaybolan kişinin arabası için olay günü bir olay yeri araştırma isteniyor polisten. Polisin böyle bir şey yaptığı yok, 6 ay sonra bu araba araştırılıyor, 6 ay sonra artık umudunu kesen aile bu arabayı çoktan yıkatmış, temizletmiş durumda olduğu için arabada herhangi bir iz de çıkmıyor. Değerli arkadaşlar ben bir milletvekili olarak bu kadar gayri ciddiliği, bu kadar gerçekleri örtbas etme gayretini kabul edemiyorum. Bu bir rezalattir, bu bir skandaldır, Türkiye’de insanlar kaçırılmakta, Türkiye’de insanlar kaçırılarak gizli yerlere sokulmakta oralarda işkence edilmekte, gayri insani muameleler yapılmakta ve İçişleri Bakanlığı bu konuda tek bir açıklama yapmamaktadır. Utanç verici bir haldir bu. İşte bakın insanların ifadeleri ortadadır. Güpegündüz tüm mahalle sakinlerinin ortasında kaçırılan kişiler için İçişleri Bakanlığı bizim öyle bir şeyden haberimiz yok açıklaması yapmaktadır ve tüm inandırıcılığını kaybetmektedir, bunu net bir şekilde söyleyeyim ve bu gerçeği Türkiye kamuoyunun gündemine sunuyorum, benim için 2019’un en önemli olayı insanların kaçırılmasıydı ve Türkiye kamuoyu içinde böyle olması gerekiyordu ve bundan sonrası için de Türkiye kamuoyunun bu konuya dikkat kesilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınlara, çocuklu annelere, hamile annelere, bebekli annelere zulmediliyor.

Değerli arkadaşlar bir başka konumuza geçiyoruz bakın Türkiye Cumhuriyeti’nde acımasızca işler yapılıyor. Kadınlara, çocuklu annelere, hamile annelere, bebekli annelere zulmediliyor. Son çıkan yasaya göre hamilelik döneminde ve 18 aylık bebeği olana kadar kadınların tutuklanamayacağı ifadesini biz yasa olarak çıkardık. Bakın çok nettir, öncesinde 6 aya kadardı bunu yeterli bulmadık 18 aylık bebeği olan kadının tutuklanmaması, adli kontrol ile takip edilmesi gerektiğini yasa olarak çıkardık ama bunu mahkemeler uygulamıyor arkadaşlar. Mahkemeler uygulamıyor! Türkiye inanılmaz bir polis devleti haline gelmiş. Birilerinin emriyle hakimler hukuk dışı kararlar alıyor. Bakın son günlere yansıyan vakalardan size örnekler vermek istiyorum. Son derece önemlidir bunlar ve bakın binlerce vaka oluyor OHAL Döneminde binlerce kadın cezaevlerinde çocukları ile karınlarındaki bebekleri ile lohusa halleriyle büyük bir perişanlık yaşadılar bunlar kabul edilecek hadiseler değil bakın ben size bazı vakalardan örnekler sunmak isterim değerli arkadaşlar.

Sehat Sarı, Sehat Sarı Aksaray’da tutuklu 5 aylık hamile ve bir yaşındaki çocuk annesi. Aslında 18 aylık bebeği olana kadar tutuklanmaması en fazla adli kontrol verilmesi gerekiyordu ama karnında 5 aylık bebeği ve yanında 1 yaşındaki çocuğu ile tutuklandı arkadaşlar.

Ümmiye Kara 2 çocuk annesi,7 aylık hamile kadın Ankara Sincan Hapishanesi’nde mazlumen yatıyor ve her an düşük tehlikesi yaşıyor bu kadınlar! Bu bebekler ölürse bunların başına bir şey gelirse,yasayı çiğneyen hakimler bundan suçludur ve biz bu hakimleri Hakimler Savcılar Kurulu’na şikayet ettik arkadaşlar. Kimsenin yanına bu hukuksuzluklar kalmayacak herkes de bunu bilsin lütfen.

Yasemin Baltacı Çorlu’dan Mersin’e götürülerek gözaltına alındı, 9 ve 19 aylık çocukları ile kamuoyu büyük tepki gösterdi ve sonunda tutuklanmadı, Allah’a şükürler olsun ve serbest bırakıldı.

Yasemin Çetinkaya’nın 6 yaşında kalbi delik bir çocuğu olmasına rağmen,10 aylık bebeği olmasına rağmen Diyarbakır’da tutuklandı son derece zor bir durumdaydı,Yasemin Çetinkaya çok büyük zorluklar yaşıyordu ve bunu biz takip ettik,aynı zamanda Yasemin Çetinkaya tutuklanan milletvekilimiz Leyla Güven’in yanındaki koğuştaydı ve Leyla Güven arkadaşımız cezaevinden çıktıktan sonra yan koğuşunda bulunan bu anne için acilen herkesin harekete geçmesi gerektiğini, Yasemin Çetinkaya’nın 10 aylık bebeği ve 6 yaşında hasta bir çocuğu olduğunu, onlardan ayrı kaldığını, cezaevine konulduğunu, cezaevinde Korona Virüs enfeksiyonuna yakalanıp hastaneye yatırıldığını, çocuklarının Konya’ya götürüldüğünü bildirdi ve biz de bunu kamuoyuna bildirdik değerli arkadaşlar, avukatı ile de görüşüyoruz takip ediyoruz, kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.

