haberanaliz
Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

Mail: mustafa.kaymakci68@gmail.com

EKMEK MESELESİNE KAMU SAĞLIĞI AÇISINDAN DA BAKALIM MI?

Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

mustafa.kaymakci68@gmail.com

9 Şubat 2020 tarihli gazetelere yansıtıldığı üzere Türkiye Ekmek Üreticileri Federasyonu Genel Başkanı  Murat Kavuncu,”günde 120 milyon ekmek üretildiğini ve yüzde 10’unun israf edildiğini,her yıl bu israftan dolayı 1.5 milyar doların  çöpe gittiğini ve de   bu parayla  500 adet orta ve ilköğretim okulu,500 kilometrelik 5 şeritli yol yapılabileceğini ve 160 ile 500 bin kişinin 1 yıllık sosyal güvenlik pimlerinin karşılanabileceğini “söylemiş.

Kimi uzmanlar  günübirlik çözüm yollarını, kimileri de  yaşanan israfın maliyetlerin artmasına ve kârlılığın düşmesine neden olduğunu anlatmış.

Beyaz Ekmek Üretiminde Neler Kullanılıyor?

Ancak ekmek israfına bakış açısından dile getiril(e)meyen,belki de ondan daha önemli konu, beyaz ekmek üretiminden kaynaklanan sağlık sorunudur.

Çünkü sağlık sorunlarımızın kimileri, beyaz ekmek  üretimi ve tüketimi   kökenli.  

Türkiye’de üretilen ekmek, halk arasında francala da denilen beyaz ekmektir.

Beyaz ekmek üretimininde; “Buğday unu, içme suyu, maya, tuz, mono ve digliseridlerin diasetil tartarik asit esterleri, hemiselulaz, fungal alfa amilaz, askorbik asit” gibi bir sürü madde ve kimyasal”  kullanılıyor.

Konuyla yakından ilgilenen bir platform da var; “www.gidahareketi.org .”

Beyaz ekmek üretiminde bir başka  sözü,hiçbir ekleme yapmaksızın fırıncılık sektöründeki  bir firmaya bırakıyorum.

Meraklısı,”www.aysukardesler.com”’a  girerek bakar.

“…Her şeyimizi batıdan ithal etmeye başladığımızdan beri bu en temel gıda maddemiz olan ekmek de değişikliğe uğratıldı. Balon gibi şişirilmiş, içi kof, tadı lezzeti kalmamış, ekmek görüntüsü verilmeye çalışılmış bir garip nesne oluvermiş.

İşte adı ekmek olan bu garip nesneyi üretmek için biz diyelim on, siz deyin yirmi çeşit, kökenleri hakkında bilgimiz olmayan ve bize bilgi verilmeyen katkı maddesi ilave ediliyor artık. Bu katkı maddelerinin tüketiciye faydası olmadığı gibi üstelik zararı olabiliyor.

Katılma Nedenleri: Hamurun asidini arttırmak, Bayatlamayı geciktirmek, Ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, Su kaldırma oranını yükseltmek, Hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek vs gibi amaçlar için kullanılmaktadırlar.”

Anılan web sayfasında, beyaz ekmek ürünlerinde kullanılabilen maddeler “…E170,E 471-E477 ,E 200, E 202,  E420, E920,  E924, E928, E170,  E422, E928” gibi  sıralanmış.

Beyaz Ekmek Üretiminde Kullanılan Katkı Maddeleri Sağlığımızı Tehdit Ediyor Mu?

Aynı web sayfasında Bu katkı maddeleri hayvan kökenli olabildikleri gibi, migrenden, alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir.

Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır ve kullanılır.

 ….Kullanıcı firma bu maddelerin içerikleri ile de pek ilgilenmez.

Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusu olmaktadır.

Bugün, üretici ve satıcı istekleri, gıdanın ilk günkü tazeliğini koruyacak şekilde, gıdaların raf ömrünün artırılması yönünde olmaktadır.

Buna karşılık gıdanın raf ömrünü artırmak amacıyla ürünlere ilave edilen katkı maddelerine karşı ise kimi tüketicilerin gittikçe artan haklı çekinceleri bulunmaktadır.

Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır.

Halbuki etiket bilgileri hem yasal olarak, hem etik olarak tüketicinin en tabii hakkı olmak zorundadır.

Ancak, bu sonuçta tüketicinin bilinçsizliği ve ilgisizliği, üreticinin bencilliği ve resmi kurumların denetimsizliği müştereken rol oynamaktadır.”

Beyaz Ekmek Türkiye’ye Ne Zaman Girmiş?

Bir Türk için ekmek kutsal değil miydi?  Ekmeğe saygının kökeninde insanlara sağladığı yararlar yatıyordu.

Eskiden yere düşen ekmek öpülür, başa konurdu.

Oktay Akbal, “ Önce Ekmekleri Bozuldu “ diye boşuna söylememiş.

Dikkat ederseniz,bu yapıtını yazdığı yıllar, Türkiye’nin, 1948 yılındaki Marshall yardımı ile endüstriyel beyaz un ve beyaz ekmekle tanışması yıllara denk geliyor.

Özetle ,ekmeğimiz de emperyalizmin yurdumuza girişiyle bozulmaya başlıyor.

Emperyalizm,siyasetimizden kültüre değin  yapımızı küreselleş(tir)me adıyla neo-liberal politikalarla  bozmadı mı? Bozmaya devam etmiyor mu?

Kimileri, neo-liberal  politikaları biz daha insancıl uygularız ,söz gelişi özeleştirmeyi bir daha iyi yaparız diyorlar.Neo-liberal politikaların getirdiği  çözümsüzlüğü göremiyorlar, başını kumdan çıkar(a)mıyorlar, amma gerçek bu.

Bir sonraki yazımızda  “Beyaz Ekmeğe Karşı Seçenek ve Ekmek Meselesine   Kamucu Bakış Açısından Çözüm Yolları Nedir?” konuları üzerinde duracağım.