Zamanın Dönemeç Noktası: 28 Temmuz’un Tarihteki Derin İzleri
Tarih, sadece geçmişte kalmış takvim yapraklarından ibaret değildir; o, bugünü anlamlandırmamız ve yarını inşa etmemiz için önümüze serilmiş bir pusuladır. Yılın 365 günü içerisinde bazı tarihler vardır ki, adeta birer kırılma noktası olarak dünya üzerindeki medeniyetlerin, imparatorlukların ve ulusların kaderini kökten değiştirmiştir. İşte 28 Temmuz, tam da bu niteliği taşıyan, imparatorlukların çöküşüne, devrimlerin gölgesine ve yeni devletlerin doğuşuna tanıklık etmiş olağanüstü bir gündür.
Bu tarihin taşıdığı derin anlamı kavramak, geçmişin dönemeçlerinde yaşananları doğru okumakla mümkündür.
İmparatorlukların Mukadderatını Değiştiren Gün
28 Temmuz, özellikle Türk ve dünya tarihi açısından büyük krizlerin, fetihlerin ve trajedilerin aynı güne sıkıştığı nadir zaman dilimlerinden biridir.
Ankara Muharebesi ve Fetret Devri (1402): Osmanlı Devleti henüz kuruluş sürecindeyken, doğunun kudretli hükümdarı Timur ile Yıldırım Bayezid'i karşı karşıya getiren bu savaş, Osmanlı tarihinin en büyük askeri ve siyasi krizine yol açmıştır. Yıldırım Bayezid'in esir düşmesiyle devlet çöküşün eşiğine gelmiş, on bir yıl sürecek olan ve kardeş kavgalarıyla anılan Fetret Devri başlamıştır. Ancak bu kriz, Osmanlı iradesinin ne kadar dirençli olduğunu göstermiş; devlet anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.
III. Selim’in Feci Sonu (1808): Osmanlı'da köklü reformların (Nizam-ı Cedid) öncüsü olan Sultan III. Selim, kâbus dolu bir dönemin kurbanı olmuş ve IV. Mustafa'nın emriyle 28 Temmuz'da katledilmiştir. Bu olay, Osmanlı modernleşme çabalarının ne kadar engellerle ve kanlı müdahalelerle dolu olduğunun acı bir göstergesidir.
Dünya Tarihinin Akışını Tersine Çeviren Gelişmeler
Sadece Osmanlı coğrafyası değil, Batı dünyası ve küresel dengeler de 28 Temmuz'da alınan kararlar ve yaşanan idamlarla sarsılmıştır.
Fransız Devrimi’nin Radikal Sonu (1794): Fransız İhtilali'nin en kanlı ve radikal dönemine damga vuran Maximilien Robespierre, yine bir 28 Temmuz günü kendi kurduğu sistemin kurbanı olmuş, girdiği giyotinle idam edilmiştir. Bu olay, devrimin en radikal evresinin kapandığını ve yeni bir siyasi döneme evrildiğini müjdelemiştir.
Peru’nun Bağımsızlığı (1821): Latin Amerika’nın özgürlük mücadelesinin önderlerinden General José de San Martín'in Lima'ya girmesiyle Peru, İspanyol sömürgeciliğine karşı bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu tarih, mazlum milletlerin emperyalist baskıya karşı özgürlük meşalesini yaktığı anlardan biridir.
Birinci Dünya Savaşı’nın Fitili (1914): Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun Sırbistan'a savaş ilan etmesi, yıllardır barut fıçısı gibi bekleyen dünyayı ateşe atmış ve I. Dünya Savaşı resmen başlamıştır. Bu tarih, milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği ve haritaların tamamen sil baştan çizileceği küresel bir felaketin başlangıcıdır.
Türk’ün Makûs Kaderini Değiştiren Gizli Planlar (1922)
Dünya büyük bir savaşın yaralarını sararken veya yeni yıkımlara sürüklenirken, Anadolu topraklarında bir milletin var olma mücadelesi en kritik aşamasındaydı.
28 Temmuz 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa, Akşehir'de gizli bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantı, Türk milletinin tarihindeki en büyük dönüm noktalarından biri olan Büyük Taarruz'un stratejik planlarının masaya yatırıldığı an idi. Düşmanı Anadolu'dan söküp atacak ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin yolunu açacak olan o büyük hamlenin zihni altyapısı bu tarihte şekillendirildi.
Tarihi Doğru Bilmek Neden Önemlidir?
28 Temmuz'a bakıldığında görülmektedir ki; tarih düz bir çizgi değil, zaferler ile trajedilerin, yıkımlar ile yeniden doğuşların iç içe geçtiği sarmal bir süreçtir.
1402'de fetretle sarsılan bir devletin 1922'de aynı topraklarda küllerinden yeniden taarruz planı yapması, 1914'te emperyal hırslarla başlayan küresel bir savaşın yıkımı karşısında, Anadolu'da mazlum bir milletin kendi bağımsızlığı için verdiği adaletli direniş, tarihin bilinmesinin ne kadar hayati olduğunu bizlere hatırlatır. Geçmişi hamasetle değil, bilimsel gerçekliğiyle, başarılarıyla ve hatalarıyla doğru okuyabildiğimiz ölçüde bugünün krizlerini aşabilir ve yarınımıza güvenle bakabiliriz.
28 Temmuz, geçmişin acı derslerini unutmadan, geleceği inşa etme iradesinin en somut tarihsel aynasıdır.
ALLAH DEVLETE VE MİLLETE ZEVAL VERMESİN.
Devamı devlet, Nasibi cennet, Bekayı imân, Rızayı Rahman..
Baki Selam ve Dua ile.
MUSTAFA GÖKTAŞ
Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

























