haberanaliz
Oğuz UÇAR

Oğuz UÇAR

Mail: oguzucar1@gmail.com

CORONA SONRASI

Geçen yılın Aralık ayından bu yana, bütün insanların birinci gündemi (COVID-19) Corona Virüsü oldu...

Neredeyse onunla yatıyor, onunla kalkıyoruz.

Çünkü, dünya çapında insan varlığını tehdit ediyor.

Ülkeleri yönetenler, bu konuda aldıkları tedbir paketlerini açıklıyorlar.

Bu süreçte sağlıklı kalabilmek için yapmamız gerekenler üstüne basıla basıla anlatılsa da, anlayamıyoruz, ya da anlamıyoruz!

Ne yazık ki yetkililerinin bu daveti, halkımız arasında yüzde 100 bir karşılık bulmadı.

Özellikle 65 yaş ve üzerindeki vatandaşlarımıza risk altında oldukları hatırlatılsa da, bu yaş grubu uyarıları dinlemiyor.“Bana bir şey olmaz” anlayışı ile hala sokaklarda geziyorlar.

Kimin bu virüsü taşıdığı, kime bulaştırdığı bilinemediği için süreç uzuyor.
Hastalığın kontrol altına alınması bu yüzden zorlaşıyor.

Hakikaten kötü bir süreçten geçiyor bütün dünya...
Herkes, sadece kendisinden ve ailesinden değil bütün insanların sağlığından sorumlu olduğunu anlaması lazım artık...

İş işten geçmeden, herkes yapılan uyarılara kulak asmalı.
Yaşanılan süreçte, herkesin önce kendini koruyarak bu yolda mücadele verenlere destek olmaları gerektiğini düşünüyorum.

***

Benim yazılarımı takip edenler bilirler...
Eğilmeden, bükülmeden, lafı dolandırmadan ne söylemek istiyorsam onu yazıyorum.

Bana göre; Gazeteci, Halkın düşünüp de söyleyemediğini yazabilen insan olduğu için bu tanıma uygun hareket etmeye çalışıyorum.

Özellikle Sağlık Bakanımız her akşam ekranlara çıkarak “Pandemi” olarak ifade edilen salgında geldiğimiz noktayı anlatıyor. Kendisine sorulan soruları cevaplandırıyor.
Sayın Bakan bu süreçte herkesi evlerinde olmaya davet ediyor. Ülkemizde verilen mücadeleyi yürekten desteklerken, sağlık çalışanlarımızı da ayakta alkışlıyorum.

Sürecin başladığı ilk gün itibarı ile Milli Eğitim Bakanlığı, üzerine düşeni yaptı.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un talimatı ile düğmeye basıldı. MEB’e bağlı tüm okullarda hayat durdu. Ancak, hemen arkasından eğitim ve öğretimin dijital ortamda yapılacağı müjdesi geldi.

Buraya kadar her şey tamam!...

Ancak, MEB’e bağlı okullarda görev yapan öğretmenlere maaş ve ek ders ücretleri ödenirken binlerce Ücretli Öğretmenler, Usta Öğreticiler adeta ortada bırakıldı.

Geçtiğimiz gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile birlikte ortak basın açıklaması için gazetecilerin karşısına geçen Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un “Ücretli Öğretmenler” konusunda kendisine yöneltilen soruya “Girdikleri ders karşılığı ücret alıyorlardı” şeklindeki açıklaması bu işi yapanları üzdü. Yurdun dört bir yanında sayıları binleri aşan MTSK kurslarında görev yapan Direksiyon Usta Öğreticilerini de rahatsız etti. Geçimlerini sadece bu işe bağlamış olan bu insanları karamsarlığa sürükledi.

Devlet böyle mi? olmalı...
Madem bir tedbir paketi açıklıyorsunuz, eğitimin bir parçası olan Ücretli Öğretmenleri ve MTSK Kurslarında görev yapan Direksiyon Eğitmenlerini neden görmezden geliyorsunuz?

İstanbul’da uzun bir süredir İSADED (İstanbul Avrupa Direksiyon Eğitmenleri Derneği) çatısı altında Direksiyon Usta Öğreticileri bir araya geliyor. Bu dernek geçtiğimiz günlerde Renan Kalfalı’nın Başkanlığında Tüzel Kişiliğini kazandı.

İSADED Başkanı Kalfalıyaşanan süreçle ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu;
“Yetkililerin ‘evde kal’ çağrılarına ve MEB’in 30 Nisan’a kadar eğitime verilen arayı uzatmasına rağmen kurucular, çoğu eğitmenlerine işe başlaması yönünde baskı yapıyor. 

Sosyal mesafenin 1,5 metreye çıkması gerektiği açıklanıyor. Ancak TÜSEKON (Sürücü Eğitimcileri Konfederasyonu)yine de ‘hijyen şartları sağlanarak’ eğitimlerin yapılabileceğini savunarak bu konuda bakanlığa öneri yazıyor.Dernekleşmenin, sendikalaşmanın yasal hak olduğu unutuluyor ve kara listeler oluşturularak arkadaşlarımız tehdit ediliyor.
Görevimiz gereği tehlikeli iş gurubunda olmamız gerekirken, bizler büro elemanı olarak geçiyoruz. Birden fazla kanuna bağlıyız ve hakkımızı hangi kanuna göre arayacağımız belirsiz. Eğitmenlere idari izin verilse bile usta öğreticiler bunun dışında tutuluyor. MEB’e bilgilenmek için gidiyoruz, ‘Gidin hakkınızı Çalışma Bakanlığında arayın’ cevabını alıyoruz. Biz statümüzü kazanmak istiyoruz. Bizim işimiz eğitim.Yaz aylarının başına geldiğimizde sermaye sahipleri belki sadece sermayesinden kaybedecek ama direksiyon eğitmenleri açlıkla mücadele ediyor olacak.”

Milli Eğitim camiasında, Corona sonrası görünen tablo maalesef bu...
Sözü fazla anlatmaya gerek yok. Çok geç olmadan, Milli Eğitim Bakanlığı’nında bir şey söylemesi lazım!

Bekliyoruz...