Eylem Oyunlu, 2 çocuğu var. Birisi 2 yaşında şu annenin halini görüyorsunuz,çocuklar onu çekiştiriyor bir yerinden tutmaya çalışıyor,kucağında da 10 günlük bebek var bakın,utanç verici hallerdir bu haller ve bu kadın tutuklandı,saçma sapan gerekçelerle tutuksuz yargılanabilecekken tutuklu olarak yargılanıyor lohusa bir kadın,kucağında 10 günlük bebek 2 yaşındaki diğer bebeği onun yanında ayrılamıyor ve bu kadın tutuklanıyor,çok zor durumda cezaevine konmuş durumda.

Emine Örnek 4 aylık bebeği ile tutuklandı arkadaşlar. Emine Örnek 4 aylık bebeği ile tutuklandı. Emine Örnek’in şu anda mahkemesi vardı ve taçok şükür tahliye oldu. Bugün mahkemesi vardı Emine Örnek’in 4 aylık bebeği 2-3 haftadır evde ağlıyor, anne sütünden mahrum babası onu biberon ile beslemeye çalışıyor çok zor durumda, anne cezaevinde çok kötü şartlardan dolayı bebeği yanına alamıyordu, bebek anne sütünden kesilmek üzere biberon ile ancak besleniyor babası zor zapt ediyordu. İstanbul 36. Ağır Ceza Bakırköy Cezaevi’nde ki Emine Örnek’i tahliye ederek çok doğru bir karar verdi. Bu skandalı da bitirdi. Bunlar kabul edilecek hadiseler değil, bunları biz kesinlikle kabul edemiyoruz ve sizlere duyuruyoruz, milletvekilliği hayatım boyunca hamile kadınlar, çocuklu anneler lohusa anneler bunları çok gündem ettim. Çünkü bunlar, birilerinin düşman ilan ettiği ve sivil ölüm yaşattığı vatandaşlar ve her türlü hukuksuzluğun mübah kabul edilebildiği haller olarak kayıtlara geçen durumlar biz bunları kesinlikle kabul etmiyoruz.

Her gün bir aile dramı yaşanıyor bakın. Her gün anne baba mahpusluklar yaşanıyor. Neslimizi mahvedecek hadiseler yaşanıyor.

Selim ve Fatma Çevik çifti bir iftiracı yüzünden 4 yıldır Mardin Cezaevi’nde,dosyaları hala Yargıtay’da karar verilmiyor, çocukları Ekrem ve Halim’e teyzeleri bakıyor ve bu aile perişan durumda arkadaşlar.

Bakın şu fotoğraflar bir anaokulunda çekilmedi arkadaşlar. İzmir Şakran Cezaevi’nde çekildi ve orada birçok koğuşun hali bu 12 kadın,12 tane çocuk bazı koğuşlarda. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın bu infaz indirim yasasını bugün görüşülmekte bunu mutlak surette iptal etmesi lazım. İnfaz indirim yasası ile Alaattin Çakıcı’lar dışarı çıktı, çocuklu anneli kadınlar cezaevlerinde kaldı. Bu bebekler, bu çocuklar cezaevinde kaldı. Sırf siyasi mahpuslar oldukları için cezaevinde kaldılar değerli arkadaşlar. Bu kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Anayasa Mahkemesi aile birliği bütünlüğünün bozulmasını sağlayan bu durumu bu yasayı bir an önce iptal etmelidir. Bu çocukların hepsinin silme psikolojileri bozuk, perişan durumda, ailelerinin birliği bütünlüğü bozulmuş durumda ve bu insanlar tutuksuz yargılanabilir ve evde hapis ile cezalarını çekebilirler en fazla.

Gözaltına alınırken okula göndermek üzere olduğum 2 çocuğumdan büyüğüne “Yavrum sen okula git, ben gelirim demiştim. 3 yıldır cezaevindeyim.” Diyor bir anne. oğlum :'Annem, bana yalan söyledi, ona kızgınım.' deyip duruyormuş, eşim de tutuklu, ne yapacağım, af da çıkmadı perişan bir durumdayız." diyor bir anne. Düşünebiliyor musunuz? Böyle binlerce anne var. Sen okula git ben gelirim deyip akşam cezaevine giden, eve çocuğu geldiğinde annesini bulamayan binlerce aile var ve büyük perişanlık yaşanıyor.

