Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Açlık ve Yokluk nedir bilir misiniz?

Açlık ve Yokluk nedir bilir misiniz?

İnsan hayata tutunabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için karnını doyurmak zorundadır.

Bir tek bununla da kalmaz. İnsanca uygarca yaşamak için bir takım zaruri harcamalarınız vardır.

Bugün Türk-iş sendikası rakamları gün itibariyle aylık olarak açıkladı.

Bakın ne diyorlar;

4 kişilik ailede bir aylık AÇLIK SINIRI 2.406,46 TL,

Bir aylık YOKSULLUK SINIRI 7.838,62 TL,

Tek bir kişinin bir aylık yaşama maliyeti ise 2.919,00 TL

Kısacası, bu açıklanan resmi rakamlardan sonra şunu diyeceğiz. Ayda en az 4-5-6 bin lira geliri olmayan aile hem aç hem de yoksul...

Soruyorum size, bu ilkede asgari ücret ne kadar?

Biliyorsunuz, 2020 yılı için asgari ücret tutarı net 2 bin 324 lira 70 kuruş olarak belirlendi.

Bu açıklanan Asgari ücret ile yaşama tutunmaya çalışan aile sayımız ne kadar?

Ve bu insanların, bu ekonomik şartlarda yaşaması mucize değil de nedir?

Emeklilere bakın.

Açıklanıyor.

En kötü emekli aylığı 1500 lira oldu deniyor.

İnsan bunu söylerken utanır yüzü kızarır.

25 yıl çalışmış emekli olmuş esnaf ve bağ kur emeklileri içinde 4-5-6 bin lira alan kim var?

Sigortalı kim var?

Emekli sandığından kaç kişi alıyor?

Herkes Milletvekili, Belediye Başkanı, Müsteşar, Vali, Genel müdür, Bakan, Başbakan, Cumhurbaşkanı emeklisi değil ki.... Açıklanan açlık sınırı olan ve yoksulluk sınırı olan rakamların üzerinde parayı bir onlar alıyor.

Geri kalan çalışan asgari ücretli işçi, emekliler resmen AÇLIKLA YOKLUKLA boğuşuyorlar ve geçinemiyorlar. Her ay bir ay sonraki alacakları maaşı bile borçlanıyorlar.

Evine 4-5-6 bin lira aylık gelir girmeyen aç, yoksul kardeşim...

Bu sayıda ülkemizde yüzde 90’lara varıyor...

Yüzde 10’luk kesimi gösterip, her şey çok iyi demek ve güllük gülistanlık haberler yapmak terbiyesizliğin dik alasıdır.

Bu ülkede yüzde onu kapsayan, ekonomisi iyi olanlar, horon tepip halay çekerken, şinanay yavrum şinanay... Açlık ve yokluk içinde sürünen yüzde doksanlık kesimin durumu ise kimsesizler mezarlığı...

Üzülmemek elde değil.

Bu durumu görüp de çare aramayan yönetici KUL HAKKINA giriyor bilesiniz.

Açıklanan aylık açlık ve yoksulluk sınırı rakamına bakıp da abartılı bulanlar da olacaktır.

Unutmayın ki, insanın sadece ölmeyecek kadar karnını doyurması yetmemektedir. İnsanın hayatını anlamlı kılacak ekonomik, siyasi, kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılabilmesi, üretebilmesi ve değer yaratabilmesi sağlıklı olmasına, sağlıklı olması da iyi beslenebilmesine bağlıdır.

Ben buradan bir kez daha sesleniyorum.

Asgari ücret en az 4 bin lira olmalıdır. Emekli aylıklarının en kötüsü 4 bin lira olmalıdır.

Her şeye, her yatırıma, lüks araçlara, lüks hizmet binalarına para bulan devletimiz bunu kendi insanına yapmalıdır.

Devlet de İsrafı önlesinler.

Fahiş fiyatla ihale, alım satım önlensin.

Her yönetici ve devlet idarecisi için geçerli olmak üzere Lüks araçlardan, makam arabası saltanatından ve makam odası saltanatından vazgeçsinler.

Devlete ait mülkler boş atıl dururken hizmet binası kiralamasından vazgeçsinler.

Devlet dairelerinde bir kişinin yapabileceği işi 4-5 kişiye yaptırmanın önüne geçsinler.

Devlet kendi memur ve işçisinin yüzde ellisini yüzde 30 kapasite ile diğer yüzde ellisini ise hiç çalıştıramaz hele gelmiş. Önce bunu yüzde yüz kapasite ile çalıştırır hale gelsin.

Devlette görev alacak her birey konusunda uzman, ehliyet ve liyakat sahibi değilse görev vermesin işe almasınlar. Bu tasarrufları yapsınlar. Bin asgari ücretlinin parasını ihale ile bir üçkâğıtçıya kaptırmasınlar.

Bu devletin imkânları hepimize adil ve eşit hakkaniyetli olarak yeter. Asgari ücret 4 bin, emeklinin en kötüsünün aylığı da 4 bin olur, insanların yüzü gülmeye başlar.

Aç insan önce fikrini, sonra zikrini yer.

Ondan sonrada huzur kalmaz, kavga bitmez, toplumsal barış bozulur.

Açlık kötülüklerin anasıdır.

Bu insanlara iyilik yapmayı beceremiyorsanız bari kötülük yapmayın.

Yapmayın ki, barışı, sevgiyi, saygıyı yeşertin...