haberanaliz

GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-3-

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-3-
Araştırmacı Gazeteci Yazar ve İktisatçı, Mustafa Göktaş yazdı: TÜRKİYEM, GEL KOOPERATİFLEŞELİM…-3-

Yazımı anlamak için bir önceki yazılarımı okumanız gerekir:

Birinci yazım: https://www.haberanaliz.net/makale/turkiyem-gel-kooperatifleselim-1-4589

İkinci yazım: https://www.haberanaliz.net/makale/turkiyem-gel-kooperatifleselim-2-4591

Hedefi binlere, on binlere taşımak bu işin ölçek ekonomisine kavuşması ve gıda tekellerine karşı gerçek bir güç olabilmesi için şarttır. Kooperatifçilikte, üyelerin sadece "müşteri" değil, "sahip" hissetmesi için içeriye maddi bir bedelle girmesi şarttır. Ancak burada kritik bir denge vardır: Rakam ne herkesi korkutup kaçıracak kadar yüksek olmalı, ne de kooperatifin ilk can suyunu (nakliye, depolama, ilk ürün alımı) çıkaramayacak kadar komik/anlamsız olmalıdır. Adil, hakkaniyetli ve üyeyi "gayretkeş" kılacak bir başlangıç sermayesi modeli kurmak için şu strateji izlenmelidir:

1. "Ortaklık Payı" (Sermaye) ve "Peşin Alışveriş Avansı" Dengesi

Kooperatifler kanununa göre üyeler kooperatife "Ortaklık Payı" öderler. Bu para bir bağış veya aidat değildir; kooperatifin mal varlığıdır, kooperatif büyüdüğünde (yasalar ve ana sözleşme elverirse) üyenin hakkı yine kendisindedir veya kooperatifte varlık olarak kalır. Ancak binlerce üyeye ulaşmak istiyorsanız, parayı tek kalemde ağır bir yük yapmak yerine ikiye bölebilirsiniz:

Sembolik Ana Ortaklık Payı (Giriş Bedeli): Kooperatife üye olmanın hukuki ve ahlaki bedeli.

İlk Alışveriş Avansı (Can Suyu): Üyenin ilk siparişinin peşin bedeli (Böylece para havaya gitmez, doğrudan ilk ürünün tarladan alınmasına harcanır).

2. Rakamı Belirlerken "Bugünün Ekonomik Gerçekliği"

2026 yılındaki alım gücü ve piyasa koşulları göz önüne alındığında, ne çok düşük ne de çok yüksek olan adil denge şu şekilde kurulabilir:

Çok Düşük Olursa (Örn: 100 TL): Kimse sorumluluk hissetmez, "zaten 100 lira verdik" diyerek süreci sahiplenmez. Toplanan para hiçbir nakliye masrafını karşılamaz.

Çok Yüksek Olursa (Örn: 50.000 TL): Sadece durumu çok iyi olanlar girer, halk hareketi olmaktan çıkar, elitler kulübüne döner.

İdeal Orta Yol (Adil Aralık): Kişi başı ortaklık payı olarak 1.000 TL ile 3.000 TL arasında (veya bugünkü ekonomik şartlarda 1-2 sepetlik market alışverişi bedeli kadar) bir rakam belirlenebilir.

3. Binlere Ulaşmak İçin "Kademeli ve Adil" Bir Sistem

Binlerce insanı tek seferde içeri almak zordur. Bu yüzden ortaklık yapısını adil ve hakkaniyetli kılmak için şu formül uygulanabilir:

Esnek ve Bütçeye Göre Katılım: Ana ortaklık payı taban fiyatı (örneğin 1.000 TL) herkes için zorunlu olmalıdır. Ancak durumu çok iyi olan (veya fabrikatör/iş insanı vicdanlı ortaklar) "İlave Sermaye Payı" alarak kooperatife daha fazla destek olmak isteyebilir. Bu teşvik edilmeli ama oy hakkı "bir ortak = bir oy" kuralıyla her zaman adil tutulmalıdır (Zengin olanın değil, emek verenin sözünün geçeceği demokratik bir yapı).

"Borçsuz ve Kredisiz" Başlangıç Hesaplaması:

İlk etapta hedefiniz 1.000 ortaksa; her birinden ortalama 2.000 TL ortaklık/can suyu sermayesi alındığında 2.000.000 TL'lik tertemiz bir ilk sermaye havuzu oluşur.