 

Yine Mehmet-Kıymet Tavas çifti tutuklandı. “Bu çocuklar sabah uyandıklarında dışarı çıkıp ağlıyorlar. Anne ve babalarını arıyorlar. Çocuklar ‘Annemiz nerede?’ diye soruyor. Biz de hastaneye gittiler diye avutuyoruz çocukları. "diyor yakınları.

 

Hatice Aydın 2,5 aylık hamileyken tutuklandı düşük tehlikesi geçirdi ve son anda insafa gelen bir hakim tarafından tahliye edildi, OHAL Döneminde hamile olduğu halde tutuklanarak düşük yapan en az 3 kadın oldu ve anlaşılan olmaya devam edecek. Geçtiğimiz günlerde Hatice Aydın düşük tehlikesi geçirmesine rağmen tutuklanmıştı ve insafa gelen bir hakim sonunda bırakmıştı ve biz diğer kadınlarında böyle bırakılmasını istiyoruz.

 

Sultan Alan 5,5 yaşında kızı var. Eşi içerde. Kendi de 6.3 aldı. Cezası onandı. Afyon'da halasını ziyarete gittiğinde bu gece saat 3 civarında polislerce halasının evinden alındı. Kızı Elif hem babasız hem annesiz artık.

 

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da küçük 3,5 yaşındaki Dilgeş’i gündem etmiştik. 3,5 yaşında olduğu halde annesi anlamsız gerekçelerle bayram sabahı tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Baba da yanlarında olmadığı için anne Dilgeş’i alıp bayram sabahı büyükleri ile bayramlaşma yerine cezaevine gitmişti ve cezaevinde 3,4 hafta bu çocuk ve annesi müthiş derece büyük zorluklar yaşamıştı ve sonunda Dilgeş ve annesi tahliye olmuştu arkadaşlar ve onlarla konuştuğumuz zaman çok büyük zorluklar yaşadıklarını öğrenmiştik umarım ki bunlar diğer hakimler için bir örnek olur, bu zulümleri devam ettirmezler. Şuanda sivil toplum baskısına, kamuoyu baskısına çok ihtiyaç var çünkü mahkemeler adil yargılar vermiyor, sivil toplumun baskısı ile adalete dönebiliyorlar.

 

“166 gündür çocuğumu göremiyorum.” diyor. 166 gündür çocuğumu göremiyorum"..! " Eşimle birlikte tutuklandığımda çocuğumuzun kimliğini çıkaramamıştık, ziyaretime gelemiyor, telefonda benimle görüşmüyor, anne demiyor, ona bakan 65 yaş üstü annem dışarı çıkamıyor, perişan durumdayız." Cezaevlerinde zulmen tutulan annelerden birisinin dediği bu Bakırköy Cezaevi’nden diyor.

 

Bakın Muammer Aydın, 4 çocuğu var en büyüğü 28 yaşında Nur Banu. Nur Banı %100 engelli ve engelli aylığı, bakıcı aylığı alıyordu, babası tutuklandı babası tutuklanınca bakıcı aylığını kestiler ve tüm akrabaları onlara sırt döndü. Hukuksuz kararlarla engelli çocuğu olanları da mahvediyorlar.

 

Yine bir başka kişinin bize söylediği, bunlar hep böyle Anadolu’dan yükselen feryatlar.

“7 yaşındaki büyük oğlum eşimi her görüştü, görmeye gittiğimizde 40 dakikalık görüşlerden sonra ayrılırken travma yaşadı, Her seferinde kollarından zor aldık. Sürekli neden gelmediğini soruyor. Tırnak yeme ve hırçınlık büyük ölçüde baş gösterdi. Her gece uyurken ağlıyor."

 

Yine bir başka kişi Eşim 3 yıldır mahkûm. 2.evladım babası içerideyken doğdu, hiç baba görmedi. Geçen gece yatarken dedi ki: “Tavuklar bile dışarı çıkabiliyor babam çıkamıyor ve ev içinde durup durup bunu söylüyor, seni kurtaracağım baba.” deyip duruyor.

 

Bakın şunlarda yine HDP Belediye Başkanlarımızın çocukları, “Şuan tutuklu olan belediye eş başkanının kız kardeşiyim, abim yaklaşık 6 aydır tutuklu ve biz de ailecek zor günler yaşıyoruz Bu da abimin çocukları bakın en küçüğü 6 aydır babasını göremedi.” Türkiye’de siyasi tutukluluklar ve oluşturdukları dramlar bunlar.

 

Yine bakın Nalan Demir “Gebze Cezaevi’nden 32 aydır tutuklu yargılanıyorum, 2 küçük çocuğum var, eşim de tutuklu, babayı da göremiyorlar, bir çocuğun yanında annesinin olması değil midir adalet, yanlarında anne istemesi çok mu? Adalet istiyorum.” diyor Nalan Demir Gebze Cezaevi’nden.

 

“9 ve 13 yaşındaki çocuklarımı Korono’dan dolayı ilk serbest zamanlı kısacık vakitlerini parkta değil de "Anne bizi cezaevine götür de babama ve onun gibi masumlara dua edelim." dedirten düzenleri, adaletleri batsın diyor.

