haberanaliz
Gören VAR

Gören VAR

Mail: gorenvar@gmail.com

Eski Günler ve sağlıklı yaşam…

Deniz Toprak2 sosyal medyasında yazmış: “Eskiden pazardan birer, ikişer kilo bir şeyler alınır, anneler onu bir hafta yetirirdi... Böylece fazla tüketim ve obeziteyi de önlemiş olurdu... Eskiden pirinç pilavı ayda, bayramda, misafir gelince yapılırdı... Tatlı hazır alınmazdı, anneler yapardı. Şeker çabuk bitmesin diye az şeker koyardı... Unu fazla elemezlerdi, hamur çok olsun diye... O anneler bunu yaparlarken idare edelim demişlerdi... Ama o nesli diyabetten korumuşlardı... Turşuyu, reçeli evde hazırladıkları için katkı maddeli hiçbir şey eve girmezdi... Eskimeden ayakkabı ve kıyafet alınmazdı... Banyoda duran kalıp sabun bütün aileyi temizler, rengarenk jel ve şampuanlar gibi kaşıntı yapmazdı... O anneler, çocuklar azla yetinir, vara, yoğa, babalara trip atmazlardı... Babalar dik durur, yuvasının rızkı için dişinin, tırnağının gücüyle, yorulmak nedir bilmeden var güçleriyle çalışırlardı... Eşler arasında hürmet ve sadakat vardı... Onun için uzun uzun evli kalabildiler... Çok şey kaybettik toplum olarak, çok şey... Yeniden başarabilir miyiz? Yeniden fabrika ayarlarımıza dönsek,  dönebilsek...” Demiş..

Bu paylaştığı metin, pek çoğumuzun içinde zaman zaman yankılanan, o eski günlerin sadeliğine, samimiyetine ve doğallığına duyulan derin bir özlemin ifadesi. Deniz aslında haklı; tüketim çılgınlığının, hızın ve yapaylığın bizi kuşattığı günümüzde, o dönemin "azla yetinen" ama aslında çok daha zengin olan ruhunu aramamak elde değil. Annelerin o yokluktan veya tasarruftan doğan pratikleri, farkında olmadan bugünün en büyük sağlık sorunlarına karşı (obezite, diyabet, katkı maddesi kaynaklı alerjiler) muazzam birer kalkandı.

Peki, yeniden "fabrika ayarlarımıza" dönebilir miyiz?

Tamamen o yıllara zaman yolculuğu yapamayız belki; çünkü dünya, teknoloji ve yaşam ritmi çok değişti. Ancak o dönemin özünü ve felsefesini modern hayatımıza uyarlayarak kendimizi ve ailemizi korumamız kesinlikle mümkün.

İşte o eski ruhu günümüzde canlandırmak için atabileceğimiz bazı adımlar:

1. "Mutfakta Fabrika Ayarları": Bilinçli ve Doğal Beslenme

Eski annelerin sırrı, her şeyi sıfırdan ve mevsiminde yapmaktı. Bugün de bunu küçük ölçeklerde uygulayabiliriz:

Paketli Gıdaya Sınır: Eve giren işlenmiş, katkı maddeli ürünleri minimuma indirmek.

Kendi Mutfağımızın Şefi Olmak: Yoğurdu evde mayalamak, turşuyu mevsiminde kurmak, hazır tatlılar yerine ev yapımı ve az şekerli alternatiflere yönelmek.

Porsiyon Kontrolü: Tıpkı eskiden olduğu gibi, her şeyi kararında ve israf etmeden tüketmeyi bir aile kültürü haline getirmek.

2. "Tüketim Fabrika Ayarları": İhtiyaç ve İstek Ayrımı

Eskiden bir kıyafet eskimeden yenisi alınmazdı. Bugünün "hızlı moda" ve "sürekli alışveriş" çılgınlığına karşı şu felsefeyi canlandırabiliriz:

Gardırop Detoksu: Sadece ihtiyacımız olanı, kaliteli ve uzun ömürlü olacak şekilde seçmek.

