haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

Ne çektiysem Dost görünenlerden çektim!

Meslekte 43 yılı doldurdum. Ben şu kısa ömrümde neler gördüm, neler işittim, neler yaşadım… Herkesin bir hikâyesi vardır, ama benim hikâyem acılarla doludur. Acılarla yoğruldum. Dost bildiğim kişilerden gördüğüm ihanet içimde kanayan bir yaradır. Elhamdülillah bu günlere geldim.  İslam’da arkadan atmanın büyük günah olduğu bilinir. Ancak birde İslam âlimlerinin yorumları vardır. Birisine kızıp ondan intikam almak amacıyla arkasından hatalarını, suçlarını etrafa yaymak, onun hakkında kötü konuşmak dinimizde bile en hoş görülmeyen hareketlerden biridir. İnsan arkadaşını, meslektaşını ne kadar yüceltirse kendisi de o kadar yücelir. Bir kimse hakaret görse bile sabretmelidir. Hakaret edene hakaret ederek onun seviyesine düşmemelidir.

Bakın vaktiyle iki molla efendi, ramazan ayında köylere vaaz vermeye giderler. Köylerin birinde bilgili bir şahsın evinde misafir edilirler. İkindi namazı için mollalardan biri abdest almaya dışarı çıkar. Odada kalana evin sahibi, “Mola efendi arkadaşının ilmi nasıldır, ahlakı iyi midir, kendisinden memnunmusunuz?” şeklinde bir soru sorar.  Molla, “O mu, Eşeğin tekidir. Cahilin biridir” der ve daha konuşacakken içeri diğer molla girer ve susar. Birazdan içerideki molla abdest almak için dışarı çıkar. Bu sefer köylü öbür mollaya arkadaşı hakkında soru sorar. Molla hemen anlatmaya başlar: “Bırak Allah aşkına, öküz, cahilin birisi, üstelik de kavgacı ve inatçı esinden memnun olayım bunun”..  Akşama kadar köylü kendi kendine düşünür. Bunlar insan olsalar, iyi geçinirlerdi. Biri eşek diğeri öküz olduğu için denk düşmemişler. Hiç olmasa ikisi de eşek yahut ikisi de öküz olsalardı yine neyse..” der. Nihayet iftar vakti gelir, iftar sofrası önceden kurulmuştur. Sofrada üzeri kapalı üç sahan vardır. Kapakları açarlar ki bir de ne görsünler? Birinin önünde arpa, diğer mollanın önünde ise saman, köylü ev sahibinin tabağında ise, tereyağına kırılmış mis gibi yumurta duruyor. Köylü mollalara buyurun der, buyurunuz niçin yemiyorsunuz? Mollalar şaşkın şaşkın birbirlerine bakarlar, köylü ise yemeleri için ısrarlıdır. Sonra ilave ederek der ki, ben yanlış bir şey yapmadım. Seni arkadaşına sordum, senin için eşektir dedi, bende önüne arpa koydum. Diğerine döner, senide arkadaşına sordum, o da senin öküz olduğunu söyledi. Bunun üzerine de senin önüne saman koydum. İşte böylece birbirinizden kimliklerinizi öğrenmiş oldum. Bu nedenle birinizin önüne arpa, diğerinizin önüne saman koydum. Çünkü bu yiyecekler hayvanlara verilir. Size ikramımım nedeni budur. Sonra sözlerini şöyle tamamlamış. Ehh bende insan olduğuma göre yumurta, et, pilav, zerde, tatlı, meyve gibi yiyeceklerde bana düşer…. Dost gözüküp arkadan karalama yapanların bilgilerine sunulur.

ALLAHIN TEMEL BUYRUĞUDUR, İNSANLARI UYARIN!

Kalk da uyar, (Müddesir 2, şuara 214, Yunus 2, En’am 51, Mümin 18, Nahl 2) Oku emri ile ile görev yüklenen benlik, gece kalkmak, sabır ve zikir gibi iç dünyayı zenginleştirmeye yönelik emirlerin ardından, ışığı insanlık dünyasına yaymak üzere harekete çağrılmıştır. Işık taşıyan benlik, elbisesine bürünüp bir köşeye çekilerek kendi çevresine koza öremez. Ayağa kalkmak ve taşıdığı değerleri insanlık dünyasının yararına sunmak zorundadır. Uyarı işte budur.

Liderlik, grupçuluk. Başına adam toplamak uyarı değil, nefsi tatmin için araç bulmaya çalışmaktır. Uyarı görevini gereğince yapan, uyarının özünü kavrayanlar tarafından zaten lider konumuna getirilir. Önemli olan nefse keyif sağlamak amacıyla uyarı yapmamaktır. Uyarı, hak rızası ve insanlık onuru için yapılır. Uyarı emri taşıyan ayetlerden Şuara 214, uyarının en yakın kişilerden başlatılmasını emretmektedir. En yakınını uyarmayan, başkalarını uyarmada samimi olamaz.

Allah levvama, nefse yani kendini özeleştiriye tabi tutan benliğe yemin ediyor. (Bk. Kıyame 2) Bu demektir ki, Kuran mümini, eleştiriye önce kendi benliğinden başlayacak, arkasından en yakını olan insanları eleştirecektir. Kendini ve yakınlarını uyarmayandan ışık beklemek aldanıştır.

Uyarı, sürekli bir biçimde ümit ve muştuyla yan yana olacaktır. Erdirici bir oluşta bu iki kutbun beraberliği kaçınılmazdır. Bunun içindir ki, en ideal mesaj taşıyıcılar olan peygamberlerin en önemli sıfatlarının biri NEZİR (Uyarıcı), biri de BEŞİR’dir (Muştulayıcı). (Bk. Maide 19, Hud 2, A’raf 188) Kuran’a göre ışık taşıyan benlik önce uyarır. Onun içindir ki Allah’ın temel buyruğu olan Uyarın emrini biz elimizden geldiğince uygulamaya çalışıyoruz.

Baki selam ve dua ile.