 

Habat Gengeç, 56 yaşında, bomboş gerekçelerle 7 ayı aşkındır cezaevinde..! %98 engelli oğlunun bakımıyla annesi ilgileniyordu. Engelli bir çocuğu anneden ayırmak nasıl kötülüktür arkadaşlar? Bakın Gaziantep HDP İl Yöneticimizdi Habat hanım ve Habat Gengeç 7 aydır tutuklu. %98 engelli bir 20 yaşında çocuğu var,7 aydır iddianame hazırlanmıyor ve bu anneye, çocuğu, babaya ve diğer kardeşlere zulmediliyor arkadaşlar, bütün bunlara karşı biz bir milletvekili olarak nasıl sessiz kalabiliriz.

 

"Oğlum ve gelinim aylardır tutuklu, sizler hiç 2 küçük çocuk veya torunlarınızın gece yataktan bağırarak, "Annemizi, babamızı çok özledik." diye ağlayarak kalktıklarını gördünüz mü? Buna hangi vicdan dayanır? Bir de Koronavirüs korkumuz.” diyor Naime hanım.

 

Nesibe Nur Akkaş, Manisa Cezaevi’nden “Bilin ki insanlık suçu işleniyor. Kadınlar zorunlu yaşadıkları işkencelerin kurtulmalı, eşim de tutuklu 3 çocuğum sahipsiz, yerde 1 kişilik yerde 2 kişi yatıyoruz, intihar girişiminde bulunan kızım üniversite sınavına çalışamıyor." diyor.

 

Rasim Çalışkan bu kişinin 2 çocuğu var cezaevine girdikten sonra şu kucağındaki çocuğu 6 yaşındaki çocuğu beyin kanseri oldu, şu kucağındaki masum çocuk 6 yaşında ve beyin kanseri ve durumu iyi değil. Ağır tedaviler görüyor ve maalesef çok iyiye gitmiyor. Rasim Çalışkan bir öğretmendi KHKlı idi. Siyasi bir mahpustu ve son çıkan yasaya göre eğer ki adli mahpussanız sizin eşiniz veya çocuğunuz ağır bir hastalığa yakalanmışsa 1 yıl infaz erteleme alabiliyordunuz ama siyasi mahpus olduğunuz için bunu alamıyorsunuz. Rasim Çalışkan’ın böyle bir hakkı yok, çocuğunun başına gidemiyor. Çocuk daha da kötüye gidiyor ve Rasim Çalışkan cezaevinde büyük bir sorun, üzüntü yaşıyor. Annesi bu çocuk ile ilgilenmekte çok zorlanıyor. Çocuğun durumu iyiye gitmiyor, büyük bir dram yaşanıyor, adli mahpusa tanınan eş veya çocuğun ağır hastalığı durumunda infaz erteleme alma hakkı maalesef bu kişiye tanınmıyor. Siyasi mahpuslara tanınmıyor. Öylesine hükümetin bir düşmanlığı var ki siyasi mahpuslara sadece kendisine değil mahpus yakınına da düşman, mahpusun eşine de düşman, mahpusun çocuğuna da düşman ve bu çocuklar maalesef büyük bir zulüm görüyorlar.

 

Cezaevlerinde gözlem kurulu keyfiliği devam ediyor. Denetimli serbestliğe geçiş için gözlem kurulu izin vermiyor.

Ağır ceza kararı bozunca niye itiraz ettin savunma almadan, hücre cezası veriliyor ve bunlar da iyi hali yakıyor değerli arkadaşlar. Bakın çok yoğun bir şekilde gündeme getirdiğim bir olay var. Yargıtay cezası dolan insanların kararını onamakta gecikiyor. Ona veya onamama ama bu insanlar artık çıkış vaktine gelmiş, denetimli serbestliğe ayrılma vaktine gelmiş. Yargıtay herhangi bir işlem yapmadığı için cezaevlerinde kalıyor ve bundan dolayı bu insanlar büyük bir mağduriyet yaşıyor arkadaşlar. Yargıtay’ı göreve çağırıyoruz, tutuklu olan süresi dolan insanları cezaları ile ilgili en azından bir işlem yapsın ve bu insanlar denetimli serbestliğe ayrılsınlar. Yani bir insana ceza veriyorsunuz artı yargı bir başka yolla da ceza veriyor. Yargıtay kararları geciktirince denetimli serbestliğe çıkma zamanları geldiği halde bu insanlar çıkamıyorlar. Veyahut da cezaevlerinde gözlem kurulları keyfi gerekçelerle yasaya aykırı bir şekilde denetimli serbestliğe çıkabilecek olan kişilere izin vermiyor ve onlar 1 sene daha cezaevinde kalmak zorunda kalıyor ve bu son yasa ile gözlem kurullarının yetkileri daha da arttırıldığı için, keyfilikleri daha da arttırıldığı için maalesef bu dramlar devam ediyor. İnsanlar denetimli serbestliğe çıkıp maddi ve manevi rahatlığa erişebilecekken zulmen 1 yıl daha idari kararlarla bakın yargı kararları ile değil idari kararlarla cezaevinde tutuluyorlar.

Bakın değerli arkadaşlar cezaevlerinde hasta hakları ihlal ediliyor.

 

Mustafa Erhan Çetinus bakın safra kesesi ameliyatından sonra yani düşünün siz de bir insansınız, şu haldeyken tutuklanmış Mustafa Erhan Çetinus,safra kesesi ameliyatından kısa bir süre açık kanaması olmasına rağmen doktor olmanıza gerek yok bakın kanama var bu haldeyken hükümlü yakınlarına yardım ettiği iddiasıyla ya cezaevindeki insanın yakınına aç kalmasın diye yardım ettiği için tutuklanarak cezaevine konmuş hemde şu haliyle,bunlar utanç verici hallerdir arkadaşlar. Türkiye’de yargının ne hale geldiğini gösteren hukuksuz ve vicdansız olduğunu gösteren bir durumdur.

 

Mersin’de 9 Haziran’da gözaltına alınan yüzde 73 engelli İlhan Yükkol akli dengesi yerinde olmayan bir kişi. Müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin belgeler sunmalarına rağmen avukatı hala serbest bırakılmamış durumda.

 

Cezaevlerindeki mahpuslar terk edilmişlik, ölüm duyguları ile dolu. Mahpus yakınları çok tedirgin insan hakları savunucuları tehdidin farkında. Silivri Cezaevi’nde salgının arttığını, yönetim boşluğu olduğunu biliyoruz ama açıklama yapması gerekenler sessizlik orucunda!

 

Yasa sonrası koğuş sayıları azalacağına artıyor mu? "Kayseri Bünyan Cezaevinde koğuşlarda yatakları birleştirmişler. Korona Virüsü nedeniyle mesafeli durmaları gerekirken, sanki ölüme götürmek istercesine yatakları birleştirmişler.

 

Bakın Kandıra Cezaevi’nden Berfin Doğan ne diyor: "HDP gençlik meclisinde çalıştım diye örgüt propagandası diyerek 2 aydır tutukluyum, lenfama kanserim vardı, hastalığım arttı, astımım da var, hep tıkanıyorum, kanser ve F tipi koşullarından dolayı iyice kötüleştim." diyor Berfin Doğan.

 

Sabri Kaya olayı çok önemlidir! Adalet Bakanlığını, cezaevini kaç kere aradım bu insan ölüme gidiyor dedim dinlemediler! Sabri Kaya Öldürülmüştür!

Sabri Kaya olayı son zamanlardaki cezaevlerinde ne yaşandığına dair nasıl sağlık skandalları yaşandığına dair çok çarpıcı bir örnektir. Sabri Kaya ağır hasta bir mahpustu ve İnsan Hakları Derneği bu mahpusun derhal dışarı çıkması, tahliye edilmesi gerektiğini söylemesine rağmen cezaevinde tutulmaya devam ediliyordu ve sonunda ne oldu biliyor musunuz? İnsan hakları savunucuları ve biz siyasetçilerin söylediği gibi bu tehlikeyi ifade ettiği gibi maalesef Sabri Kaya cezaevinde vefat etti. Mahpusken vefat etti arkadaşlar. Bu insan tahliye olması gerekirken kötü şartlar altında vefat etti. Bir doktor olarak bu hasta iyice kötüleşip, ölebilir dedik. Cezaevi yetkilileri ile, Adalet Bakanlığı yetkilileri ile görüştük, bu hasta ölebilir lütfen bir an evvel tahliyesi sağlansın dedik ama bırakılmadı. Cezaevinde takibi yapılabilecek hastalıkları yok dedik. %25 ancak kalbi çalışıyordu, yoğun bakıma kaldırıldı, durumu kötüye gitti ve defalarca acile yoğun bakıma kaldırıldı bakın 3 kez yoğun bakıma,14 kez acile kaldırıldı tekrar cezaevine gönderildi sonunda ne mi oldu? Sonunda öldü işte. Bunun peki normal bir ölüm olduğunu söyleyebilir misiniz? Söyleyemeyiz. Sabri Kaya öldürülmüştür! Sabri Kaya ihmalden öldürülmüştür, Sabri Kaya bir cinayet sonrasında öldürülmüştür, Sabri Kaya Adalet Bakanlığı, Ceza Tevkifişleri Genel Müdürlüğü ve Osmaniye Cezaevi’nin büyük ihmalleri sonucu ölmüştür ve biz bu vakayı takip edeceğiz. Soru önergesi verdik bunu burada bırakmayacağız, bakın önceden bırakmadığımız cinayetler gibi. Cezaevinde ölen Halime Gülsu gibi, Muzaffer Özcengiz gibi, Nesrin Gençosman gibi mahpusların hakkını nasıl arıyorsak, Sabri Kaya’nın da hakkını aramaya devam edeceğiz arkadaşlar.

