Prof.Dr.İbrahim Ortaş

Prof.Dr.İbrahim Ortaş

Mail: iortas@cu.edu.tr

Edindiğimiz Deneyimler

Avrupa Ülkelerinde Toprak Bilimi Eğitimi Çerçevesinde Edindiğimiz Deneyimler

Reading Üniversitesi Toprak Bilimi Bölümü, İngiltere’deki nerdeyse tek Toprak Bilimi Bölümü. 1992 yılında İngiltere’de Reading Üniversitesi, Toprak Bilimi Bölümü lisansüstü öğrencilerini Avrupa Topraklarını araştırmak, bilgi ve görgü artırma amacı ile Avrupa’nın bir ülkesine bilimsel geziler düzenliyorlardı. Bu geziler çerçevesinde, Fransa ve Hollanda Belçika’da arazi çalışmasına katılmıştım. Her yıl düzenli olarak ağırlıklı olarak yapılan öğrenci araştırma gezilerine katılmak gerçekten keyifli ve öğreticiydi. Aynı zamanda bir planlama ve ön hazırlık gerektiren bir süreçtir de. Bölümden iki hoca, teknik elemanlar, önceden hazırlıklar yapılırdı. Hazırlıklar içinde gidilecek ülkenin ilgili üniversitesinin, ilgili bölümü ve hocaları ile çok önceden iletişime geçilir. Bende hazırlık toplantılarına çoğunluğuna katılırdım. Araziye çıkmadan bir gün önce son hazırlıklar gözden geçirilir ve yola üniversitenin araçları ile çıkılırdı.

Arazide toprak profillerinin açılması, profil tanımlaması, toprak örneklerinin alınması ve profil başında toprak oluşumu, jeoloji, jeomorfoloji, bitki örtüsü ve iklim özellikleri hakkında bilgi sunulur ve tartışma başlardı. Arazide konuyu bilip bilmediğiniz orada ortaya çıkmaktadır.  Dönüşte de arazi ve topraklar hakkında rapor yazmak vardı. Eğitim böylece yapılarak sağlanıyordu. Ayrıca açılan toprak profili toprakları karşılaştırma yapılması da isteniyordu. Bu şekilde değişik toprak bilimcileri ile de tanışma şansımız oldu. Ben şahsen çok yaralandım ve öğrendim de.

Avrupa’ya geçmek için Manş Denizini geçmek için feribotlar kullanılırdı. İnanılmaz güzel zaman geçirilirdi gidiş gelişlerde. Denizin havasını solmayı ilk defa o yolculukta hissetim. Avrupa’da katıldığım arazi çalışmaları hem öğretici hem de keyifliydi. Bütün gün arazide gezilir, sonrada akşam değişik yerlerde yenilir-içilir gezilirdi. O dönemde de notlar alırdım. Keşke bir fotoğraf makinem olsaymış. Yaşanan ve görülen onca güzellikler ve anılar kayda geçerdi. En azında anı yakalardım dün bugüne belge olurdu. Fotoğraf makinemin olmaması ne kadar ciddi bir eksiklikmiş. Ancak daha sonra İngiltere’den Kanada’ya ikinci Dünya Mikoriza kongreye katılmak için gittiğimde gördüğüm birçok yer ve güzelliğin belgelendirilmesi gerekliliği zorunlu olarak halen kullandığım eksi tip filmli fotoğraf makinesinin alınmasına yol açtı. İyi ki o makineyi almışım. Kanada’daki kongre sonrası Alexander ile bir araç kiraladık iki hafta Doğu Amerika ve Kanada’yı gezdik. O gezide 26 poz fotoğraf çektiğimi hatırlıyorum.

İngiltere’deki öğrencilik yılarımda Toprak Bölümünde ve kaldığım yurtta yabancı öğrenciler arasında çok aktif bir öğrenci olarak bulunuyordum. Öncelikli amacımız doktora eğitimimizi en iyi şekilde tamamlamaktı. Çok çalıştığımız gibi çok da iyi zamanda geçiriyorduk. Birçok sosyal aktiviteyi organize ediyordum. Öğrenci birliğinin İtalyan asılı berberinin İtalyan aksanı ile saç tıraşı yaparken futbol dışında bir şey konuşmamasına ve makine ile saçları kesmesine kızarak, kendi saçım dahi arkadaşlar berberlik yapmak gibi birçok aktivitenin içinde buldum kendimi. Değişik kültürlerin yemeklerine merakımdan, değişik ülkelerden arkadaşlar odama davet edip faklı yemekler ve sosyal organizasyonlar gerçekleştiriyorduk. Değişik ülkelerden gelen onlarca öğrenci ile dünya vatandaşlığı çerçevesinde aynı ortalamalarda bulunmanın verdiği mutluluğu bugün çok daha iyi anlıyorum. Birbirimizden çok faklı konulardan besleniyorduk. Sürekli yapılacak ve katılacak bir etkinlik ve aktivite bulunabiliyordu. Çok sade ve naif bir yaşamımız vardı. Kaldığımız tek kişilik, üç öğün yemeği olan yurtlar tam bir kültürler değişimi ortamıydı. Öğrenciler adeta iç içe yaşıyorlardı ancak birbirlerine karşı son derece saygılıydılar. Kimse kimsenin sınırlarını zorlamıyorlardı. Öğrenciler gerçekten üniversite ortamında öğrenci birliği ekseninde çok örgütlüydüler. Üniversitenin olanakları o zamana kadar görmediğimiz kadar genişti. Çok etkilenmiştik üniversite içindeki öğrenci aktiviteleri ortamından. Orada yaratıcılıklarını sergileyebilenler için her şeyi bulabilirdiniz. Bugün geriye doğu bakınca, artısı ve eksisi ile güzel günler ve anılar yaşanmışız. Ne yazık ki bugün ne o ortam, ne de o ruh kaldı bu yaşanası dünyamızda.

Arada geçen 28 yıl sonra Seri Lanka’dan Dharmakeerthi Wickramasinghe kısaca ona Keerthi diye hitap ettiğimiz kıymetli arkadaşım ilişikteki fotoğrafları paylaştı. Keerthi ile aynı danışmanın yönetiminde aynı laboratuvarda çalışıyorduk. Evli ve ailesi de yanında olduğu için bize dışarıda çok katılmazdı, ancak çok iyi bir arkadaşlığımız vardı. Brezilya’dan Alexander Nagure ile de yakın dostluğum vardı, aynı dönemde derslere başladık. Sonra çok ciddi bir kader birliğimiz oldu. Birçok kongre ve etkinliğe birlikte katıldık. Halen yazışırız.  

Çok sağ ol değerli kardeşim Keerthi, beni 28 yıl geriye yaşadığım anılarıma götürdün. Geçti o güzel günler, güzel anlarlar gözümün önünde. Şimdilerde emekli ve dede olmuş arkadaşım-kardeşim Keerthi bu fotoğrafları paylaşınca aklıma gelen ilk intibaları yazmak geldi içimden. İnşallah ileride bütün yaşadığım ve hayatımın şekillenmesinde çok önemli yeri olan yurtdışı eğitimin bana kazandırdığı onlarca acı-tatlı anı ve güzellikler yazarım.