haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

FIRSATÇILIK AHLAKSIZLIĞI

Okurum e posta atıp sormuş: “Ülkemizde mal ve hizmetlerin sunumunda farklı fiyatlar uygulanmakta. Örneğin bir yerde kahve 50 lira ise bir başka yerde ve yerlerde 100 -150 -300 lira olabiliyor. Özellikle havalimanlarında durum daha astronomik. Her şey iki üç katına satılıyor. Bodrum gibi bir turizm cenneti yerde de fiyatlar dudak uçuklatıyor. Aynı kalem aynı malzeme ama fiyatlar uçuk. Fırsatçıların insafına kalmışız adeta. Bu nasıl bir ticari ahlak, nasıl bir piyasa düzeni”

Haklısınız, bu durum sadece bütçeyi değil, insanın adalet duygusunu da ciddi şekilde yaralıyor. Aynı fincan kahvenin veya aynı şişe suyun, sadece bulunduğu koordinat değiştiği için beş-on katı fiyata satılması, tüketicide "fırsatçılığa maruz kalma" hissi yaratıyor.

Bu dengesizliği ve arkasındaki mekanizmayı birkaç temel başlıkta analiz edeyim:

1. Serbest Piyasa Ekonomisi ve Sınırları

Türkiye'de genel olarak serbest fiyatlandırma sistemi geçerlidir. Yani bir işletme, sunduğu ürünün fiyatını (ekmek gibi tarifeye bağlı temel gıdalar dışında) kendi belirleyebilir. Ancak bu özgürlük, "etik" ve "ekonomik gerçeklik" duvarına çarpar:

Maliyet Farklılıkları: Havalimanı veya Bodrum'un en popüler koyundaki bir işletmenin kira, personel, lojistik ve enerji maliyetleri, mahalle arasındaki bir kafeyle kıyaslanamaz. İşletmeciler genellikle bu devasa sabit giderleri ürün fiyatlarına yansıtırlar.

Talep Esnekliği: Havalimanı gibi "alternatifsiz" alanlarda tüketici mecbur bırakıldığı için (fiyat esnekliği düşük), işletmeler bu durumu kar marjını maksimize etmek için kullanır.

2. Ticari Ahlak ve "Vurgun" Kültürü

Sizin de belirttiğiniz gibi, işin bir de ahlaki boyutu var. Turizm sezonunu "ne çarpsak kardır" mantığıyla gören anlayış, aslında uzun vadede kendi bindiği dalı kesiyor.

Sürdürülebilirlik Kaybı: Bugün Bodrum'da fahiş fiyat ödeyen turist (yerli veya yabancı), bir sonraki yıl rotasını Yunan adalarına veya daha şeffaf fiyat politikası olan ülkelere çeviriyor.

Fiyat Algısının Bozulması: Piyasadaki bu aşırı oynaklık, tüketicinin "normal fiyat" algısını yok ediyor. Bu da enflasyonist ortamda gerçek fiyat artışlarıyla, fırsatçı zamların birbirine karışmasına neden oluyor.

3. Denetim ve Yasal Düzenlemeler

Piyasa düzenini sağlamakla görevli kurumların (Ticaret Bakanlığı, belediyeler vb.) bu konuda bazı yaptırımları bulunuyor:

Fiyat Etiketi Yönetmeliği: İşletmeler fiyat listelerini kapıda ve masada açıkça belirtmek zorundadır. Sürpriz hesap gelmesi yasal suçtur.

Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu: Olağanüstü fiyat artışları ve stokçulukla mücadele için kurulan bu yapı, şikâyet üzerine ciddi cezalar kesebiliyor.

Tüketici Olarak Ne Yapılabilir?

Hizmet Almadan Fiyat Kontrolü: Menüde fiyat görmediğiniz hiçbir yerde sipariş vermemek en temel savunma mekanizmasıdır.

Şikâyet Hakkı: Makulün çok üzerindeki uygulamaları Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’na veya Haksız Fiyat Artışı (HFA) mobil uygulaması üzerinden Bakanlığa bildirmek, denetimlerin sıklaşmasını sağlar.

Tüketici Gücü: "Boykot" veya "tercih etmeme" gücü, piyasanın en büyük dengeleyicisidir. Alternatifi olan yerlerde fahiş fiyat uygulayan işletmeleri tercih etmemek, onları fiyat revizyonuna zorlayacak tek kalıcı çözümdür.

Maalesef şu anki tabloda piyasa, "ne koparırsam kardır" diyenlerle, "hizmetimin bedeli budur" diyen dürüst esnafın birbirine karıştığı bir kaos içinde. Bu düzenin oturması hem sıkı denetim hem de toplumsal bir etik mutabakat gerektiriyor.

Baki Selam ve Dua ile.

MUSTAFA GÖKTAŞ

Gazeteci / Yazar ve İktisatçı (Meslekte 43 yıl)

Çevre Ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER) Genel Başkanı