 

“Eşim Menemen Cezaevinde. Koğuşta 18 kişiler, kimisi ateşli kimisinin boğazı şiş, kimisi ishal şikayetleri var, revire çıkarmıyorlar. Bu insanlar ölüme terkedilmiş psikolojisi içinde," İyileşmiyoruz." diyor.

 

“Ercan Yıldız, Kırıkkale F Tipi’nden;"2 aydır diş tedavisine gidemiyoruz, saç tıraşı olamıyoruz, makas, tıraş makinası verilmiyor, resim malzemesi verilmiyor, hijyen malzemesi de yok, yasal yayınlar, da verilmiyor, daha nicesi verilmiyor.”

 

“Hasta mahpuslar ölünce mi cezaevinden çıkacak? Ahmet Akdoğan 73 yaşında Ödemiş T Cezaevi’nde mahpus Hipertansiyon kalp rahatsızlığı var,kalbi sıkışıyor,ritim bozukluğu var demiş doktor 12 gün boyunca gece gunduz kesiksiz olarak hıçkırıktan uyuyamıyor ve ağzından köpük geliyor.”

 

Manisa T Kapalı Ceza İnfaz Kurumu koğuşlarda ciddi covid şüphesi belirtileri var bugün yakınım aradı diyor öksürmekten konuşamadı ne test yapıyorlar ne doktora götürüyorlar. Şuan 3 kişi aynı durumda bilerek ölüme terk etmek değil de nedir bu?"

 

Afyon Cezaevi’nden haber geldi. 40 kişilik koğuşta Covid müsbet ve cezaevi yönetimi ne yapacağını bilemez bir halde ve bu insanları cezaevinde ayrı bir koğuşa alarak müsbet vakalar bir yerde tutuluyor hastaneye bile kaldırılmıyor,Covid vakaları her yeri sarmış durumda. Covid vakaları cezaevlerinde hızla artıyor değerli arkadaşlar. Toplumda arttığı gibi cezaevlerinde hızla artıyor ve gereken önlemler ve gereken testler yapılmıyor.

 

Fatih Terzioğlu Silivri Cezaevinde yatıyor ve şuanda çok ciddi rahatsızlıkları olmasına rağmen ciddi bir sağlık takibi yapılmıyor. 40-50 kilo belki zayıflamış perişan durumda olan bir kişi Fatih Terzioğlu ve gereken işlemler yapılmıyor. Biz Ceza Tevkifişleri Genel Müdürlüğü’nü arıyoruz, cezaevini arıyoruz Fatih Terzioğlu ölüme doğru gidiyor, ciddi şeker hastalığı ve kanser şüphesi var ve gereken işlemlerin yapılmasında gecikme var. Gereken işlemler maalesef gecikmeyle yapılıyor ve gerektiği gibi yapılmıyor değerli arkadaşlar.

Buca Cezaevi’nde yine Korona vakaları geliyor.

 

Meram Konya E Tipi Cezaevi’nden Korona vakaları geliyor.

 

Bandırma, Şakran, Aydın E Cezaevi’nde 6 kişilik kapasiteye rağmen 12 kişilik ranzalar konmuş ve 19 kişi bugünlerde beraber kalıyor. Tuvaletin önünde yatan insanlar var bakın yani çok zor durumda olan koğuşlar cezaevleri var arkadaşlar.

 

Kaymakçı T Tipi Cezaevi’nde gardiyanlar ve mahpuslarda korona virüs vakaları var.

 

Hüseyin Kaya, İzmir Cezaevi’nden diyor ki: "Ben izmir'de eşim Gebze'de tutuklu, çocuklar Urfa'da, psikolojileri bozuk küçüğü her gördüğüne anne, baba diyor, bizi unutmuşlar, çobanlıkla matematik öğretmeni olmuştum, feryadımı paslanmış gönüllere duyurur musunuz?" işte biz bunları bu insanların seslerini bu yüzden duyuruyoruz arkadaşlar. Zindanın dibinde,kuyunun dibinde kalmış insanlar,feryadımı paslanmış gönüllere duyurur musunuz dediği için tüm kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

 

Bilhassa Silivri Cezaevi’nden son aylarda 7.ve 8.bölümlerde çok miktarda Covid ihbarı aldık ve Silivri Cezaevi çok büyük bir cezaevi Covid vakalarının artacağından endişeliyiz Adalet Bakanlığı Ceza Tevkifişleri Genel Müdürlüğü’nü tekrar uyarıyorum gereken tedbirler alınmalı ve tahliyeler sağlanmalıdır.