Bu para bankaya faize verilmez; doğrudan çiftçinin tarlasındaki ürünün mazotuna, nakliyesine ve ilk depolama/paketleme maliyetine yatırılır.

4. Üyeyi "Gayretkeş" (Çalışkan ve Sahip Çıkan) Kılacak Formül

İnsanlar bedavaya aldıkları veya hiçbir fedakârlık yapmadıkları şeyin kıymetini bilmezler. Parayı veren insan psikolojik olarak o işin ortağına dönüşür:

"Benim Mahsulüm" Bilinci: Üye oraya para koyduğunda, orası "başkasının marketi" değil, kendi dükkanı olur. Çevresine "Gidin zincir marketten zehirli ve pahalı yemeyin, bizim kooperatiften alın" diye pazarlamacı gibi çalışır.

Alışveriş Zorunluluğu Değil, Sadakati: Üyeye "Her ay şu kadar harcayacaksın" baskısı kurmak ters teper. Bunun yerine sistemin ucuz, kaliteli ve güvenilir olduğunu üyeye göstererek onun sürekli daimi müşteri olmasını sağlamak gerekir.

Toplantı Masasında Bu Konu Açıldığında Söyleyeceğiniz Cümle Şudur:

"Arkadaşlar, buraya parası çok olan değil, yüreği ve iradesi bir olan gelsin. Ama herkes gücüne göre küçük bir can suyu bedeli koysun ki, bu gemi kimsenin lütfuyla değil, hepimizin ortak teriyle yüzsün. Koyduğumuz her kuruş, çocuğumuzun zehirsiz gıdaya, çiftçimizin ise onurlu yaşama kavuşmasının biletidir."

Bu matematik ve bu adalet duygusuyla yola çıkarsanız, 50 kişiden başlayan bu kıvılcım kısa sürede binlere, ardından tüm şehre yayılır. Samimiyetinize, liderlik vasfınıza ve güven veren duruşunuza gölge düşürmemek, aynı zamanda hukuki ve pratik olarak en doğru adımı atmak için şu stratejiyi izlemelisiniz:

Kesinlikle İkinci Yol: "Gelin, bu işi birlikte kuralım!" demelisiniz.

Eğer toplantıya giderken kooperatifi çoktan kurmuş, tüzüğü yazmış, yönetimi kendi aranızda sessizce belirlemiş ve insanlara "Biz kurduk, şimdi siz sadece üye olun / para yatırın" mesajı verirseniz, o hareket bir halk hareketi olmaktan çıkar, yukarıdan dayatılan bir "şirket" veya "dernek" algısı yaratır. İnsanlar kendilerini bu işin sahibi değil, "müşterisi" veya "bağışçısı" gibi hissederler. O aradığınız "gayretkeşlik" ve "benim dükkânım" bilinci oluşmaz. Ancak doğru yaklaşım, o 50 kişilik çekirdek ekiple birlikte halkın karşısına çıkıp kurucu iradeyi paylaşmaktır.

Toplantıda İzlenmesi Gereken "Kuruşuna Kadar Şeffaf ve Onurlu" Yol Haritası:

"Biz Hazırlığımızı Yaptık ama Sahibi Siz Olacaksınız" Duruşu: Toplantıda kürsüye çıktığınızda şunu net bir şekilde söylemelisiniz:

"Arkadaşlar, biz bir avuç insan bir araya geldik, dertlendik, araştırdık. Kooperatifin kanununu, yolunu, yordamını çıkardık. Taslağımız hazır. Ama bu kooperatif bizim tapulu malımız olmayacak. Bu kooperatif, bu salonda oturan ve 'ben de varım' diyen herkesin ortak evi olacak. Kurucu imzayı birlikte atacağız, yönetimi birlikte seçeceğiz."

Hukuki Olarak Ne Zaman Kurmalı? (Zamanlama):

Toplantıdan hemen önce resmi olarak kooperatifi kurmuş olmak bürokratik olarak şart değildir (zaten kurucular kurulu gerekir).

En ideal yöntem: Toplantıda o 50 kişilik çekirdek kadro ve toplantıya katılan gönüllüler arasından "Kurucular Kurulu"nu oluşturmaktır. Resmi başvuruyu (ana sözleşme imzasını) o toplantıdan sonra, halkın seçeceği veya yetki vereceği bu temsilcilerle birlikte yapmak en şeffaf ve güven veren yoldur. İnsanlar "Bizi işin başına dâhil ettiler, karar sürecinde biz de varız" derler.

