haberanaliz
Aytur GEZER

Aytur GEZER

Mail: ayturgezer@gmail.com

KURBAN BAYRAMI

Bayramlar, bir milletin ortak hafızasını yaşatan, milli ve manevi değerlerini geleceğe taşıyan en kıymetli zamanlardır. Sadece takvimde yer alan özel günler değil; gönüllerin birbirine açıldığı, kırgınlıkların unutulduğu, sevginin ve kardeşliğin yeniden filizlendiği müstesna anlardır.

Bayram gelmeden günler önce evlerde tatlı bir telaş başlar. Annelerin özenle hazırladığı yemeklerin, mutfaktan yükselen tatlı kokularının, pırıl pırıl temizlenen evlerin, yeni alınan bayramlıkların ardında aslında tek bir niyet vardır: Paylaşmak, ağırlamak ve gönülleri bir araya getirmek.

Çocukların bayram sabahı yaşadığı heyecan, büyüklerin ellerini öpmek için duyduğu sabırsızlık, kapıları çalan misafirlerin getirdiği bereket... İşte bayramın en güzel tarafı da budur. Çünkü bayram, sadece bir gün değil; sevginin, saygının ve vefanın hayat bulduğu bir iklimdir.

Bu mübarek günlerde büyüklerimizi hatırlamak, yaşlılarımızın gönüllerini almak, hastaları ziyaret etmek, yetimlerin başını okşamak, ihtiyaç sahiplerine el uzatmak ve ebediyete uğurladığımız sevdiklerimizin kabirleri başında dua etmek; bayramın ruhunu yaşatan en güzel davranışlardır.

Bugün, dini bayramlarımızdan biri olan mübarek Kurban Bayramı'nı idrak etmenin huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz.

Resûlullah Efendimiz (s.a.s.), Medine'ye hicret ettiğinde Medinelilerin kutladıkları iki bayram yerine bütün Müslümanlara daha hayırlı iki bayramın verildiğini müjdelemiş ve şöyle buyurmuştur:

"Allah Teâlâ size kutladığınız bu iki bayramın yerine daha hayırlısını, Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı'nı hediye etti."
(Sünen-i Ebû Dâvûd, Salât, 239)

Bayram; yalnızca yeni elbiseler giymek, sofralar kurmak değildir. Bayram; paylaşmaktır. Bayram; gönülleri tamir etmektir. Bayram; kırgınlıkların yerine muhabbeti, yalnızlığın yerine kardeşliği koyabilmektir.

İslam'da kurban; Allah'a yakınlaşmanın, teslimiyetin ve şükrün sembolüdür. Hz. İbrahim'in ve Hz. İsmail'in kıssasında gördüğümüz gibi kurban, sadece bir ibadet değil; gerektiğinde insanın Rabbinin rızası uğruna en kıymetlisinden vazgeçebilecek bir teslimiyetin adıdır.

Bayram gününde imkânı olanların ihtiyaç sahiplerini gözetmesi, sadakalarını vermesi, fitrelerini ulaştırması ve bayram namazının ardından kardeşçe musafaha edip kucaklaşması, dinimizin bizlere öğrettiği en güzel hasletlerdendir.

Bayram; sevinçtir...

Bayram; umuttur...

Bayram; barıştır...

Bayram; affetmektir...

Bayram; paylaşmanın bereketini hissetmektir.

Ve belki de en önemlisi; bayram, birbirimize "İyi ki varsın." diyebilmektir.

Bugün sıkça dile getirilen bir cümle var:

"Nerede o eski bayramlar?"

Belki eski bayramlar geride kaldı... Belki o kalabalık sofralar, dedelerimizin gölgesinde geçen çocukluk günleri artık birer hatıra oldu. Ama unutmayalım ki bayramları güzel yapan sadece geçmiş değildir; onları güzelleştirecek olan bizleriz.

Bir telefonla bir gönlü sevindirebiliriz.

Bir ziyaretle bir büyüğümüzü mutlu edebiliriz.

Bir tebessümle bir çocuğun hafızasında unutulmaz bir bayram bırakabiliriz.

Çünkü bayram, yaşandığı kadar vardır.

Gelin; nostaljinin özlemiyle yetinmeyelim. Bayramlarımızı sevgiyle, hoşgörüyle, paylaşmayla ve kardeşlikle yeniden inşa edelim. Çocuklarımıza sadece bayramı anlatmayalım; bayramı yaşatalım.

O zaman gönüller birleşecek, dualar çoğalacak ve bayram gerçekten bayram olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle; aziz milletimizin, İslam âleminin ve tüm insanlığın mübarek Kurban Bayramı'nı en kalbi duygularımla kutluyor, sağlık, huzur, bereket ve kardeşlik içerisinde nice bayramlara kavuşmayı Yüce Allah'tan niyaz ediyorum.

Bayramımız; gönüllerimize huzur, sofralarımıza bereket, ülkemize birlik, dünyamıza barış getirsin.

Bayramımız gerçekten bayram olsun…