HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK İÇİN GÖREVDESİNİZ!

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK İÇİN GÖREVDESİNİZ!
GİRGİN: ÜSTÜNLERİN HUKUKUNU KORUMAK İÇİN DEĞİL, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAK İÇİN GÖREVDESİNİZ!: Adalet Bakanlığının Plan ve Bütçe görüşmelerinde konuşan CHP Muğla Milletvekili Süleyman GİRGİN Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü kendi söylediği sözler üzerinden eleştirerek “ söylem başka uygulama başka” dedi.

Girgin ayrıca Muğla, Yatağan ve Datça’da  Adliye binalarının hala neden yapılmadığını sordu.

TEK ADAM REJİMİNİN GERÇEKLİKLE BAĞI KOPMUŞTUR

Bir hikâye var; hasta bir kardeşimiz ölü olduğuna inanıyor ve bu nedenle yemek yemiyormuş, doktorlardan biri sormuş: "Ölülerin eli kanar mı?" hasta "Kanamaz." demiş. Sonra, doktor eline bir iğne batırmış, elinin kanadığını gören hasta da "Aaa, ölülerin eli de kanarmış." demiş. Tek adam rejiminin gerçeklikle bağı da bu hasta gibi Sayın Bakan, gerçeklikle bağı kopmuştur.

Bakın, ne demiş şair:

"Halkın ekmeğidir adalet / bakarsınız bol olur bu ekmek / bakarsınız kıt / bakarsınız doyum olmaz tadına / bakarsınız berbat. / Azaldı mı ekmek, başlar açlık / Bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya."

ADALET KRİZİNİN FARKINDA MISINIZ?

 Ülkemizdeki ekonomik krizin de adalet kriziyle göbekten bağlı olduğu gerçeğinin farkında mısınız? Eğer farkında olsaydınız "Demokrasinin en büyük kazanımı muhalefettir." diyen bir Adalet Bakanı olarak, daha dün gece polislerin, iktidarı eleştirmek için şiddet içermeden yürüyüş yapan yurttaşlarımıza müdahale etmesine izin vermezdiniz. Bu ülkenin Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanına düzenlenen linç girişiminde bütün sorumluların hemen yargılanması için uğraşır, iktidarın bundaki sorumluluğunu da yargılardınız. Genel Başkanınız Sayın Erdoğan'ın linç görüntülerini gösterip "Bunlar iyi günleriniz." diye tehditler savurmasına engel olurdunuz. Eğer ekonomik krizin, adalet kriziyle göbekten bağlı olduğu gerçeğinin farkında olsaydınız "Aklınızı kiraya vermeyin, gerekirse köprüyü geçmeyin, zahmete katlanın, köprüyü geçip de onurunuzu zedelemeyin." diyen bir Adalet Bakanı olarak gençlerin geleceğine TÜGVA, TÜRGEV, Ensar gibi vakıflarla ipotek koyulmasına izin vermez, gençlerimizin bu vakıfları köprü gibi görmelerine engel olur "Gençlerimiz aklını kiraya vermeyecek." derdiniz. Eğer bir adalet krizi yaşadığımızın farkında olsaydınız "Demokrasinin en büyük düşmanlarından biri de ötekileştirmedir." diyen bir Adalet Bakanı olarak suçlu, suçsuz herkesin doldurulduğu, KHK torbalarıyla insanların ekmeklerinden olmasına izin vermez, KHK'lilerin büyük bir ötekileştirme projesi olduğunu görür ve engel olurdunuz. Bu ülkenin en değerli hocalarını, üniversitelerinden bir gecede atmazdınız, çocuğu olmadığı hâlde "Çocuğunu FETÖ okulunda okuttu." diye insanları ihraç edecek kadar gerçeklikten kopmazdınız. "Hukuk devleti, doğası ve tanımı gereği temeline insan haklarını koymaktır." diyen bir Adalet Bakanı olarak 4'üncü evre kanser hastası olmasına rağmen cezaevinde tutulan Ayşe Özdoğan'ın infazını derhâl durdurdunuz.

SÖYLEM BAŞKA UYGULAMA BAŞKA

Sayın Bakan, eğer yaşadığımız adalet krizinin farkında olsaydınız "Adil davranma yükümlülüğü her kurum, her fert yani hepimiz için geçerli bir yükümlülüktür." diyen bir Adalet Bakanı olarak herhangi bir demokratik ülkede, değil bir Bakanın, bir hükûmetin istifa etmesini gerektirecek derecede ciddi iddialar bir suç örgütü lideri tarafından ortaya döküldüğünde, bunların sümen altı edilmesine izin vermez, İçişleri Bakanı dâhil, adı geçen herkesin derhâl yargı önünde hesap vermesini sağlardınız. Banka hesabında sadece 100 TL hesap artışı olan ihraç kişinin, OHAL Komisyonunda ret aldığı ve iki yıl cezaya çarptırıldığı bir ülkede, "Devletin önemli 3 kurumunun başına Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Sigortacılık Denetleme Kuruluna aynı bankada üst düzey yöneticilik yapmış kişiler nasıl atanıyor?" diye sorardınız.

    Üstünlerin hukukunu korumak için değil, hukukun üstünlüğünü korumak için görevdesiniz Sayın Bakan. Söyledikleriniz değerli ama söylem başka, uygulama başka.

MUĞLA,YATAĞAN, DATÇA’YA YAKIŞIR ADLİYE BİNALARINA KAVUŞACAK MI?

Sayın Bakan, adaletin verdiği kararlar kadar, o kararların nerede verildiği de önemlidir. Bugün Muğla'nın kendisine yetecek bir adalet sarayı yoktur. Adliye çalışanları asansör boyutundaki odalarda çalışıyorlar. Yatağan'daki adalet hizmetleri hâlâ daha hükûmet konağında görülüyor. Daha acısı, Datça'da hükûmet konağı yıkıldıktan sonra adalet hizmetleri artık devlet hastanesinin deposunda görülüyor. Bu ayıba derhâl son verip Yatağan'a, Datça'ya yakışır adliye binalarının ve Muğla'mız için Muğla'ya yakışır yeterli bir adliye sarayının acilen yapılmasını talep ediyoruz, bu konuda çalışmalar var mıdır, varsa nelerdir?


ÜLKEMİZ HER GÜN YENİ BİR ÇEVRE FELAKETİ İLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILIYOR...Önceki Haber

ÜLKEMİZ HER GÜN YENİ BİR ÇEVRE FELAKETİ...

“Ekonominin kitabını yazdıklarını söylüyorlar ama resmen vatandaşın defterini dürüyorlar”Sonraki Haber

“Ekonominin kitabını yazdıklarını söylüy...

Başka haber bulunmuyor!