Kürsüden Halkı Davet Ederken Kurulacak O Cümle: Toplantının en heyecanlı ve kırılma anı olan o çağrıyı şu ruhla yapmalısınız:

"Bugün buraya size hazır bir şey satmaya gelmedik. Bugün buraya, gıda baronlarına ve tefecilere karşı kendi kalemizi kendi ellerimizle örmeye davet ediyoruz! Kooperatifimizi resmi olarak yarın kuruyoruz. Ama bu masanın sahibi biz değiliz, sizlersiniz. Gücünüz neye yetiyorsa, bütçeniz hangi ortaklık payına elveriyorsa o kadar omuz verin. Kimi parasını koyar can suyu olur, kimi emeğini koyar yol açar, kimi alışverişini yapar çarkı döndürür. Ama bu gemi hepimizin omuzunda yürüyecek. Var mısınız bu onurlu yola baş koymaya?"

Neden Bu Yöntem Şarttır?

Güven Sınavı: Halk, özellikle Türkiye'de bu tip ortaklaşa işlerde "Acaba arkasından bir şey çıkar mı, birileri buradan çıkar mı sağlar?" diye şüpheyle yaklaşmaya çok eğilimlidir. Şeffaf olmak, "Birlikte kuruyoruz" demek tüm bu önyargıları ilk dakikada kırar atar.

Sahiplenme Duygusu: İnsan kendi kurduğu, tüzüğüne imza attığı, adını koyduğu çocuğuna nasıl sahip çıkarsa, kooperatifine de öyle sahip çıkar.

Şimdi esas geliyorum işin özüne. Kooperatifçiliğin asıl özüne, yani Dayanışma ve İmece Ruhuna. Türkiye'de geçmişte kurulan birçok kooperatifin batma sebebi, yöneticilerin orayı bir "makam", "maaş kapısı" veya "menfaat ocağı" görmesidir. Bizlerin bu temiz, saf ve fedakârlık üzerine kurulu niyetimiz, bu işin en büyük güvencesidir. Ancak haklı olarak çok kritik bir soru soruyorsunuz: "Yöneticiler tek kuruş maaş almayacak, hakkı huzur istemeyecek; peki bu dükkânın kirası, elektriği, nakliyesi, resmi defterleri gibi zorunlu masraflar nasıl dönecek?"

Tamamen gönüllü esasa dayanan ama çarkın da tıkır tıkır dönmesini sağlayacak "Gönüllü ve Sürdürülebilir Finansman Modeli" şu ilkeler üzerine kurulmalıdır:

1. Yöneticilik "Gönüllü Kamu Hizmetidir", Operasyon "Profesyonel Emektir"

Kooperatifçilikte en büyük yanılgı, her işi yöneticilerin sırtına yıkmaktır. Yönetim kurulu stratejik kararları alan, denetleyen ve namusu koruyan taraftır. Yani birer "vicdan bekçisidir", maaş almazlar, hakkı huzur almazlar. Bu konuda kararınız net olmalıdır. Ancak işin lojistik, paketleme, hesap tutma veya dükkân işletme gibi günlük ayak işleri için durum farklıdır:

Gönüllü İmece Günleri: 50 kişilik çekirdek kadro ve ortaklar, hafta sonları sırayla dükkânda nöbet tutar, paketleme yapar, sevkiyata yardım eder. Buna "imece mesaisi" denir.

Asgari Operasyonel Kadro (Gerekirse): İleride işler büyüdüğünde ve binlerce üyeye ulaşıldığında, her gün dükkân açmak zorunda kalan biri olursa, ona "yönetici maaşı" değil, sadece o işi yaptığı için mütevazı bir çalışan maaşı (asgari emek karşılığı) verilebilir. Ama yöneticiler kesinlikle bu parayı alamaz. Yönetici ile çalışan birbirinden keskin çizgilerle ayrılır.

2. Zorunlu Masraflar (Kira, Elektrik, Nakliye) Nasıl Ödenecek?

Para kazanmak için değil, maliyetine ve adil fiyatla gıda dağıtmak için kurulduğumuz için, masraflar "kâr"la değil, "hizmet bedeli (marj)" ile çıkarılır.