 

Evet Yargıtay’ın bahsettiğimiz şikayetleriyle ilgili sorunlar devam ediyor. Bakın Bandırma Cezaevi’nden Ümit Baylan:“44 ay yattım diyor denetimli serbestliğe çıkış zamanım gelince "Etkin pişmanlıktan yararlanmamışsın." denerek hakkım engellendi, oysa öyle bir şart yoktu, afaki değerlendirme maddeleriyle fazladan yatıyorum şu an.”

 

İnfaz yasası çıktı 90.000 kişi cezaevlerinden tahliye edildi Ama bir büyük sorun devam ediyor! Koğuşlar yine çok kalabalık! Çünkü boşalan koğuşlara nakil yapılmıyor! 1.5 ay geçti,çocuklu anneler,hasta, yaşlılar aynı eziyeti yine yaşıyor. Eziyet olsun diye mi bunlar yapılıyor arkadaşlar?

 

Bakın Aydın E Tipi Cezaevi’nde koğuşlarında doluluğunu söylemiştik bir başka mahpus şunu söylüyor:” Dün Aydın E Tipi Cezaevi’nde bir arkadaşım tahliye oldu, ve "bir sürü boş koğuş olmasına rağmen 8 kişilik koğuşlarda 19 kişi yaşıyorduk, itiraz edince ceza veriyorlardı." Demiş.

 

Silivri’den tahliye olan bir kişi cezaevinde size ulaştırmak, elimizden alınan hakları ve pandemiden dolayı alınması gereken alınmayan önlemleri duyurmak için bir mektup gönderdim, mektuba el kondu diyor. Bu vakalara da çok rastlıyoruz, bakın; TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu olarak cezaevlerindeki haksızlıkları belirten bir milletvekili olarak bunları kamuoyuna yansıttığım için birileri sanırım rahatsız oluyor. Birileri rahatsız oluyor ve cezaevlerinden bize mektup gelmesini engellemeye çalışıyorlar, mektubu gönderilmeyince niye göndermiyorsun diyene ceza veriyorlar. Değerli arkadaşlar biz bunları takip edeceğiz, cezaevi müdürleri eğer bunu yapıyor ve cezalandırılmıyorsa kesinlikle bu konuda cezalandırılması gerektiğini söylüyorum ve cezalandırılacaktır mutlaka.

 

Diyarbakır Cezaevi’nde kalan bir mahpusun eşi söylüyor:” Sesi hiç iyi gelmiyordu, burda bize hiç iyi davranmıyorlar yemek çok az, televizyon,radyo yok.Gardiyanlar canları istediği gibi gelip bizi hırpalayıp gidiyor,beni 2 gün önce gardiyanlar hırpaladılar telefona bile zor çıktım."diyor.

 

Bir başkası arkadaşımın eşi Sincan Cezaevi’nde yatmakta,dün akşam apar topar asker olan mahpusları tek kişilik hücrelere koymuşlar sebep Korona demişler ama hepsi bir koğuşta değil farklı koğuşta. Arkadaşım ağlamaktan anlatamadı bile.

 

Hacı Demir İzmir F Tipi’nden yazıyor. Sohbet,kitap hakkımız kısıtlanmakta, sağlık ve savunma hakkımız acil dışı sevkler yasaklanarak ihlal edilmekte. 3.5 yıldır tutuklu olan bile duruşmaya gidemiyor, dosya üzerinden götürülüyor, avukat görüşlerimiz "Acil değil." denerek engelleniyor."

 

Silivri Cezaevinden bir manzara. 7 kişilik yerde 45 kişi kalan mahpuslara telefon görüşü esnasında kameralar kayıtta olduğu için 'Sosyal mesafeyi koruyun.' deniyormuş ve daha nice insan aklıyla alay eden, onuru zedeleyen ihlaller. Çünkü düşünün 7 kişilik yerde 45 kişi kalıyorsunuz sosyal mesafeyi koruma imkanınız yok ama kameraların gördüğü yerde görevliler size sosyal mesafeyi koruyun diyerek güya önlemlere riayet edildiğini anlatıyor.

 

Bir çok cezaevinde yemek sorunu var, Kandıra Cezaevinde, Sivas Cezaevi’nde yemeklerde oldukça önemli sıkıntılar olduğu, az ve kalitesiz olduğu haberleri geliyor arkadaşlar bunları bir an önce önlem alınmalı açık cezaevleri boşaltılıp, oralarda yemek yapan ekipler tahliye olduğu için büyük bir boşluk olduğu için aylardır bu eksiklik giderilmiyor.

 

Sakarya L Tipi’nde yatmakta eşim diyor Haziran ayı için 1 kez ve 1 kişi görüş hakkı tanındı, henüz görüş yapamadık fakat 2 çocuğum var oğlum her gece babasını soruyor tam 100 gün oldu görüş yapmadılar, telefon görüşmeleri yeterli gelmiyor, diyor.