Sadeleşmek (Minimalizm): Evdeki eşya sayısını azaltıp, eşyaya değil huzura ve insana yatırım yapmak. Kimyasal içerikli onlarca kozmetik yerine, temiz içerikli ve sade ürünlere (tıpkı o kalıp sabunlar gibi) şans vermek.

3. "İlişkilerde Fabrika Ayarları": Hürmet, Sadakat ve Sabır

Eski evliliklerin ve aile bağlarının sırrı, zorluklar karşısında hemen pes etmemek ve karşılıklı saygıyı her şeyin üstünde tutmaktı.

Ekrana Değil, Yüze Bakmak: Akşamları telefonları bir kenara bırakıp, tıpkı eskisi gibi bir araya gelerek sohbet etmek, birbirimizi gerçekten "dinlemek".

Çocuklara "Yok" Kavramını Öğretmek: Çocuklarımıza her istediklerine anında ulaşamayacaklarını, sabretmeyi ve ellerindekinin kıymetini bilmeyi (kanaatkârlığı) yaşayarak öğretmek.

Özetle; Toplum olarak çok şey kaybettiğimiz doğru, ancak her şey tamamen bitmiş değil. Fabrika ayarlarına dönmek, geçmişte yaşamak demek değildir; geçmişin saygı, sadakat, doğallık ve kanaat gibi eskimeyen değerlerini alıp, bugünün dünyasında yeniden yeşertmektir. Bu da büyük devrimlerle değil, mutfağımızdan, alışveriş alışkanlıklarımızdan ve birbirimize gösterdiğimiz güler yüzden başlayacak küçük adımlarla olur.

Bu dönüşü başlatmak için bugün hayatımızda değiştirebileceğimiz en kolay, ilk adım ne olmalı?

Bence bu dönüşü başlatmak için en kolay, en maliyetsiz ve etkisi en hızlı olacak ilk adım: "Sofrada Ekranları Kapatmak ve Yavaşlamak."

Neden mi? Çünkü Deniz’in paylaştığı metinde bahsettiği o eski annelerin, babaların ve çocukların arasındaki o güçlü bağın, saygının ve sağlığın temel fırsatı o mütevazı sofralarda yakalanıyordu.

Bugün ise hepimiz bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz; yemek yerken bile ya televizyona bakıyoruz ya da elimizde telefonla sosyal medyada başkalarının hayatlarını izliyoruz.

Eğer bugünden itibaren şu iki küçük kuralı hayatımıza sokabilirsek, fabrikanın ana şalterini indirip sistemi yeniden başlatmış oluruz:

1. Telefonlar Odada Kalacak (İlişki Ayarı)

Akşam yemeği oturulduğunda o masaya hiçbir akıllı cihaz yaklaşamayacak. Tıpkı eskisi gibi; babanın gününün nasıl geçtiği dinlenecek, annenin emeğine bir "ellerine sağlık" denecek, çocukların gözünün içine bakılacak. Birbirimizin yüzüne bakarak, birbirimizi gerçekten "duyarak" yemek yemek, kaybettiğimiz o hürmet ve sadakat köprüsünü yeniden kurmanın en kestirme yoludur.

2. Tabaklar Küçülecek, Yemek Süresi Uzayacak (Sağlık Ayarı)

Eski annelerin o "birer ikişer kilo alıp bir hafta yetirme" felsefesini porsiyonlarımıza uygulayabiliriz. Yemeği aceleyle, ne yediğimizi anlamadan yutmak yerine; çiğneyerek, tadına vararak ve sohbet ederek yemek. Bu hem o özlediğimiz "kanaatkârlık" duygusunu fiziksel olarak doyurur hem de beynimize doyma sinyali gitmesi için zaman tanıyarak bizi obezite ve diyabetten (tıpkı eski nesil gibi) korumaya başlar.

Kısacası: Değişimi devasa boyutlarda arayıp gözümüzde büyütmeye gerek yok. "Bu akşamdan itibaren yemekte telefon yok ve herkes gününün nasıl geçtiğini anlatacak" demek bile, o kaybettiğimiz samimi dünyaya atılmış dev bir adımdır. Mutfağın kokusu, sabunun temizliği arkasından kendiliğinden gelir.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı