haberanaliz
Oğuz UÇAR

Oğuz UÇAR

Mail: oguzucar1@gmail.com

AKP, KAYBEDİYOR AMA

AKP, KAYBEDİYOR AMA

Şimdi size iki soru;
Devlet adamı nasıl olunur?
Devlet nasıl yönetilir?

Biliyorum, hepinizin bu konuda söyleyeceği çok şey var!

Takdir edeceğiniz gibi, Devlet Adamı olmak son derece sorumluluk isteyen zorlu bir yoldur!..
Doğru karar verebilmek ve aldatılmamak için önce entelektüel bilgiye, zekaya sonra da, mangal gibi bir yüreğe sahip olmayı gerektirir, Devlet Adamı olmak!..

Eğer bu özellikler yoksa kişi de; Dernek bile yönetilemez eksik bilgiyle...

***
Önemli bir sorumluluk olan yöneticilik, hakkı ile yapılmadığında aslında vebal almaktır!
Bir başka ifade ile, kul hakkı almaktır. Kul hakkı ise bizim inancımıza göre, Allah katında bile affa girmez!

Yöneticilik; kendisine duyulan güveni boşa çıkartmamak, insanları da pişman etmemektir.

Hele hele, ortada sorumluluğu alınan bir millet ve devlet var ise;
İşte o zaman, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin Kayınpederi Şeyh Edebali’nin şu sözlerini hiç unutmamaktır.

Bakınız, Şeyh Edebali, Osman Gazi’ye ne diyor?

“Ey Oğul!

Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana...

Güceniklik bize; gönül alma sana...

Suçlamak bize; katlanmak sana...

Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana...

Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana...

Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana”

Yani, sorumluluk makamında isen; her olumsuzluğu da göğüslemeye hazır olacaksın!

Bir defa kimseye öfkelenmeyeceksin, kimseye gücenmeyeceksin!
Herkesin gönlünü alan, sen olacaksın!
Hiç bir konuda acizlik içine düşmeyeceksin!
Aldatmayacak ve aldatılmayacaksın!
Yönetmekte olduğun herkesle iyi geçinecek, onları ötekileştirmeyecek ve huzursuz etmeyeceksin!
En önemlisi de ADALETLİ OLACAKSIN!

Bütün bunlara rağmen haksız eleştirilere uğrasan bile, her zaman olgun davranıp, herkesi kucaklayacaksın! Diyor...

Ne kadar net, değil mi?

***
Peki, bizde neler oluyor?
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da bazı mitinglerinde sık sık Edebali’nin sözlerini tekrarlıyor. Ama o sözleri nedense uygulamıyor!

Aslında “Sıkıntının sırrı” burada ama göremiyor.

Geçen haftalarda yazmıştım, yine tekrar ediyorum;

AKP 18 yıl önce, Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklarla mücadele edeceğini belirterek iktidara gelmişti. 18 yıl sonra “3Y” çukuruna kendisi düştü.

Çünkü idealist insanlar dışlandı. Parti içi demokrasi bitti. Seçilmiş Belediye Başkanları Millet iradesi hiçe sayılarak görevlerinden alındı. Delege iradesi hiçe sayılmaya başlandı. Partide “Atamalı Yöneticiler” dönemine geçildi.

İlk kuruluşta görev alanların yerleri “Çıkar peşinde koşanlar” ile dolduruldu.
***

Geçenlerde gazetelerde yer alan bir haber dikkatimi çekti.
Haberin başlığında, AKP’nin Diyarbakır’da Sosyal Medya üzerinden İlçe Başkanları aradığı yazıyordu. Gazete, Diyarbakır İl Başkanlığı tarafından Facebook’da yayınlanan ilanda;
“Kongre sürecinden dolayı boşalan Bağlar, Bismil, Çınar, Dicle, Ergani, Hani, Hazro, Kayapınar,  Kulp,  Lice,  Silvan, Yenişehir İlçelerimiz için İlçe Başkanlıkları Başvuruları İl Teşkilat Başkanlığımızca Bizzat müracaatlar alınacaktır. Tüm Halkımıza duyurulur. Saygılarımızla.”denildikten sonra, adaylardan fotoğraflı CV ile bir adet vesikalık fotoğraf istendiğini belirtiyordu.

Sanki “Münhal Kadro”ya eleman arıyorlar!

Şaka gibi yani!

Gelinen noktada büyük sıkıntıların yaşandığı AKP’den ümidi kesip yollarını ayıranlar ile konuşuyorum. Hemen hemen hepsi, partinin içinde bulunduğu durumdan üzüntü duyduklarını dile getiriyorlar. Ve şöyle konuşuyorlar;
“İl ve İlçe Yöneticilerimiz ile Milletvekillerimize ulaşamaz olduk. Halkın şikâyetlerini kendilerine iletemiyoruz. Geçmişte, mahalle teşkilatları olarak değer görüyorduk. Şimdi hiç bir değerimiz kalmadı. Verdiğimiz sözler havada kalıyor. Artık yorulduk.”

İsmi bende saklı olan bir arkadaşım iseTayyip Beyden dert yanarken,
“Her akşam, her saat, bütün kanallarda onun yüzünü görmekten yorulduk. Kaşları kalkmış, öfkeli halinden korkar olduk. Muhalefet liderlerini mi? eleştiriyor. Yoksa bizleri mi? azarlıyor. Anlayamadık gitti” diyor.

Aslında Tayyip Bey için ne kadar acı bir durum!

Keşke, hem partisinin hem de ülkenin geldiği son noktayı görebilse!

Keşke, etrafını saran liyakatsiz insanlardan kurtulabilse!

Keşke, kendisini eleştirenleri düşman gibi görmeyip onların sesine kulak kabartabilse!
Bu böyle devam ettiği sürece, kendisi kaybedecek!
Ama ülke de kaybediyor!
Aslında ben ona yanıyorum!