Faruk BİLDİRİCİ

Faruk BİLDİRİCİ

Mail: fbildirici@gmail.com

Erdoğan'ın prompter kazasını yazamayan medya yanlış cümlesini düzeltemedi

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, prompter cihazını (elektronik suflör) başarıyla kullanan bir siyasetçi. Ayaküstü konuşmalar hariç hemen bütün konuşmalarını kürsünün sağına soluna yerleştirilen prompterlardan okuyarak yapıyor. Canlı yayınlarda da konuşma metni ekrandan akıtılıyor.

     Dönüşümlü çalışan prompter ekipleri, Erdoğan kürsüye çıktığında konuşma metnini onun hızına uygun şekilde şeffaf ekrandan akıtıyor. O da başını sürekli iki tarafa çevirerek, karşıya bakarak okuduğu için de dinleyenlere irticalen konuştuğu izlenimi veriyor.

   Zaten Erdoğan’ın konuşmalarına ilişkin görüntüler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan medyaya verildiği ya da denetlendiği için prompter ekranları hiçbir zaman gösterilmiyor.  

     Kaçınılmaz olarak arada bazı prompter kazaları da meydana geliyor. Metinde yanlışlık da oluyor, Erdoğan’ın konuşmasıyla uyum sağlanamadığı da.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın prompter kazalarının sonuncusu 1 Ağustos’ta yaşanmıştı. Partililerle video konferans aracılığıyla bayramlaşırken konuşma metni ekrandan hızlı akıtılınca Erdoğan yetişemedi. Canlı yayında olduğunu unutup “Geri al, Geri al” diye seslendi. Görevliler, “Efendim canlı yayındayız” diye uyarınca Erdoğan dudaklarını ısırıp sustu. Birkaç saniye sonra metin geri alındı ve Erdoğan prompterdan okumaya devam etti.

     Prompterdan okuyarak konuşan her siyasetçinin başına gelebilecek bir kaza bu. Haberlerde de Erdoğan’ın böyle bir kaza yaşadığının belirtilmesi gerekir. Fakat dikkat ettim, bu prompter kazası televizyonların canlı yayınlarına da yansımasına rağmen çok az medya kuruluşunun haberinde “Erdoğan’ın prompter kazası yaşadığı” vurgulandı. Gazeteler, televizyonlar, Erdoğan böyle bir kaza yaşamamış gibi verdi haberi.

     “İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden kıymetli değildir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün akşam Saray’da düzenlenen Kabine toplantısının ardından canlı yayında konuşurken de bir prompter kazası yaşadı. İzmir'de meydana gelen 6,9 büyüklüğündeki deprem sonrasında alınacak önlemleri aktarırken aynen şöyle dedi:

    “Vatandaşların desteği ile bu çalışmaları hızlandırmak ve bir an önce binalarımızı, şehirlerimizi, mahallelerimizi güvenli hale getirmek zorundayız. İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden daha kıymetli değildir. Tek bir kardeşimizin canının ve malının zarar görmemesi için imkanlar dahilinde yapılabilecek her şeyi süratle neticelendirmekte kararlıyız."

     Eminim başka biri “İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden kıymetli değildir” deseydi, dinleyenlerden uyarı gelirdi, birisi seslenirdi düzeltmesi için. Ama ne Erdoğan sözlerini düzeltti ne de oradakilerden “yanlış oldu” uyarısı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir şey olmamış gibi konuşmasını, daha doğrusu metni okumayı sürdürdü.

   Belli ki, yine bir prompter kazasına uğramıştı. Metni aynen okuyunca oradaki yanlışı olduğu gibi seslendirmişti. Dil sürçmesi de denebilir ama nihayetinde “Hiçbir şey insanlarımızın canından daha kıymetli değildir” demek yerine, insanların canının kıymetsiz olduğunu söylemişti!

    Yol Tv farketti

   Erdoğan’ın bu prompter kazasını Yol Tv’nin, sosyal medyadaki paylaşımından gördüm. “Erdoğan, prompter gazabına uğradı: "İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden daha kıymetli değildir!” deniyordu Yol Tv’nin, Erdoğan’ın konuşmasının hemen ardından yaptığı paylaşımda.

    Baktım Erdoğan’ın başka bir yerlerde “Prompter kazası” ya da “dil sürçmesi” haberi yapılmış mı diye. Göremedim. Hatta tam tersine Anadolu Ajansı, DHA ve İHA başta olmak üzere hemen bütün medya kuruluşları Erdoğan’ın yanlış cümlesini olduğu gibi yayımlamışlardı haberin içinde. İlk bakışta gözüme çarpan Hürriyet, Sabah, Akşam, Milliyet, NTV, Haber Global, Oda TV, Sputnik ve İnternet Haber’in web sayfalarında da aynen yer alıyordu bu yanlış cümle.

     Yol Tv’den sonra bugün de Tele 1, “Erdoğan prompterın gazabına uğradı” diye haber yaptı. Yine de sözünü ettiğim sitelerin çoğu Erdoğan’ın yanlış cümlesini düzeltmedi.

    Gazeteciler düzeltemedi bile

   Bir siyasetçinin dili sürçtüğünde ya da metinden yanlış okuduğunda farkedip bunu düzeltmiyorsa gazeteciler yanlışı olduğu gibi aktarmaz. Yanlış ya da eksik ifade düzeltilir. Ayrıca düzeltildiği de okura/izleyiciye nedeniyle birlikte duyurulur.

    Ancak “Geri al, geri al” ve “İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden kıymetli değildir” örneklerinde görüldüğü gibi yaygın medya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın prompter kazalarını okura/izleyiciye duyurmuyor; yanlış ifadelerini de düzeltmiyor.

    Oysa Erdoğan da bir insan, bir politikacı. Herkes gibi o da hata yapabilir, nitekim bu örneklerde görüldüğü gibi yapıyor da. Prompter kazaları ve yanlış ifadeleri hakkında okura/izleyiciye bilgi verilmeyip, yanlış ifadeleri de duyurularak düzeltilmeyince gerçeklere aykırı olarak Erdoğan konuşmalarında hiç yanlış yapmıyormuş gibi sunulmuş oluyor.

   Üstelik “İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden kıymetli değildir” gibi çok yanlış bir ifade sanki doğru bir cümleymiş gibi aynen aktarıldı. Erdoğan’ın konuşması onun da hata yapabileceği dikkatiyle dinlense ve haberi öyle yazılsa, en azından bu cümle metinden çıkarılırdı! O bile yapılmadı.

    Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnsanlarımızın canı hiçbir şeyden kıymetli değildir” diyebileceğine, bu cümlesinin de doğru olduğuna mı inanıyorlar? Bilemedim. Umarım birileri çıkıp haberi neden yanlışı düzeltmeden yayımladıklarını açıklar.

    Benim anladığım, siyasi iktidarın kontrolünde, itiraz etmeden, sorgulamadan, bağımsız ve eleştirel akıl kullanılmadan yapılan gazetecilik, Erdoğan’ın prompter kazalarını yazamadığı gibi yanlışına yanlış da diyemiyor, sözlerini de düzeltemiyor.