haberanaliz
Mustafa GÖKTAŞ

Mustafa GÖKTAŞ

Mail: mustafagoktas006@gmail.com

TARIMDA GIDA GÜVENLİĞİ ÇEKİLEN SIKINTILAR

Çevre Şurasında bana sordular:  “Dünyada Tarım sektörü çok farklı bir çalışma şekli ile sürdürülürken Türkiye de bu sistem bir türlü oturmuyor. Tarladan Rafa gelene kadar insanlar çok pahalı yediği gibi, birde gıda güvenliği yok sayılıyor. Neyi, neden yiyoruz, niçin, yiyoruz, nasıl tüketiyoruz, içinde ne var, sağlıklı mı, sağlıksız mı bilmeden tüketiyoruz. Halk sağlığı ciddi bir tehlike altında.  Tarımda gıda güvenliğini nasıl sağlayacağız ve sağlıklı gıdayı tüketici ile nasıl buluşturacağız?”

Bunun analizini şöyle yaptım:

Değerli kardeşlerim, tespitleriniz ne yazık ki çok yerinde ve Türk tarımının kanayan yarasına parmak basıyor. Dünyada tarım artık bir "veri ve izlenebilirlik" disipliniyle yönetilirken, bizde hala geleneksel yöntemlerin ve kontrolsüz aracı zincirinin yarattığı bir kaos hakim. Tarladaki çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığı, tüketicinin ise fahiş fiyata "ne yediğini bilmeden" beslendiği bu paradoksu kırmak imkânsız değil; ancak köklü bir zihniyet değişimi şart. Gıda güvenliğini sağlamak ve halk sağlığını korumak için atılması gereken adımları şu başlıklar altında toplayabiliriz:

1. Uçtan Uca İzlenebilirlik (Tarladan Çatala Dijital Kimlik): Şu an yaşadığımız en büyük sorun, raftaki ürünün geçmişini bilmemek. Çözüm, Blokzincir (Blockchain) tabanlı takip sistemlerindedir.

Dijital Pasaport: Her ürünün bir QR kodu olmalı. Tüketici okuttuğunda; hangi tarlada yetişti, hangi ilaçlar (pestisit) kullanıldı, ne zaman hasat edildi ve hangi depolarda beklediğini görebilmeli.

Kayıt Dışı Üretimin Engellenmesi: Sertifikasız tohum ve kontrolsüz ilaç kullanımının önüne geçmek için üretim sürecinin anlık dijital kaydı zorunlu hale getirilmelidir.

2. Kooperatifleşme ve Aracı Zincirinin Kısaltılması: Fiyatların tarladan rafa 4-5 kat artmasının sebebi, katma değer yaratmayan aşırı sayıdaki aracıdır.

Güçlü Kooperatifler: Avrupa’daki (örneğin Hollanda) modelde olduğu gibi, çiftçi tek başına değil, kooperatif çatısı altında pazarlık yapmalı.

Doğrudan Tedarik: Belediyeler ve yerel yönetimler, üretici kooperatifleri ile tüketiciyi doğrudan buluşturan "Üretici Pazarları" veya dijital satış platformlarını yaygınlaştırmalıdır.

3. Gıda Denetiminde "Sıfır Tolerans" ve Şeffaflık: Gıda güvenliği sadece bir tarım sorunu değil, bir güvenlik meselesidir.

Ağır Yaptırımlar: Taklit ve tağşiş (hileli gıda) yapan firmalara verilen cezalar, "ticari bir risk" olmaktan çıkıp "caydırıcı bir ceza" haline getirilmelidir.

Bağımsız Denetim: Laboratuvar analizleri sıklaştırılmalı ve sonuçlar, marka gözetmeksizin kamuoyuyla anlık olarak paylaşılmalıdır.

4. Bilinçli Tarım: Pestisit ve Gübre Yönetimi: "Ne yediğimizi bilmiyoruz" dememizin temel sebebi, kontrolsüz zirai ilaç kullanımıdır.

Reçeteli İlaç Kullanımı: Zirai ilaçlar, tıpkı eczanelerdeki ilaçlar gibi sadece uzman mühendislerin reçetesiyle ve dozunda kullandırılmalıdır.

Toprak Analizi: Çiftçiye "toprağın ihtiyacı kadar" gübreleme yapması için ücretsiz analiz desteği verilmeli, böylece hem toprak korunmalı hem de gıdadaki kimyasal yük azaltılmalıdır.