 

Remzi Uçucu İzmir F Tipi’nden sesleniyor bize. Babamın vefat haberini aldım yol parası 11 bin TL’yi ailem yatırdı, cezaevinden cenazeye gitmem gerekiyordu, askerler ile çıkarken seni aramamız gerekiyor ince aramamız gerekiyor dediler, haya yerlerimize kadar aramak istediler bende bu onursuz arama dayatmasını reddedince Hatay’a götürülmedim İzmir’den ve ben onurumu ezdiremezdim babamın cenazesi olmasına rağmen onurumu ezdiremezdim diyor ve 11 bin yatırmalarına rağmen maalesef babasının cenazesine gidemeyen bir insan ile karşı karşıyayız. 14 aydır bu arama tarzından dolayı ne hastaneye ne de Adliye’ye götürülüyoruz diyen mahpuslar var İzmir F Tipi Cezaevi’nde arkadaşlar.

 

Güvenlik Soruşturması Anayasa Mahkemesi iptal edilmesine rağmen bugün Anayasaya aykırı şekilde tekrar getirilmesini kabul etmiyoruz!

Güvenlik Soruşturması yasa teklifi komisyonda kabul edildi. İçişleri Komisyonu’nda görüşüldü. Dün ben komisyondaydım ve önemli tartışmalar oldu. Biz Anayasa’yı çiğneyen bu yasa teklifini kesinlikle kabul etmiyoruz, bakın Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmesine rağmen, OHAL Döneminde çıkan bu yasayı iptal etmesine rağmen şu anda Aralık ayında getirilen yasa komisyondan geri çevrildiği halde tekrar bir yasa teklifi getirdi. AK Parti hükümeti Anayasa ile mücadele veriyor. AK Parti iktidarı Anayasa Mahkemesi ile adeta mücadele veriyor, halkın iradesi, halkın isteği ile mücadele veriyor, Anayasa’ya uygun olmadığını Anayasa Mahkemesi net bir şekilde söylediği halde, orasını burasını değiştirip ama aynı esas üzerine yeni bir yasa teklifi ile geliyor. Bu yasa teklifi ile güvenlik soruşturması belki herkese yapılmayacak, işte bir takım önemli mevkiler için yapılacak ama yasaya muğlak ifadeler getiriyorlar. İstisnai durumlarda herkese yapılabilir, birtakım kadrolara yapılabilir gibi ifadelerle bir şeylerin önünü açıyorlar, yasayı bu haliyle geçirip yarın öbür gün bu muğlaklıktan fırsat bularak herkese güvenlik soruşturması yapacaklar, bununla da kalmayacaklar. Bakın dün yasanın 5. Maddesini görüştük. Ne diyor? Güvenlik Soruşturması yapılacak kişilerin eşleri veya 1.derece yakınlarından dolayı bir kişinin güvenlik soruşturması olumsuz verilebilir diyor. bu kabul edilebilecek bir hadise mi arkadaşlar? Anayasa madde 38 ve 38/4 masumiyet karinesini söyler. Suç şahsidir der. Ama siz düşünün dünkü komisyonda görüşülen teklifin 5. Maddesinde diyor ki: “Güvenlik Soruşturması yapılacak kişilerin eşi veya 1.derece yakınında güvenlik ile ilgili bir sorun bulunursa bu kişinin işe girişi engellenecektir.” Biz defalarca söyledik bakın dedik sizin bu ileri sürdüğünüz teklif eğer kabul edilirse belki ilerde binlerce genç intihar edecektir çünkü yıllarca işe girmek için uğraşacak hukuksuz, saçma sapan nedenlerle işe girişi engellenecek, sadece kendisinden değil annesinden, babasından, kardeşinden, eşinden dolayı işe girişi engellenecek ve maalesef bunu dayatmaya çalışıyorlar, şu an 11’de İçişleri Komisyonu var oraya yine gideceğim sonuna kadar mücadele edeceğiz biz bunu kabul etmiyoruz, OHAL Döneminde yüzbinlerce kişi kendisinden dolayı değil annesinden, babasından, kardeşinden,  eşinden dolayı işe giremedi güvenlik soruşturması olumsuz ilan edildi. Doktorlar işe giremedi, mühendisler işe giremedi, öğretmenler işe giremedi ve diğer yüzbinlerce kişi işe giremedi, Anayasa Mahkemesi bu hukuksuzluğu iptal etmesine rağmen, bir numara çevirip bir oyun yapıp Ak Parti iktidarı muğlak ifadelerle yasayı tekrar geçirmeye çalışıyor ve biz tüm halkımıza burada söz veriyoruz ki sonuna kadar direneceğiz komisyonda ve Genel Kurul’da bunun için direneceğiz ve bu yasa teklifini tekrar geçirtmeyeceğiz.


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Murat Çepni'nin Memleketin hâlipürmelal-ini dile getirdiği KonuşmasıÖnceki Haber

Murat Çepni'nin Memleketin hâlipürmelal-...

BURSA MİLLETVEKİLİ PROF. DR. İSMAİL TATLIOĞLU AÇIKLAMA YAPTISonraki Haber

BURSA MİLLETVEKİLİ PROF. DR. İSMAİL TATL...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!