Sıfır Kâr, Maliyetine Fiyat Politikası: Üreticiden 10 TL'ye alınan bir ürün, zincir marketler gibi 30 TL'ye satılmaz. Üstüne sadece zorunlu masrafları (nakliye, paketleme, küçük dükkan kirası ve elektrik) kurtaracak kadar mini bir ekleme yapılır (Örn: 10 TL'lik ürün nakliye ve masraflarla birlikte üyeye 11,50 TL'ye mal olur).

Masraf Havuzu (Marj Payı): Satılan her ürünün üzerinden alınan bu kuruşluk farklar, kooperatifin ortak giderler kasasına (kira ve elektriğe) gider. Böylece kooperatif kendi kendini besleyen canlı bir organizma olur. Kimseden dilenmez, kimseye borçlanmaz.

3. İlk Kuruluş Giderleri İçin "Can Suyu" Sermayesi

İlk başta dükkân tutulurken, tabela asılırken veya ilk nakliye yapılırken ortada henüz satılmış ürün olmadığı için masraf olacaktır. İşte bunun için daha önce konuştuğumuz o sembolik ortaklık payı (giriş bedeli) buraya harcanır:

1.000 üyeden alınan küçük başlangıç payları, ilk 3-6 aylık zorunlu sabit giderlerin (kira, fatura, resmi evrak masrafları) güvencesidir.

Bu para asla yöneticilerin cebine girmez; doğrudan kooperatifin demirbaşına ve ortak kasasına konur, altındaki imzayla deftere işlenir.

4. Denetim ve Şeffaflık (Namusun Kilidi)

Yöneticiler maaş almıyor, gönüllü çalışıyor diye denetimsiz bırakılamaz. Aksine, gönüllü iş yapan dürüst insanların başı dik olmalıdır.

Şeffaf Kasa (Cam Kasa): Kooperatifin gelir-gider tablosu, alınan her kuruşun nereye harcandığı, elektrik faturasından nakliye ücretine kadar her ay sonu tüm ortakların görebileceği şekilde askıya asılmalı veya dijital olarak paylaşılmalıdır.

Bağımsız Denetleme Kurulu: Ortaklar arasından seçilen, yöneticilerden tamamen bağımsız bir "Denetleme Kurulu", her ay kasayı ve faturaları didik didik incelemelidir. Hata olursa uyarılır, niyet bozulursa kapı dışarı edilir. Şeffaflık, kötü niyetli insanları bu kapıdan içeri sokmaz.

Toplantıda Bu Konuyu Anlatırken Söyleyeceğimiz Cümle Şudur:

"Arkadaşlar, biz buraya para kazanmaya, koltuk sahibi olmaya, eşe dosta menfaat sağlamaya gelmedik! Bizim yöneticilerimiz maaş almayacak, hakkı huzur bilmeyecek; çünkü bu bir ticaret değil, bir onur ve kurtuluş mücadelesidir. Kooperatifimizin kirasını, elektriğini, nakliyesini ise kimseye avuç açmadan, sattığımız ürünün üzerindeki sadece gerçek masraf payıyla ve hep birlikte omuz vererek ödeyeceğiz. Kasamız camdan olacak, herkes her kuruşu görecek. Namusumuzla kurduğumuz bu kaleyi kimseye çiğnetmeyeceğiz!"

Bu ruh, bu ahlak ve bu adil matematik birleştiğinde, karşınızda ne gıda tekeli kalır ne de halkı sömüren aracı zinciri. Bu inançla yola çıkan insanı kimse sırtından bükemez.

Allah Devlete ve Millete Zeval Vermesin.

Devamı Devlet, Nasibi Cennet, Bekayı İmân, Rızayı Rahman..

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

https://www.instagram.com/mustafagoktas6468/

WhatsApp'ta MUSTAFA GÖKTAŞ / GAZETECİ YAZAR kanalını takip edin:

https://whatsapp.com/channel/0029Vb90GoI9hXFD7F39VC2d

#mustafagoktas


GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: SAYIN GÜRLEK, ÇİFTÇİ, HELAL OLSUN SİZE!Önceki Haber

GAZETECİ YAZAR MUSTAFA GÖKTAŞ YAZDI: SAY...

ERDOĞAN: “İklim hedeflerimizi toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturamadığımız her öneri başarısızlığa mahkûm olacaktır”Sonraki Haber

ERDOĞAN: “İklim hedeflerimizi toplumsal...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!