haberanaliz
Aytur GEZER

Aytur GEZER

Mail: ayturgezer@gmail.com

Nobel'in Ardındaki Soru İşareti

2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülü Orhan Pamuk’a verildi.Hayırlı uğurlu olsun. Bu hadise Türkiye'de sadece bir yazarın ödül alması olarak görülmemeli.Zira aynı zamanda uzun yıllar sürecek bir tartışmanın fitili de ateşlenmiş oldu. Kimileri bunu Türk edebiyatının dünya sahnesindeki en büyük başarısı olarak gördü. Kimileri ise ödülün yalnızca edebi ölçütlerle verilmediğini düşündü.
Çünkü ; Pamuk'un 2005 yılında İsviçre'de verdiği bir röportajda dile getirdiği ifadeler, Türkiye'de büyük tepki çekmiş, hakkında hukuki süreç başlatılmış, daha sonra bu süreç sona ermiştir. Kimileri bu açıklamaları düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmiş, kimileri ise tarihî gerçeklere ilişkin tek taraflı ve haksız bir itham olarak görmüştür.
İşte asıl soru burada başlıyor.

Gerçekten Nobel, sadece edebiyatın ödülü müdür? Pamuk’un 2005 yılında yaptığı açıklama ile ödülün ilişkisi varmıdır ?

Nobel Edebiyat Ödülü'nün tarihi incelendiğinde, zaman zaman siyasi ve ideolojik tartışmaların gölgesinde kaldığı yönündeki eleştiriler yeni değildir. Bu nedenle Orhan Pamuk'a verilen ödülün de yalnızca romanlarının estetik değeriyle açıklanamayacağını düşünenlerin sayısı az değildir.

Ödül verilmeden kısa süre önce Orhan Pamuk'un uluslararası basına yaptığı ve Türkiye'de büyük tepki çeken açıklamalar hâlâ hafızalardadır. Elbette herkes düşüncesini açıklama hakkına sahiptir. Ancak uluslararası kamuoyunda Türkiye'yi suçlayan söylemlerden sonra dünyanın en prestijli ödüllerinden birinin gelmesi, "Acaba Nobel Komitesi sadece edebiyatı mı ödüllendirdi?" sorusunu beraberinde getirmiştir.

Bu soruyu sormak ne ifade özgürlüğüne karşı çıkmaktır ne de edebiyatı küçümsemektir. Tam tersine, Nobel'in tarafsızlığına ilişkin meşru bir sorgulamadır.

Hiç kimse Orhan Pamuk'un roman yazarlığını inkâr edemez. Eserleri birçok dile çevrilmiş, geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Ancak iyi bir romancı olmak, ortaya konulan her siyasi veya tarihî görüşün tartışılmaz olduğu anlamına gelmez.

Daha da önemlisi, uluslararası ödüllerin bazen ülkelerin iç tartışmalarına müdahil olacak şekilde algılanması, bu ödüllerin itibarını da tartışmaya açmaktadır. Eğer Nobel gerçekten evrensel edebiyatın zirvesiyse, kararlarının siyasetten tamamen bağımsız olduğuna herkesi ikna edebilmelidir. Aksi hâlde ödül, edebî bir takdir olmaktan çıkar; siyasi mesaj taşıdığı yönündeki eleştiriler güç kazanır.

Türkiye'nin yetiştirdiği büyük edebiyatçılar yalnızca Orhan Pamuk'tan ibaret değildir. Yaşar Kemal, Tarık Buğra, Necip Fazıl Kısakürek, Kemal Tahir ve daha niceleri, Türk kültürünü ve insanını derinlikli biçimde anlatan eserler bıraktılar. Buna rağmen Nobel'in tercihi, yıllardır tartışılmaya devam ediyor.

Belki de mesele Orhan Pamuk değildir.

Belki mesele, dünyanın en prestijli edebiyat ödülünün gerçekten sadece edebiyatla mı ilgilendiği sorusudur.

Çünkü edebiyat; insanı anlatır. Siyaset ise çoğu zaman insanı ayrıştırır. Nobel'in hangisini ödüllendirdiği sorusu ise hâlâ cevabını arıyor.