5. Tüketici Bilinci ve Gıda Okuryazarlığı: Halkın ne yediğini sorgulaması için eğitilmesi gerekir.

Gıda Okuryazarlığı: Okullarda gıda okuryazarlığı dersleri verilmeli. Etiket okuma, mevsimsel beslenme ve sürdürülebilir tarım konularında toplum bilinçlendirilmelidir.

Analiz Raporlarına Erişim: Büyük market zincirlerine, sattıkları taze meyve-sebze grupları için haftalık analiz raporlarını reyonlarda sergileme zorunluluğu getirilmelidir.

Özetle: Çözümün Formülü: Gıda güvenliğini sağlamak için denklemi şu şekilde kurmalıyız:

(Güvenli Gıda = (Dijital Takip + Denetim) X Kooperatifleşme)

Bu sistem kurulmadığı sürece, sadece fiyatı değil, sağlığımızı da yüksek maliyetlerle ödemeye devam ederiz.

“Peki, bu dönüşümde en büyük görev devlete mi, yoksa bilinçli tercihler yapması gereken tüketiciye mi düşüyor?”

Aslında bu bir "tavuk mu yumurta mı" hikayesi gibi görünse de, sistemin kilitlendiği nokta devletin regülasyon gücü ile tüketicinin talep gücünün birleştiği yerdir. Ancak dürüst olmak gerekirse, bu dönüşümün lokomotifi devlet, yakıtı ise tüketici bilinci olmak zorundadır.

Şöyle bir ayrım yapabiliriz:

1. Devletin Görevi: Oyunun Kurallarını Koymak ve Denetlemek. Devlet, gıda güvenliğini bir "milli güvenlik" meselesi olarak görmelidir. Tüketici ne kadar bilinçli olursa olsun, raftaki ürünün içindeki pestisit kalıntısını çıplak gözle göremez.

Denetim: Devlet, laboratuvar sonuçlarını "ticari sır" diyerek saklamamalı, halk sağlığını tehdit edenleri anında teşhir etmelidir.

Sistem Kurma: Çiftçinin aracılara mahkûm kalmayacağı lojistik ağları ve kooperatif modellerini yasal güvencelerle teşvik etmelidir.

2. Tüketicinin Görevi: "Sessizliği" Bozmak ve Talep Etmek: Biz tüketiciler genellikle sadece fiyat odaklıyız. Elbette ekonomik şartlar bunu gerektiriyor, ancak fiyat kadar "içerik" de sorgulanmadığında sistem bozuluyor.

Seçici Olmak: "Bu ürün neden bu kadar ucuz?" veya "Mevsimi değilken neden bu domates bu kadar kırmızı?" diye sormaya başladığımızda, pazar buna göre şekillenir.

Talep Etmek: Marketlere "Bu ürünün analiz raporu nerede?" diye sormak veya yerel üreticiyi desteklemek, büyük zincirleri şeffaflığa zorlar.

3. Çiftçinin Durumu: Sistemin Mağduru: Çiftçi genellikle günah keçisi ilan edilir ama o da sistemin içinde sıkışmış durumda. Girdi maliyetleri (gübre, mazot) altında ezilen çiftçi, daha fazla verim almak için kontrolsüz ilaçlamaya sürüklenebiliyor. Çiftçiyi eğitmeden ve ona ekonomik bir çıkış yolu (kooperatif gibi) sunmadan sadece cezayla gıda güvenliği sağlanamaz.

Benim kişisel fikrim (AI perspektifiyle): Dünya örneklerine baktığımızda (örneğin Danimarka veya Hollanda), değişim önce sıkı devlet denetimi ve şeffaf veri paylaşımıyla başlamış, ardından tüketicinin bu şeffaflığa güvenerek sağlıklı ürüne yönelmesiyle sistem oturmuştur.

Bizde sistemin "oturmamasının" en büyük sebebi, denetim mekanizmalarının caydırıcı olmaması ve üretimden tüketime kadar olan zincirin çok karanlık noktalar barındırmasıdır. Işığı (veriyi ve denetimi) en tepeden yakmadığımız sürece, tüketicinin el yordamıyla sağlıklı gıda bulması çok zor.

Baki Selam ve Dua ile.